Her Şeyini Halkına Bırakacağı; Çankaya Köşkü’nden Belliydi

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın misafiri olarak bir süre Çankaya Köşkü’nde ikamet eden Fransız gazeteci ve yazar Madam Berthe G. Gaulis, Çankaya Köşkü’nün mülkiyet durumunu şöyle anlatıyor:

“Bu ev [Çankaya Köşkü], bir Ankara milletvekilinin bağışıdır. Paşa, kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması ilkesine sadık kalarak, evi, derhal orduya intikal ettirmişti. Böylece askerlerin misafiri olmaktadır.”(1)

Yukarıdaki cümlede geçen Paşa’nın: “kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması ilkesine sadık kalmak” cümlesi dikkatimi çekti. “Kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması ilkesi” sözü ne anlama geliyor diye düşündüm. Bu cümleden öyle anlaşılıyor ki: Mustafa Kemal Paşa, şahsi mülkiyet edinmemek konusunda bir karar almış.Yukarıda dikkatime takılan konu hakkında benzer bilgiler bulabilmek umuduyla kütüphanemdeki Atatürk konulu kitapların neredeyse tamamını yeniden gözden geçirdim. Bazı önem verdiğim kitapları tekrar ve daha dikkatle inceledim.

Araştırdıkça hayretim büsbütün arttı. Milli Mücadele sırasında Fransa’dan kalkıp ülkemize gelen bir Fransız gazeteci ve yazar bu konuyu biliyor ve anılarında kaydediyor. Ancak Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanı başında uzun yıllar görev yapmış çeşitli asker ve sivil şahsiyetlerin yayımlanan anılarında, akademisyenlerin hazırladığı bilimsel eserlerde bu konuda en ufak bir bilgi mevcut değil.

Bugüne kadar Atatürk konusunda kitaplar yazan, konferanslar veren, otorite olarak kabul edilen “anlı şanlı Atatürkçülerimiz” ne yazık ki büyük önderimizin bu çok önemli özelliğinden bize bir tek cümleyle de olsa söz etmemişler.

Atatürk kitaplarında yer verilmeyen bu önemli konu asla basit bir ayrıntı olarak görülemez. Çünkü Büyük önderimizin şahsiyetinin çok önemli bir özelliğini göstermesi bakımından önem taşıyor.

İşgal altındaki yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’da Milli Mücadele başlatan Mustafa Kemal Paşa’nın demek ki; daha ilk günlerde belirlediği bir ilke ve aldığı çok önemli bir karar varmış.

“Kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması ilkesi”

19 Haziran 1921 tarihli Tevhid-i Efkâr gazetesinde yayımlanan küçük bir haber; yukarıda sözü geçen Mustafa Kemal Paşa’nın, “kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması” ilkesine sadık kaldığını” kanıtlıyor. Tevhid-i Efkâr gazetesinde yayımlanan Arap harfli Türkçe haber şöyle:

“Milli Ordu Köşkü”

“Ankara ahalisi, (Çankaya) da kâin köşkü satın alarak teferruat ve müştemilatıyla birlikte Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne hediye etmişlerdir. Paşa Hazretleri de bu hediyeyi Milli Ordumuza teberru etmişler ve kendilerine teslim edilmiş olan dört kıt’a Sened-i Hakani’yi Müdafaa-ı Milliye Vekâleti’ne göndermişlerdir. (Türkili – Kastamonu)” (2)

14 Eylül 1922 tarihli Yarın dergisinde yayımlanan Arap harfli Türkçe haberde Çankaya Köşkü’nün mülkiyet durumu şu cümleyle haber oldu:

“Bu köşk Kuva-yı Milliye’nin ilk teşekkülünde Ankara ahali-i vatanperverane Mustafa Kemal Paşa’ya ihda [hediye], Paşa da derhal ordu-u muhasebat makrun-ı milliye teberru [bağış] etmişti.”(3)

Atatürk’ün Emir Çavuşu Ali Metin Çankaya’daki köşkün Atatürk’e hediye edilişini şöyle anlatıyor:

“Ankaralılar Çankaya’da bulunan bir binayı Atatürk’e hediye etmek için gelip gitmeye başlamışlardı. Çankaya’daki Köşk Bulgur zade Mehmet Efendi’nin idi. Mehmet efendi bu evi Ankara Belediyesi’nin isteği üzerine belediyeye satmıştı. Atatürk’e Ankara Belediyesi’nin hediye edeceği ev bu evdi.”(4)

