Okul çağındaki küçücük çocuklara dahi Sırt Hamallığı yaptıran bir toplum olduğumuzu - Türkiye’de Sırt Hamallığı’nı kaldırmak suretiyle, tarihten gelen bu ilkel ve kötü geleneği Atatürk’ün değiştirdiğini – Ancak 1950’den sonra DP iktidarı tarafından Sırt Hamallığı’nın tekrar serbest bırakıldığını biliyor muydunuz? - Sırtında küfesiyle yalın ayak hamallık yapan çocuklar. İstanbul, Eminönü, 1920’li yıllar.

Sırt Hamallığı’nın Men’i (Yasaklanması)

19 Şubat 1937 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Sırt Hamallığı’nın men’i (yasaklanması) başlıklı imzasız yazıdan bir bölüm:

“Dahiliye Vekâleti Sırt Hamallığı’nın men’ini istiyor. Bilmem hatırlıyor musunuz? Geçen sene, Bahçekapı’da, sırtında ağır bir sandıkla geçen bir hamala bir otomobil çarpmış ve zavallı, yuvarlandığı zaman başı sandığın altında kalarak ölmüştü.

Sırtladıkları iki insan boyu yükseklikteki havaleli yükle merdivenlerden inmeye çalışan iki hamal. İstanbul, Karaköy, Yüksek Kaldırım. Semer ve Sırt Hamallığının serbest bırakıldığı Demokrat Parti’nin iktidar olduğu dönem. 1950’li yıllar

İstanbul’un dik yokuşlarında el arabalarıyla eşya nakliyatı yapılamayacağı hakkındaki itirazlara rağmen, Dahiliye Vekâleti, daha o zaman, belediyelere Hamallığın ıslahı için tamimler göndermişti. Yanılmıyorsam, Ankara Belediyesi de, bu tamimin isteğini hemen tatbik etmişti.

Geçen gün, Karaköy’de, bir hamalın arkasındaki ağır yükle düşüp beyni patlayarak ölmesi üzerine Dahiliye Vekâleti, yeni bir tamimle Sırt Hamallığı’nın men’ini istedi. Vekâletin isteği pek musibdir. Bu şekil yük taşıma, hem halk, hem de bizzat Hamallar için tehlikelidir.

Hiç unutmam, bir kış günü, Tophane caddesinde, sırtında hayli kıymetli bir mermer lâvabo taşıyan bir ihtiyar hamal, buz tutmuş kaldırımda ayağı kayarak yuvarlanmış, hem kendi bacağı sakatlanmış, hem de arkasındaki yük parça parça olmuştu. Adamcağız, belki de, kırılan ayağından ziyade kınlan mermere acıyarak hüngür hüngür ağlamıştı.

Denilebilir ki her zaman kaza olmaz. Doğrudur; kazaların mahdut olduğunu kabul ederiz. Hatta, üstelik Sırt Hamallığı’nın medenî bir şehre yaraşmayışını da bir tarafa bırakabiliriz. Fakat Sırt Hamallığı, Hamallık eden vatan çocuklarının sıhhati itibarıyla da muzırdır. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki insanlar, az kuvvet ve az zahmetle çok iş görmeyi ağır ve tehlikeli işlerde sıhhat ve hayat yıpratmamayı şiar edinmişlerdir. Biz ise, kasıklarımızı çıkaran, vücutlarımızı kamburlaştıran ve kim bilir, daha ne gibi kusurlara, hastalıklara ve maluliyetlere sebebiyet veren Sırt Hamallığı ile can telef ediyoruz. Araba ve hayvanların çıkamadığı yokuşları, ağır yüklerin altında ezilmiş, boyun damarları fırlamış ve kan ter içinde kalmış zavallı Hamalların çıkışların, tahammül ve hatta seyredilebilecek insani bir manzara mıdır?

Hayvanlara fazla yük vurulmasına dayanamayan hassas insanların, hemcinslerinin bu hallerine daha fazla acımaları lâzım gelir.


Cumhuriyet gazetesi, 19 Şubat 1937, sayfa: 2