Peki En Sıkıntılı Günlerde Büyük Atatürk Ne Yapmıştı?

Özellikle 1929 dünya buhranından önce ve sonra… Çok kısaca araştırıldığında görülüyor ki henüz barış anlaşması bile imzalanmamışken, İzmir’de yapılan kongrede ihracatın teşviki, lüksten kaçınılması, sanayiye yönelme, tütün tarımının ve ticaretinin serbestliği, Reji’nin kaldırılıp TEKEL’in kurulması konuşulmuş.

İlk 7 yılda devletin, tarım ve sanayinin gelişiminde özel girişimleri ‘‘milli çıkarlar çerçevesinde” desteklediği görülüyor. Tarıma destek iki katına çıkmış, aynı yıllarda çiftçi başına düşen ekili arazinin yalnızca %5 olmasından dolayı 711 bin hektar arazi öküzüyle beraber halka verilmiş, 682 no.lu kanunla yerli tohum çiftçiye bedavaya dağıtılmış, ilkel tarımdan çağdaş tarıma geçerken tarım okulları açılmış, Tarım Kredi Kooperatif ve çiftlikleri kurulmuştu. 1929’a kadar dış ticaret hacmi iki katına çıkmıştı.

Tüm dünyada ekonomik buhranın yaşanmasıyla Atatürk çok zor borç bulabilmişti ve aldığı her borç ile bir fabrika açmıştı. Örneğin Rusya’dan aldığı borç ile Kayseri, Nazilli, Malatya pamuklu dokuma fabrikaları ya da Avrupa’dan alınan borç ile Karabük Demir-Çelik, Çatalağzı Elektrik Santralı kurulmuştu.

1930’da Atatürk tahıl ve un ithalatını yasaklamış, tahıl üretimini üç milyon tona çıkarmış; devletçilik ilkesiyle dokuma, maden, kağıt, kimya, cam, çimento gibi sektörlerde sadece yerli üretim ile tüm talebin %80’ini karşılamayı başarmıştı. 1935/38 arası Almanya ile ihracat %15’ten %44′ çıkmıştı.

25 kuruşa yün satıp, 3 bin kuruşa geri alıyor olan bir saltanat yönetimi; yerini uçak fabrikası kuran, beraberinde marangoz, manav, hububatçı, terzi, ayakkabıcı, demirci, bakırcı, tornacı, frezeci, kaportacı, kaynakçı, motorcu ustaları gibi zanaatkârları ortaya çıkarıp güçlendiren, deniz ve demiryollarını millileştirip yapımına devam eden bir halk yönetimine bırakmıştı. 1938’de 112 milyon ayrılan İkinci kalkınma planı, ağır sanayi üzerine olacaktı; vefat etmeseydi…

Yapılanları birkaç paragrafla anlatabilmek elbette mümkün değil fakat görülüyor ki Atatürk; hem borç ödeyen hem enflasyonu düşüren, hem halkı doyuran hem yıkık ve dumanı üzerinde tüten bir ülkenin yeniden tamir ve bakımını yapan, milli üretimin, milli ekonominin, milli eğitimin, dışa bağımlılığı sürekli azalan milli bir devletin temellerini atarak bütün dünyaya ekonomi dersi de vermişti. Keşke bugün TV’lerde Atatürk’ün, durmaksızın 10 yıl sürmüş bir savaşlar silsilesinden çıkmış ve sonra dünya buhranına girmiş bir devletin içinde bulunduğu krizi nasıl yönettiği konuşuluyor olsaydı. Ayrıntılar için Kafkas Ünv-Atatürk dönemi Türkiye Ekonomisi makalesi, 1982 Ankara Ünv – Atatürk dönemi ekonomi politikası ve Türkiye’nin ekonomik gelişmesi okunabilir.