Pembe Köşk’ün Öyküsü

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanlarının resmi konutu olan Çankaya Köşkü’nün inşasına 1930’da başlandı. Binanın mimarı birçok bakanlık binalarını da yapan Viyanalı Profesör Holzmeister idi.

1932’de yapımı biten Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü başkentin en görkemli binası olacak ve Gazi – sonra Atatürk – bu çok sevdiği yerde hayatının son yıllarını geçirecekti.

İsmet İnönü’nün Çankaya Pembe Köşkü’nde Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ve beraberindekiler – Soldan sağa: İran Ankara Büyükelçisi Sadık Han, TBMM Başkanı Kazım Özalp, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras, Orgeneral Ali Sait Akbaytugan, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi, Başvekil İsmet İnönü. İsmet Paşa’nın Çankaya’daki köşkünde. 17 Haziran 1934

(Not: Fotoğrafın sol kısmında duvarda bilardo ıstakalarının takılı olduğu yer görülüyor. Fotoğrafın çekildiği yer Pembe Köşk’ün bahçeye bakan kubbeli ve camekanlı bölümü olmalı. Ayrıca tavan, pencere önü mobilya ve doğramalarının detayları köşkün günümüzdeki haline uygun olduğu anlaşılıyor.)

Atatürk’ün Nöbet Defteri’nde 17 Haziran 1934 tarihinde “İran Şahı Hazretleri şerefine İsmet Paşa’nın ziyafet verdiği bilgisi mevcuttur. Sayfa. 292.

Çankaya … 1923-1933 yıllarında, Gazi Mustafa Kemal’in oturduğu ve çalıştığı tepenin adı, halk arasında adeta Olemp dağı gibi efsanevi bir anlam kazanmıştı. Günlük yaşantıya girmişti bu ad: “Çankaya’da dün akşam..” “ Çankaya’dan gelen haber..” “Çankaya’da verilen karar..” Gazi, sık sık yurt gezilerine çıkıyor, İstanbul’a gidiyordu, ama asıl yurdu, asıl kararlarını verdiği yer Çankaya idi.

Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da ilk Ankara’ya geldiğinde Keçiören yolundaki Ziraat Mektebi’nde hem çalışmış, hem de yatmıştı. 23 Nisan 1920’de Meclisin açılması ile birlikte, bugün Ankara garında, müze olarak muhafaza edilen eski iki katlı İstasyon binasının üst katında oturmaya, alt katında çalışmaya başladı.

Fakat Ankaralılar buna razı olmuyorlardı. Mustafa Kemal daha rahat yaşamalı idi, nefes alabilmeli idi. O yıllarda Ankara’nın merkezi Kale ve civarı idi… Ankaralılar yaz aylarında; Çankaya, Dikmen, Etlik ve Keçiören’deki bağ evlerine sayfiyeye göç ederlerdi. İşte başlarında, Ankara Müftüsü ve Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Başkanı, aydın ve vatanperver din adamı Rıfat Börekçi Hoca’nın bulunduğu bazı Ankaralılar birleşip aralarında para topladılar ve Çankaya’da bölgenin en yüksek yeri olan, bahçesinde yetişmiş kavak ağaçları olan bir bağ evini sahipleri Bulgurluzade Mehmet ve Rıfat Beylerden satın alıp, Mustafa Kemal’e hediye ettiler. Bir zamanlar bir İngiliz yapağı taciri oturduğu için nispeten iyi durumda olan köşk biraz onarıldıktan sonra, Mustafa Kemal burada oturmaya başladı.

İki katlı, tahta kepenkli köşk, 1924 yılında tadil edildi. Köşke 1926 yılında kalorifer tesisatı yapıldı. 1932’de yani “Pembe köşk” yapıldıktan sonra da Gazi kendisine verilen bu köşkü Ordu’ya devretti. Gazi, ilk köşkü olduğu gibi muhafaza ettirdi ve yakın arkadaşlarını orada ağırladı. Her iki köşkte de pembe ve yeşilin tonları hakimdi. İçerisi, eski Türk motiflerine göre süslenmişti.

Şimdi müze olan ilk Çankaya Köşkü’nün camekanlı giriş kısmı koyu kahverengi, tahta oymalı ayna ve koltuklarla döşenmişti. Girişten sonra bir hol vardı. Buradaki bilardo masasında Atatürk her akşam bilardo oynardı. Masanın etrafında koltuk ve kanepeler, merdivenin çıkışında ise piyano bulunurdu. Holün sol tarafında ise ilave çıkıntıda iki bölmeli bir oda vardır. Yabancı elçiler ve misafirleri Atatürk burada kabul ederdi.

Yukarı kata iki dönemeçli merdivenle çıkılır. Sağda şehre bakan üç pencereli oda ve giriş kapısının üstünde bulunan balkon vardır. Sol tarafta ise, Atatürk’ün yatak odası bulunur. Yatak odasına bitişik kısım kitaplık ve çalışma yeri olarak düzenlenmiştir. Atatürk, burada arkadaşlarını kabul eder ve önemli kararları alırdı.

Cumhuriyet’in ilanına kadar burada karar verilmiş, Büyük Nutuk burada yazılmıştır.

Çankaya, yaz aylarında çok güzel oluyordu. Yalnız kış aylarında burada oturanlar için ezalı, cefalı, hatta tehlikeli bir dönem başlıyordu. Ankara’dan Çankaya’ya yol Kavaklıdere’den sonra çok dikleşiyor ve bu yüzden kar yağınca şehirle bağlantı bazen haftalarca kesiliyordu. Civara kurtlar indiğinden dışarı çıkmak bir hayli tehlikeli oluyordu. Hele 1925 yılı sert bir kış olmuş, Çankaya’da oturan Ruşen Eşref’in (Ünaydın) evine akşam yemeğine gelen Falih Rıfkı (Atay) ile Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) kar bastırdığı için üç gün evlerine dönememişlerdi.

Mustafa Kemal’in, onarılıp yerleştirilen Çankaya Köşkü, hem ikametgâh, hem çalışma yeri olarak ihtiyaca yetmemeye başlamıştı. Ankara, yeni baştan inşa edilirken, bugünkü Pembe Köşk’ün de temelleri atıldı ve Viyanalı mimar Holzmeister’in planlarını yaptığı bu modern konuta Gazi Mustafa Kemal Paşa 1932’de yerleşti.”

Kaynak: 50 yıllık Yaşantımız 1923-1933, Milliyet Yayınları, 1975, sayfa: 71-72