Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünûsî

İstiklâl mücadelesi sırasında Atatürk’ün irtibatta olduğu âlimlerden biri de Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî’dir. Bu büyük âlim Afrika’da doğup gelişen ve büyük hizmetler ifa eden Sünüsi hareketinin büyüklerindendir. Trablusgarp işgali sırasında İtalyanlara karşı verdiği büyük mücadele ve kahramanlığı ile tarihe geçmiş din âlimi ve büyük liderlerdendir.

Osmanlı Devleti İtalya ile barış yapmak zorunda kalıp buradan çekildikten sonra da mücadelesini sürdürerek işgale direnmiş, Osmanlı Devleti de el altından desteğini sürdürmüştür. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ile bağını en güçlü şekilde devam ettirmiş, savaşın sonlarına doğru İstanbul’a davet edilmiş ve kendisine büyük bir alâka gösterilmiştir.

Milli Mücadelede Libyalı bir mücahid: Şeyh Ahmed Sünusi

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî Milli mücadele sırasında Anadolu’nun birçok yerini gezerek Kuvay-ı Milliyecilere destek olmuş ve onlar için vaizlik yapmıştır.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî 1873 yılında Jagbub’da dünyaya geldi. Sünüsîlerin önderlerinden olan Muhammed Şerif’in oğludur. 1902 yılında Muhammed Mehdi’nin vefatı üzerine Sünüsîlerin başına geçti. Sünüsîler, Afrika’da Özellikle Sahra ve Sudan bölgesinde geniş bir nüfuza sahiptiler. Yaklaşık bir asırdan beri devam eden sömürgecilik hareketleri ve özellikle İslâm topraklarını ele geçirip sömürgeleştirme teşebbüslerinin hız kazandığı bir dönemde Afrika’daki topluluğun başına geçti. Sünüsîler, İtalya’nın Trablusgarp’ı işgaline kadar, tamamen dinî hizmetlerle iştigal etmekte ve her hangi bir askerî harekâtın içinde yer almamışlardı. Ancak, özellikle 1900’leri başından itibaren İtalya’nın açık bir şekilde Trablusgarp’a göz dikmesi ve burayı işgal için fırsat kollaması Osmanlı hükümetini telâşlandırmaktaydı.

Osmanlı Devletine samimi bir şekilde bağlı bulunan Sünüsîler, işgal girişimlerine karşı silâhlandırılmaya başlandılar. Devlet, herhangi bir saldırı durumunda buraya zamanında askerî yardımı ulaştıramayacağını hesap ettiğinden, özellikle devlete son derece bağlı bulunan ve bu bağlılıkları Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî zamanında âdeta zirveye çıkan yerli halkı işgaller karşısında harekete geçirdi. Sünüsîler, Önce Orta Afrika’yı işgal eden Fransızlarla büyük bir mücadeleye girişti ve kahramanlıklar gösterdiler.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, 1911 Trablusgarp işgali üzerine, İtalyanlara karşı büyük bir mücadeleye girişti. Enver Paşa ile yaptığı görüşmeden sonra Türk ve Arap subayların komutasında teşkil ettikleri kuvvetlerle direnişe geçtiler. Enver Paşa, hükümetin içinde bulunduğu şartları gereği İtalyanlarla barış antlaşması yapmaya mecbur kalındığını Sünüsî’ye izah ettikten sonra, yinede cihada devam etmeleri tavsiyesinde bulundu. Ayrıca, bu mücahitlerin elinde bulunan bölgelere yazılan resmî yazılarda “Sünüsî Hükümeti” başlığı taşıyan kâğıtların kullanılması da dikkate değerdir.(1)

Trablusgarp savaşında beklendiği üzere, Osmanlı Devleti buraya askerî güç sevk edecek durumda değildi. Bir yıl geçmeden Balkan Savaşı’nın başlaması devleti daha zor durumda bıraktı. Bu gelişmeler üzerine işgalci İtalya’ya karşı halk kendi savaşını vermek zorunda kaldı. Uzun bir süre İtalyanlar kıyıda sıkışıp kaldılar ve ülkenin içlerine doğru ilerleyemediler. Osmanlı Devleti İtalya ile barış antlaşmasını (Uşi) imzaladıktan sonra da buradaki Sünüsîlerin mücadelesi ve savaşı devam etti.

Şeyh Ahmet, Birinci Dünya Savaşı sırasında kendine bağlı birliklerle İngiliz kuvvetlerine karşı savaştı. Bu arada Padişah tarafından 1915 yılında Trablusgarp valisi ilân edildi. Ancak, İngilizlere karşı yaptığı savaşta, Sollum’da yenilgiye uğrayınca çekilmek zorunda kaldı. Diğer taraftan Cemal Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun da İngiliz kuvvetlerine karşı yenilmesi Sünüsîlerin mukavemetini daha da zayıflattı.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Sultan Reşat tarafından İstanbul’ a davet edildi. Şeyh Ahmet bu davete uyup 1918 yılı başında İstanbul’a geldi. İstanbul’a gelişinde Haydarpaşa’da, aralarında Enver ve Cemal Paşaların da bulunduğu bir topluluk tarafından karşılandı. İslâm dünyasında önemli bir etkiye sahip olduğundan, İslâm beldelerini dolaşarak Osmanlılara ve Halifeliğe karşı bağlılığın güçlendirilmesi faaliyetlerine girişmesi istendi. Bu amaçla seyahate çıkacağı sırada padişahın vefatı üzerine yolculuğa çıkamadı. Yeni padişah Vahdettin’in tahta çıkış merasimlerine katıldı. Bizzat padişaha kılıç kuşatıp duada bulundu.(2)

