Rauf Orbay Atatürk Ali Fuat Cebesoy

Milli Mücadele’ye Zemin Hazırlayan Görüşme

1.Dünya Savaşı, İtilaf ve İttifak devletleri temelinde iki gruplaşma içinde yer alan ülkelerin birbirlerinin hakimiyet alanlarına elde etmek istemeleri ve birçok nedenden dolayı, Avusturya arşidükü Franz Ferdinand‘a yapılan meşhur suikast sonucunda meydana gelecektir.

Suikast sonrası Franz Ferdinand ve eşi Prenses Sophie’nin cansız bedenleri cenaze töreninde.

Bu savaş geniş sınırlara hakim Osmanlı Devleti‘nin yıkılış sürecini hızlandırmaya ve varlığını noktalamaya yetecektir. Milli Mücadele‘nin neden veya niçin gerekli olduğunu anlamak için 1.Dünya Savaşı‘nın neticelerine bakmak lazımdır, savaş sonucunda mağlubiyeti kabul edip antlaşma imzalamaya mahkum olan devletlerden birisi de Osmanlı Devleti’dir. Bir ülkeyi ayakta tutan en önemli temel ögeler arasında yer alan ülkenin askeriyesi ve ekonomisi, 1. Dünya Savaşı sürecinde yeterince Osmanlı Devleti’ni yıpratmasına karşın, savaşın neticesinde Mondros Mütarekesi imzalanmıştır. Ağır yaptırımları bulunan bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin askerlerinin terhis edilmesi ve silahlarını teslim etmesi ile ülke varlığını fiilen ve resmen sonlandırmaya yetecektir.

Mondros sonrasında toplanan Osmanlı ordusuna ait silah ve techizatlar, 1919

Çünkü bu antlaşmayla beraber aşağıda belirteceğimiz üzere ülkenin başkenti işgal edilecek, Türk’ün kara günleri başlayacak ve Milli Mücadele’nin ışığında son bulacaktır.

İstanbul Taksim’e giriş yapan İngiliz işgal kuvvetleri.1920

İşte bu kara günü ortadan kaldıracak olan Milli Mücadele fikri aşağıda kaynaklarıyla belirtilmiş olan görüşme ile uygulanmaya konulmak için başlangıç olacaktır.

1919 Mayısının 14’üncü günü akşamı İstanbul’da Sultan Vahdettin’in Sadrazamı Damat Ferit’in Nişantaşı’ndaki konağına iki kişi davetlidir.(Bu davet bir milletin kaderini bütünüyle etkileyecektir, iklimleri ve milletleri hakimiyetinde bulunduran Osmanlı Devleti son zamanlarını yaşamakta ve toprakları emperyalist güçlerin eline geçmiş olmakla beraber, başkent İstanbul dahi bu güçlerin yönetimine ve zulmüne maruz kalmıştır. Türk milletini bu zulüm ve tutsaklıktan kurtaracak kahraman bu görüşmenin en önemli şahsiyeti olarak değerlendirmek elbette doğru bir yargı olacaktır.) Bunlardan biri Mustafa Kemal, diğeri Cevat Paşa‘dır.

Damat Ferit bu iki davetliyi, Samsun’da meydana gelen ve bastırılması acil gereken isyan meselesinin çözüme nasıl kavuşabileceğini anlatmaları için konağına davet etmiştir.

Şüphesiz Cevat Paşa, Milli Mücadele‘ye ışık olacak bu görüşmede kilit rol oynayacaktı. Çünkü Mustafa Kemal Paşa Anadolu’ya geçmek için bir neden bulmaya çalışıyor ve bu neden sayesinde Anadoluya geçerek Milli Mücadele hareketini başlatmayı planlıyordur.

Yangın yeri, işgâl edilmiş bir vatan, dağlar eşkiya ve asker kaçağı yuvası…saltanatının kurtuluşunu İngiliz’e yaranmakta bulan bir halife… İstanbul’un Türk düşmanı satılık kalemleri; Ali Kemâl’ler ve niceleri…Amerikancılar, İngilizciler…Ve artık yolun sonuna gelindiğini düşünen umutsuzlar…Tüm bunların karşısında umudunu hiçbir zaman yitirmeyen, 38 yaşında, Samsun’dan bir güneş gibi doğmasından bir ay evvel son fotoğrafını çektiren EN BÜYÜK TÜRK PAŞASI: MUSTAFA KEMÂL PAŞA…

Türk’ün işgal kuvvetlerince uğradığı tüm taciz ve tecavüzlerin en kısa sürede bertaraf olması için bu muvaffakiyetin bir an önce gerçekleşmesi gerekli idi. Türk’ün kara günü olan 16 Mart 1919’da, işgal kuvvetleri İstanbul’a ayak bastığında stratejik noktaları kuşatmış ve işgal etmişti. İşgal kuvvetlerinin yaptığı ilk baskınlarından birinde 6 Şehit, 15 Gazi vermiş idik.