1971 baskısı Çankaya Köşkü Müzesi broşüründe köşkün Atatürk’e armağan edildiği; “Atatürk tarafından ordu namına devir ve ferağ edilmesi üzerine ‘Ordu Köşkü’ adını aldığı” belirtiliyor. (5)

Çankaya Köşkü Ankara ahalisi tarafından Mustafa Kemal Paşa’nın şahsına bir hediye olarak verildi. Paşa, kendisine takdim edilen bu hediyeyi şahsı için kabul etmedi ve derhal Milli Ordumuza teberru ederek, mülkiyeti Milli Ordumuza ait olan Çankaya Köşkü’nde bir misafir olarak ikamet etti.

Atatürk yurt içinden ve hariçten kendi şahsına takdim edilmiş olan birçok hediye ve maddi yardımları şahsı için kabul etmeyerek, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Himaye-i Etfâl Cemiyeti vb. gibi çeşitli kurum ve kuruluşlara yönlendirdi.

Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk; zengin olmak için asla mal ve mülk edinmedi. Aile, sülale ve yakınlarının kendi nüfusundan yararlanmak suretiyle zengin olmasına da asla müsaade etmedi.

Atatürk Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara’da ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çok büyük araziler satın aldı. Ankara Orman Çiftliği’ni, ardından Yalova Baltacı Çiftliği, Dörtyol, Tarsus, Şövalye, Silifke, Tekir Çiftliklerini kurdu. Bütün bu çiftliklerin kuruluş amacı milletimizin efendisi olarak kabul ettiği Türk köylüsüne önderlik ve rehberlik etmekti. Gazi Paşa bu amaca hizmet etmek için bizzat kendisi çiftçilik yaptı ve tarım kooperatifi kurdu.Atatürk meydana getirdiği ve sahibi olduğu numune çiftliklerini ve tüm şahsi servetini 1937 yılında bağrından çıktığı Türkiye halkına bıraktı. 13-14 Haziran 1937 tarihinde yayımlanan ülkemizdeki gazeteler Atatürk’ün şahsi servetini halkına bıraktığını yazıyordu. 13 Haziran 1937 tarihli Cumhuriyet gazetesi 8 sütunluk manşetinde şu cümle yazılıydı:

“Atatürk Şahsi Servetini Milletine Verdi”(6)

Atatürk’ün 1937 yılında şahsi servetini halkına bırakma kararı sonradan düşünülmüş ve tesadüfen akla gelerek alınmış bir karar değildi. Atatürk daha Milli Mücadele’nin ilk günlerinde bu kararı aldı ve bunu bir ilke olarak kabul etti. Ve yaşamının her anında bu ilkesine sadık kaldı. Atatürk’ün kapalı kalmış ve tarihe layık olduğu biçimde geçmemiş alan; “Kendisine, hiçbir şeyin ait olmaması ilkesi” Yıllar sonra da olsa nihayet ilk defa bir yazıya konu olmuş oluyor. Diler ve umarım ki bu konuda bilinmeyen daha birçok tamamlayıcı bilgiler, ayrıntılar, henüz neşredilmemiş çeşitli anı ve belgeler bir an önce yayımlansın ve Atamızın bilinmeyen bu önemli özelliği yeni yetişen kuşaklar tarafından öğrenilmiş olsun.

Atilla Oral

Kaynaklar: (1) Berthe G. Gaulis, Çankaya Akşamları, Türkçe’si: Füruzan Tekil, Bayrak Yayımcılık, İstanbul, 1983, sayfa: 36(2) Tevhid-i Efkâr gazetesi, 19 Haziran 1921, sayfa: 3.(3) Yarın dergisi, 14 Eylül 1922, sayı: 42, sayfa: 278(4) Atatürk’ün şimdiye kadar yayınlanmamış anıları, Anlatan: Ali Metin, Atatürk’ün Çavuşu. Yazan: Ziya Oranlı, Alkan Matbaası, Ankara, 1967, sayfa: 58(5) Çankaya’da müze köşk, Gazi M. Kemal Atatürk’ün Çankaya Köşkü, 1921-1932, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1971, sayfa: 8(6) Cumhuriyet gazetesi, 13 Haziran 1937, sayfa: 1-7