Ahmet Sünûsî’nin Milli Mücadele’deki Tesiri

Atatürk, Libya’da olduğu günlerde, daha sonra milli bir kahraman olacak olan Ömer Muhtar’la ve daha sonra Anadolu’ya gelip Kurtuluş Savaşı’na katılacak olan Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî ile tanışıp dost olmuştur.

Atatürk, İngiltere’nin, Fransa’nın ve ABD’nin “ayrılıkçı Kürtleri” Milli harekete karşı kışkırtmak için her yolu denedikleri Kurtuluş Savaşı günlerinde, Kürtleri Milli harekete kazanmak için Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları Güneydoğu Anadolu bölgesine ve Kuzey Irak’a, Kürt-Arap-İslâm dünyasında çok iyi tanınan Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî’yi göndermiştir.

Kurtuluş Savaşı başladığı sırada Bursa’da bulunan Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, Bekir Sami Bey aracılığıyla Atatürk’e haber göndererek Milli harekete katılmak istediğini bildirmiştir. Bunun üzerine Atatürk, bir mektup yazarak onu Ankara’ya davet etmiştir:

“Şeyh Sünüsi Hazretlerinin milli mücahadelere yardım hususunda gösterdikleri hissiyata şükran arz eyleriz. Hilâfet makamının fiilen işgali karşısında Şeyh Hazretlerinin duydukları infial hissinin İslâm âlemine tebliği pek ziyade lâzım ve faydalı olacaktır. Bu konuda icap eden görüşünüzü ayrıca arz ederiz. Şeyh Hazretlerinin Ankara’da bulunmalarını arz ederiz.”

15 Kasım 192O’ de Ankara’ya gelen Şeyh Ahmet Eş Şerif Es Sünüsî onuruna Atatürk, 23 Kasım’da Meclis’te bir yemek vermiştir.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, burada yaptığı konuşmada şöyle demiştir:

“İslâmiyet’in yok olmasının muhakkak görüleceği bir halin meydana çıkması üzerine Müslümanların ümitleri kesildiği bir sırada Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, arkadaşlarıyla beraber din uğruna savaşmaya başladı ve siz de beraber savaştınız, cihat ettiniz. Bu hizmet bütün İslâm âleminin devamına ve kurtuluşuna ait mukaddes bir vazifedir.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise cevabî konuşmasında Sünüsilerden ve Şeyh Ahmet Sünüsi’den şu övgü dolu sözlerle söz etmiştir:

“Sünüsi teşkilâtı diğer teşkilâtlar gibi sadece bir tarikat değildir; bu tarikat insanlığı İslâmiyet’in saadet yolunda yürütmeye yönelik esaslı bir teşkilâttır. Bu gece huzurlarıyla müşerref olduğumuz zat, İslâm âleminde büyük bir esasa dayanan mukaddes bir teşkilâtın başında bulunan yüce bir zattır. Dolayısıyla bundan sonra kendilerinin İslâm âlemine yapacakları hizmetler, şimdiye kadar olan hizmetlerini taçlandıracaktır. Ve bu sayede Türkiye devleti’nin, bütün İslâm cihanının dayanak merkezi olan Türkiye devletinin de sağlamlaştırılmasına hizmet etmiş olacaklardır. Seyyid Ahmet Şerif
Sünüsi Hazretlerinin gelecekteki hizmetlerine şimdiden gerek şahsım ve gerek TBMM namına teşekkür arz eylerim.”

Atatürk, Şeyh Ahmet Sünüs-i’ye, aynı amaca hizmet eden üç farklı görev vermiştir:

1. İslâm dünyasındaki antiemperyalist hareketleri Ankara’nın etkisi altına almak.

2. Arap-İslâm dünyasında, özellikle de Irak ve Suriye’de Hilâfet propagandası yaparak bölgedeki Müslüman Arapları İngiltere ve Fransa’ya karşı harekete geçirmek.

3. Türkiye içinde, özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Doğu ve Güneydoğu’da, Milli harekete katılımı arttırmak ve ayrılıkçı Kürtçü propagandasına karşı propagandayla yanıt vermek.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, Atatürk’ün kendisine verdiği bu üç görevi yerine getirmek için hemen harekete geçmiştir.

