Hocalık Sarıkla Değil Akılladır…

Bir kere bile “faiz caizdir” demedi, bir kere bile papadan duasını istemedi, bir kere bile “gerekirse papaz elbisesi giyerim” demedi, cennetten ev arsa vadetmedi, millete Yahudi tohumu yedirmedi, “İslam güncellenmeli” demedi, Kur’an’ı pasta yapıp yemedi, halkın vergisini vakıflara ve yandaşlara dağıtmadı, halkın parasıyla kendisine yazlık saraylar yaptırmadı, papayı çağırıp saray açmadı, domuz eti ithal etmedi, örtülü ödenek deyip kimsenin hesap soramadığı bir harcama kalemi oluşturmadı, hazineden 1 lira bile kendi menfaatleri için harcamadı, kimse “ona dokunmak ibadettir” demedi.

Kimse onun hakkında “çaldıysa İslam için çaldı” demedi, kimse ona “ikinci peygamber gibidir” demedi, kimse “Atatürk’ü üzmek Allah’ı üzmektir, Atatürk’e oy vermeyenin ahireti yanar” demedi, bir kere bile hakkında hırsız, yolsuz, yalancı denmedi.

Atatürk, dine değil din tüccarlarına karşıydı. Dindara değil, dindarmış gibi görünen haine karşıydı. Kur’an da münafıka karşı uyarmaz mı? Atatürk, tam olarak münafık olana karşıydı. Ne şapka giymeyeni astı, ne Kur’an toplattı ne camileri ahır yaptı. Okumayı unutan milletine önce okumayı öğretti sonra Kur’an’ı okuttu, bedavaya da dağıttı.

Ne dinde olanı dayattı, ne dinde olmayanı. Laik olun, dini kullandırmayın, dininizin inançlarınızın sömürülmesine müsaade etmeyin, başımıza ne geldiyse hoca kılıklılardan geldi, hocalık sarıkla değil akılladır dedi.

Bu yüzden mi düşmansınız Atatürk’e? Ona düşman olan dün bugün ve yarın Türk’ün varlığına, devletine, bayrağına, andına, törelerine, tarihine de düşmandı, düşman olacaktır.