Atatürk Irak Kralı ile Ankara'da. Yanında Tevfik Bıyıklıoğlu ve Kazım Özalp

Atatürk’ten Sonra Kim?

Atatürk’ten Sonra Kim

Atatürk’ün sağlığının iyice bozulduğu günlerde son olarak getirilen yabancı uzmanlar Türkiye’deki müdavim doktorlarla yaptıkları konsültasyonlar sonunda, maalesef vahim akibetin yaklaşmakta olduğunu söylüyorlardı. Atatürk’ün siroz hastalığını yenemeyeceği kesin anlaşılmıştı. Onun ölümünden sonra Devlet Reisliği’nin ne olacağı konusu her yerde konuşulmaya başlanmıştı. Atatürk mektebinden yetişmiş, onun inkılaplarına inanmış, üstün vasıfları bulunan İsmet Paşa, hükümetin ve Meclis’in adayı gibi görünüyordu. İsmet Paşa’yı istemeyenler “Atatürk’ün ona dargın olduğunu, kendisinden sonra onun Cumhurreisliği’ni istemediğini, Mareşal Çakmak’ı tavsiye ettiğini” belirten propagandalar yapıyorlardı. Bazı kumandanlar arasında Mareşal’in isminden bahsedildiğini de öğrenmiştim. Yabancı basın da konu ile ilgileniyor, Türkiye’de Devlet Reisliği için değişik cereyanlar olduğunu yazıyorlardı. Atatürk daha hayatta iken bu gibi konularla uğraşmayı hiçbirimiz istemiyorduk. Duruma üzülüyordum. Ancak daha sonra oluşabilecek tartışma veya karışıklıklara karşı şimdiden tedbir almayı uygun görüyorduk.

Milli Savunma Bakanı olarak, Mareşal’i ziyarete gittim ve görüşlerini sordum. Mareşal, “Buna Büyük Millet Meclisi karar verecek. Kanun dışında yapılacak her türlü propaganda ve hareketlere mani olacağız. Tabii ki namzet İsmet Paşa’dır” dedi. Anlaşılan Mareşal uzun zamandan beri alıştığı görevde, ordunun başında kalmak istiyordu. Zaten Mareşal, Meclis’te, İsmet Paşa karşısında daha şanslı da değildi. Ayrıca Başbakan Celal Bayar’a, Atatürk’ün herhangi bir adayı tavsiye edip etmediğini sordum. Bayar, “Böyle bir şey yok” dedi. Yetkili diğer başka kimseler Atatürk’ün bir tavsiyede bulunduğuna dair bilgi sahibi değildiler.

Millet Meclisi’nin dönem süresinin sonu yaklaşmıştı. Dahiliye Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk’ün ölümünden evvel yeni bir seçim yapılması fikrini ortaya attı. Sebep olarak, Atatürk’ten sonra yapılacak seçimlerde kışkırtmalar yapılabileceğini ve karışıklıklar çıkmasından çekindiğini ileri sürüyordu. Bu görüşe karşı çıkanlar “Şükrü Kaya İçişleri Bakanı ve aynı zamanda parti genel sekreteridir. Şu anda güçlüdür. Yapılacak seçimde kendisini tutan kimseleri Meclis’e sokturabilir ve yeni Meclis’e hakim olabilir” gibi görüşler ileri sürüyorlardı. Ben bu görüşlere inanmıyordum. Şükrü Kaya’ya sorduğumda, “İsmet Paşa benim de adayımdır” demişti. Başbakan Celal Bayar ise davranışlarında İsmet Paşa’dan başka bir aday düşünmediği intibaını veriyordu. Erken seçim konusu üzerinde fazla durulmadı.

Atatürk’ün ölümünden sonra Bakanlar Kurulu ile Meclis Başkanlık Divanı üyeleri beraber bir toplantı yaptık. Cumhurreisliği için hükümetin görüşünün seçimden evvel mebuslara ihsas edilmesi fikri, teklif olarak ileri sürüldü, tartışıldı. Meclis’in zaten İsmet Paşa’yı seçmek fikrinde olduğu, hükümet görüşünün Meclis’e ihsas edilmesinin lüzumsuz olacağı anlaşıldığından teklif kabul edilmedi. İsmet Paşa Meclis’te 11 Kasım 1938’de 2. Cumhurbaşkanlığı’na seçildi.

Oylama süresinde bir olay meydana geldi:

Evinde hasta olarak yatan mebus romancı Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şükrü Kaya’ya bir telgraf göndererek mazeretini bildirmiş, oyunun İsmet Paşa’ya verilmesine yardımcı olmasını istemişti. Şükrü Kaya söz isteyerek bu telgrafı okudu. O sırada oylama işlemi devam ediyordu. Telgrafı okurken oy vermek için ismi okunan Şükrü Kaya, oyunu kullanamadı. Oylama bittikten sonra kendi oyunu ve Hüseyin Rahmi’nin oyunu kullanmak istediğini başkana söyledi. Başkan Abdülhalik Renda “Oylama tamamlanmıştır” dedi ve kendisine izin vermedi. Böylece oylamada Şükrü Kaya orada olduğu
halde, oyunu kullanamamış oldu. Bazı kimseler, bilerek dikkatsizlik yaptı diye tenkit ettiler.

İsmet Paşa, Cumhurreisi olduktan sonra ilk hükümette Celal Bayar’ı Başbakanlık görevinde bıraktı. Ancak Bayar’ın itirazına rağmen, İçişleri Bakanlığı’na, Şükrü Kaya’nın yerine Refik Saydam’ı, Dışişleri Bakanlığı’na Tevfik Rüştü Aras’ın yerine Şükrü Saraçoğlu’nu getirtti.

İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı dönemi başlamıştı. Bir süre sonra Türkiye, 2. Cihan Savaşı gibi büyük bir sorunun karşısında kalacaktı.

Kaynak:Atatürk’ten Anılar, Kazım Özalp – Teoman Özalp, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mart 1998 ISBN: 975-458-042-2

Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Hatay

Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Hatay