Latife Hanım, Atatürk’ün Türk Ulusu İçin Gerekliliğini Anlayamadı

Hüsrev Gerede anlatıyor:

Atatürk, Ordumuzun başında İzmir’e girdikten (9 Eylül 1922) sonra tanınmış tüccarlardan Muammer Bey’in evinde konuk edilmişti. Kendisine Muammer Bey’in kızı Latife Hanım hizmet ediyordu. 

Latife Hanım iyi eğitim görmüş, kibar, terbiyeli, hoşsohbet bir genç kızdı. İyi derecede Fransızca biliyor, yakın akrabalarından Halit Ziya Uşaklıgil’den okuduğu Türkçe’yi çok güzel kullanıyordu. Tüm bu özellikleri ve uygar kişiliği ile ilgisini çektiği içindir ki, Atatürk bir süre sonra onunla evlendi. Ancak, taşıdığı üstün özelliklere karşılık Latife Hanım, nasıl olup da Atatürk gibi yüce bir kişinin Türk ulusu için gerekliliğini anlayamadı, kendi kişiliğinden özveride bulunamadı? İşin bu yönü anlaşılamaz. 

Bilindiği gibi Latife Hanım siyasal hırsa da kapılmış, Gazi’nin yurt gezilerinde çarşafı ve peçesi ile halka nutuklar söylemeye kalkmıştır. Atatürk’ün sonradan bana anlattığına göre, eski Çankaya Köşkünün bahçesinde sesini, davranışlarını eğitip düzeltmek için Demostenes gibi hitabet çalışmaları yaparmış. Bir bakıma Atatürk’le eşit olma, rekabet etme gibi çocukça davranışlar içine girmiş. Meclis’teki muhalif milletvekilleri ile iletişim kurmaktan zevk aldığını da yine Gazi anlatmıştı. 

Falih Rıfkı Atay bir gün Atatürk’ün sofrasında şöyle bir olaya tanık olmuş: Sofradaki belli kişiler şampanya istemişler. Latife Hanım, şampanya getirmeye giden garsonu engellemiş, istekte bulunanlara dönerek “siz şampanyadan ne anlarsınız” diye ev sahipliğine ve konukseverliğe yakışmayan sözler söylemiş. Bunun üzerine Atatürk de “sen bu sofraya layık değilsin” diyerek Latife Hanım’ı oradan uzaklaştırmış. 

Büyükada’daki Splendit Oteli Sahibi İsmail Bey, Gazi’yi ziyaret etmek için eski köşke gitmiş. O sırada Latife Hanım da yanlarındaymış. Biraz sonra Salih Bozok içeriye girmiş. Latife Hanım’ın Bozok’u aşağılayıcı bir biçimde odadan kovması İsmail Bey’i utandırmış, Atatürk’ü de çok sinirlendirmiş. 

Latife Hanım’ın herkesin yanında, her yerde Gazi’yi “Kemal” diye ön adıyla çağırması da hiç kimsece hoş görülmemiştir. Bu değerli kadının resmi durumunu hiç kavrayamadığı anlaşılmaktadır.

Ankara’da uzun süre Alman Büyükelçiliği yapmış olan dostlarımızdan Nadolni’nin, Lâtife Hanım’ın elçi kabullerinde imparatoriçelerin bile protokolce sahip olmadıkları hukuku almak istediğini söylemesi, bu noktadaki dengesizliği tüm çıplaklığıyla göstermektedir. 

Alman Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı tarafından olağan bir törenle kabul olunduktan sonra Latife Hanım, ertesi gün de elçiyi kendisinin kabul edeceğini bildirmiş. Hatta bu iş için bando ve tören birliği hazırlanmasını bile emretmiş. Ancak olayı tam zamanında öğrenen Gazi bu işin önüne geçmiş. 

Latife Hanım, ne yazık ki büyük bir askerin, komutanın önünde komutan olunamayacağını, büyük bir devlet başkanının hukukunun paylaşılamayacağını bilemiyordu. Bu bilgisizlik büyük devlet adamının ev yaşamını dengesizliklerle, güçlüklerle zehirlemiş, sonunda Latife Hanım’ın pişman olup ağlamasına, elindeki tarihsel nimeti kaçırmasına neden olmuştur. 

Kadın doğum uzmanı Doktor Fuat Fehim Caculi, Latife Hanımla ilgili bir hikâye anlatmıştı. Bu kişi abartmayı, dedikoduyu seven birisi olduğundan anlattıklarını doğruluğundan kuşku duyarak dinlemiştim. 

Güya bir gün Latife Hanım çocuk düşürdüğünü öne sürerek yatağa uzanmış. Doktor Fuat Fehim’i çağırmışlar. Gazi doktora “Benim çocuğumun olmayacağı malumdur. Şunu bir muayene et.” demiş. Fuat Fehim olayda hile sezmiş, kesilen bir tavuğun kanının yatağa bulaştırıldığını saptamış. 

Latife Hanım Cumhuriyet yönetiminde veliahta yer olmadığını, Gazi’nin çocuğunun olamayacağını bildiği halde böyle bir olaya cesaret edebilir miydi? Belki ilgi çekmek için bu tür bir davranışta bulunduğu düşünülebilir. Ancak gerçeği öğrenmek için Hasan Rıza Soyak’a sorduğum zaman bu olayın tam anlamıyla yalan ve uydurma olduğunu söyledi. 

Özetlediğim bu acıklı tablodan sonra Atatürk’ün ilkesel olarak değil, kişisel olarak bekârlığa duyduğu yakınlığı anlamak güç olmasa gerek.


Kaynak:Hüsrev Gerede’nin Anıları, Hazırlayan Sami Önal