İstanbul’un işgal edildiği gün Şehzadebaşı karakolu baskınında şehit edilen bir Türk bekçisi

Bu durumu on yıl sonra 16 MART 1929’DA CUMHURİYET GAZETESİ ”TÜRK, 16 MART’I UNUTMA! ” MANŞETİ İLE YAYIMLAYACAKTI. Haberin devamında ise Hüseyin Suat’ın ”oğluma” diye aktardığı yazı dizesinde Babanın kabrine ömründe sakın atma adım!, Ben bu hicranlı günün şahidi oldum, yaşadım! demiştir…[2]

Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele için düşündüren elbette sadece İstanbul’un işgal edilmesi veya askerlerimizin şehit edilmesi değildi. İşgalci askerler, günümüzde Osmanlı Arşivi’nde de belgelerine rastladığımız Türk kadınına taciz ve tacavüze yelteniyor ve Türk Kadını’nın elbisesini açmak, dokunmak, hatta yanaklarını ısırmak cesaretini göstererek Türk kadınının namusuna göz dikiyordu! Türk evlatları gayrimüslim unsurlarca sokaklarda dövülüyor, Türk erkekleri sebepsizce hatta keyfii olmak suretiyle şehit ediliyordu. İşgalci askerlerin keyfiyeti Türk milletinin adeta sınırlarını test ediyordu, bu konuda vereceğimiz bir başka örnek ise işgalci askerlerin dur! ihtarına uymadığı için şehit edilen Türk evlatlarını göstermek olacaktır ne yazık ki.[3]

(İstabul’un işgal döneminde yaşanılan bu zorlukları dönemin gazeteleri ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleriyle bizlere Yaralı Payitaht:İstanbul’un İşgali adlı eseriyle aktaran Mümin Yıldıztaş‘ın eseri, bu konu hakkında bilgi edinmek isteyenler için şüphesiz eşsiz bir eser olarak okuyucularını beklemektedir.)

Damat Ferit, davetlilerini öncelikle yemek masasına davet eder, ardından Mustafa Kemal Paşa’nın harita üzerinde isyan meselesi ve isyanın bastırılması hakkında izahat vermesini ister.

Mustafa Kemal:

‘Ne noktai nazardan izahat taleb ediliyor?’

‘Mesela’ diyor Damat Ferit:

‘Samsun havalisinde ne yapacaksınız?’

Mustafa Kemal:

Yapılması istenen iş, o havali Türklerinin başladığı Gerillayı bastırmaktı.

Çok sonraları o anı Falih Rıfkı Atay’a Mustafa Kemal şöyle anlatır:

Bu soruya doğru cevap vermek benim için güçtü bunu itiraf ederim, Fakat hiç tereddüt etmeden, Efendim dedim İngiliz raporlarında bu meselenin biraz mubalağa olunduğuna hükmediyorum…

Bu cevaplara karşı Cevat Paşa’nın fikrini soran Damat Ferit, aldığı cevap karşısında da memnuniyet göstermemiş ve sorularına devam etmişti.

Cevat Paşa bu görüşmede Mustafa Kemal Paşa’nın isyanı bastırma meselesinin dışında başka bir niyetinin olduğunu anlıyor ve görüşme sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın lehine uygun olacak adımlar atıyordu.(Cevat Paşa’nın bu tutumları, Türk Milleti’nin bağımsızlık arzusuna ulaşmasında yani Mustafa Kemal Paşa’nın başlatacağı Milli Mücadele fitilinin ateşlenmesi adına büyük önem arz etmektedir.)

Cumhuriyet’in 10. Yıl kutlamalarında Atatürk ve Cevat Paşa(en solda)

Nihayet görüşme sonlanırken Damat Ferit, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben:

Zatı şahaneyi ziyaret ettiniz mi?(Sultan Vahdettin)

Mustafa Kemal: Hayır, irade buyrulmadı.

Damat Ferit: İrade buyuruldu. Ben tebliğ ediyorum yarın kendilerini ziyaret ediniz.

Görüşmenin sona ermesiyle Mustafa Kemal Paşa ve Cevat Paşa Damat Ferit’in konağından çıkarak kolkola yürürler. Nişantaşı caddesinin piyade kaldırımı üzerinden Teşvikiye’ye doğru sıkı adımlarla ilerleyen bu iki arkadaştan biri ötekine, pek samimi bir lisanla sorar:

-Bir şey mi yapacaksın KEMAL?

+Evet Paşam, birşey yapacağım…

-ALLAH muvaffak etsin!

+Mutlak muvaffak olacağız!..[1]

Hazırlayan: Göktuğ Sırkıntı

Kaynaklar:

[1]: Türk Tarih Kurumu Yayını Belleten 2.Kanun 1937 ,Gerilla Hakkında İki Hatıra.

[1]: Salı 16 Mart 1937 Cumhuriyet Gazetesi ”ATATÜRK’Ü DİNLERKEN” (Gerilla Hakkında İki Hatıra)

[2]: Cumartesi 16 MART 1929 CUMHURİYET GAZETESİ

[3]: Bahsi geçen konularda Arşiv belgelerine ulaşmak ve detaylı bilgi edinmek için,YARALI PAYİTAHT İSTANBUL’UN İŞGALİ-Mümin YILDIZTAŞ’ın eseri incelenmelidir.

Bir cevap yazın