Atatürk Ankara Vilayet Konağı kapısı önünde Nevşehir’li Hasan Fehmi Efendi tarafından yapılan duayı dinlerken. (27 Aralık 1919)

İstanbul’daki Amerikan temsilcisi, 26 Ocak 1922 tarihli raporunda, Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî’nin, muhtemel bir Kürt ayaklanmasını önlemek için Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları bölgeye gönderildiğini bildirmiştir.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî ile Atatürk arasında çok yakın bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh’in gördüğü rüyaları sık sık Atatürk’e anlatması, bu yakın ilişkinin kanıtlarından sadece biridir.
Atatürk, Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî’yi “Genel vaiz” olarak görevlendirmiştir. Görevi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da il il gezerek camilerde vereceği vaazlarla Kürtleri Milli harekete katılmaya çağırmaktır.

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, bu görevini eksiksiz yapmıştır. Her gittiği yerde verdiği vaazlar ve hutbeler çok etkili olmuştur. Sivas’ta ve Urfa’da birer kongre düzenleyen Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî, Güneydoğu Anadolu’daki propaganda çalışmalarıyla birçok Kürt aşiret reisini Milli harekete katılmaya ikna etmiştir.

Şeyh Ahmed Eş-Şerif Es-Sünüsî, Diyarbakır’a gittiğinde büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Hâkimiyet-i Milliye, Öğüt ve Anadolu’da Yeni Gün gazeteleri bu coşkulu karşılamayı haber yapmışlardır. Bir süre Diyarbakır’da kalan Şeyh Ahmed Eş-Şerif Es-Sünüsî, bu vaazlar sırasında Ankara, Konya, Sivas, Elâzığ üzerinden, Urfa ve Diyarbakır’a, sonra Mardin’e, oradan da Musul’a kadar gitmiştir.

İslam Kahramanları Kartpostalı, Mustafa Kemal Paşa o yıllarda İslam’ın kurtarıcısı olarak görülüyordu ki zaten öyle idi

Şeyh Ahmet Eş-Şerif Es-Sünüsî’nin Anadolu’daki çalışmaları İngiliz istihbaratının dikkatini çekmiştir. İngiliz istihbaratı, Şeyhin adım adım Anadolu’yu gezdiğini belirterek, onun etkisinin Irak, Suriye ve Hicaz’a kadar yayılmasından endişelendiğini Londra’ya rapor etmiştir.

Şeyh Ahmet, 1922 yılı sonlarına doğru Şam’a gitti. Ancak, Fransızlar burada kendisini rahat bırakmadılar.

Şam’ı terk etmek zorunda kaldıktan sonra Hicaz’a giderek Ömrünün son demlerini ibadet ve dua ile geçirdi.

10 Mart 1933 tarihinde kutsal topraklarda Hakk’ın rahmetine kavuştu. Azmi, kararlılığı, cesareti, her türlü tehlike ve zorluk karşısında soğukkanlılığını muhafaza etmesi ile tanındı. Kendisi ile görüşenler üzerinde hep müspet etki yaptı.

Hiçbir zaman düşmanlarına boyun eğmediği gibi, kendisine teklif edilen makam ve mevkileri de reddetti.

Şeyhin Gördüğü Rüya ve Atatürk

Memleketin her tarafında çetin bir mücadele ve mukavemet başlamıştı. Ankara bir kurtuluş burcu ve Mustafa Kemal’in adı bir bayrak olmuştu. Antep, mücadele günlerinin acı bir devresiydi. Memlekette istiklâl şuurlaşmış, topyekün bir vuzuh kazanmıştı.

O zaman ilkokulun ihtiyari sınıfındaydım. Bir sabah okula geldiğim zaman çocukların bahçede toplanmış olduğunu gördüm. Din dersleri muallimi Hafız Halil Efendi’nin konuşacağını söylediler.

Halk da okulun bahçesinde toplanmıştı. Az sonra Hafız Halil Efendi kürsüye çıktı. Titrek fakat heyecanlı bir sesle:

-Din kardeşlerim, sizi Şeyh Sünüsî Hazretlerinin bir tebşiri için buraya topladım, dedi ve şu vakayı anlattı:

Şeyh Sünüsî Hazretleri bir gece Peygamberimizi (sav) rüyasında görmüş ve koşup elini Öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben, “Ya Resulullah niçin sağ elinizi vermediniz?” diye sual edince şu cevabı almış:

Sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal’e uzattım.

Bu rüyayı anlatan Hafız Halil Efendi’nin elleri, çenesi ve dili titriyordu. Gözleri dolu doluydu; hitabesi kalabalığı etkilemişti. Birden gür ve imanlı bir sesle şöyle haykırdı ve kürsüden indi.

-Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin (sav) sağ eli onun elindedir. Buna iman edin!

Sonradan öğrendiğime göre, Merhum Hafız Halil Efendi bu rüyayı camide vazetmiş ve onu imanlı tefsirlerle tamamlamıştır.(3)

Kaynaklar: 1-Libya, Trablusgarp, Bingazi ve Fizan, Celal Tevfik Karasapan, Ankara 1960, s.218

2-İki Devrin Perde Arkası, Hatırat, Yazan Samih Nafiz Tansu, Hüsamettin Ertürk, Hilmi Kitabevi 1957, s.477-479

3-Her Yönüyle Atatürk, Avni Altıner