Atatürk karatahta önünde, harf devrimi çalışmalarında, Kayseri. (20 Eylül 1928).

Harf Devrimi Üzerine Değerlendirmeler

Günümüzde Atatürk söz konusu olduğunda yaptığı her inkılabı yapıcı veya yıkıcı olarak eleştirenler bulunmaktadır.

Bir Atatürkçü olarak ‘eleştiriye tahammül edemiyor musun?’ diye soranlar olabilir.

Amma velakin, ben eleştirilerin de bir sınırı olduğunu, binaenaleyh yapıcı olanlarının ‘yapana ve topluma yararı’ olacağını düşünüyorum.

Fakat gel gelelim, günümüzde bu eleştirilerin kaynağına baktığımızda; çoğunda dini duyguları sömürerek gelir elde etmek isteyen zevatın parmağı bulunmakta olduğunu, yine bu zevatın konuları çarpıtarak yıkıcı eleştirilerle kendi safına çektikleri insanları, karşı görüşe sahip bir diğer kısım insanların üzerine saldığına tanık olmaktayız. Bundan dolayı, toplumun kutuplaştırılarak bölünmesine davet çıkarıldığını büyük bir dehşetle izlemekteyiz.

Asıl konumuz olan Harf Devrimi’ne geldiğimizde, yıkıcı eleştiride bulunanların iddiaları ”bir gecede cahil kaldık, halk cahil bırakıldı, okuma-yazma yerle bir edildi” şeklindedir. Devrim’in yapılış amacının ”halkı cahil bırakmak” olduğunu varsaysak bile, komplo teorisi olarak zihniyette şu düşünceler yer almalıdır diye düşünüyorum:

Bu Devrim’le beraber Osmanlı Devleti dönemine ait belge, kitap ve diğer eserler iyi muhafaza edilmiş midir?

Evvela evet!

Yeni harfleri öğrenmek Halk evlerine akın eden halk

Çünkü, İddia sahiplerinin dediği gibi halk cahil bırakılmak isteniyor olsa, Cumhuriyet’in ilanından günümüze sapasağlam şekilde yaklaşık 125 milyon belge ulaşmış olmazdı.

(belgelerin sayısını teyit etmek için devletarşivleri.org’dan kısa bir araştırma yapmak yeterli olacaktır.)

Eğer bir milletin hafızası arşivleri olduğunu kabul edersek, bu arşivlerin de günümüze sağlam bir şekilde ulaştığını göz önünde bulundurursak, Harf Devrimi’nin gerçekleştirilme amacının milleti cahil bırakmak olmadığını açıkça görürüz. İnsana Tanrı tarafından büyük bir veli nimet olarak bahşedilen beyin elbette düşünmek, sorgulamak ve doğruya ulaşmak adına bizlere verilmiştir. 

Atatürk kara tahta önünde, Harf Devrimi çalışmalarında, Kayseri. (20 Eylül 1928).

Şimdi bu iddiaların gerçek olup olmadığını Harf Devrimi’nin yapıldığı yıllarda yayımlanmış gazetelere bakarak bu durumu daha objektif bir şekilde değerlendirelim:

Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nin 14 TEŞRİNEVEL 1928 yılı sayısına baktığımızda ilk sayfada ”Halka çabuk okutmak için” haberi önümüze çıkmaktadır.

Atatürk Sivas’ta Hocalarla yeni Türk alfabesi hakkında konuşuyor. Yıl 1928

Bu haberi merak edip içeriğini incelediğimizde Yeni Harflerin halka öğretilme çabası, halkta harfleri öğrenme çabası nasıl uyandırılır gibi çalışmaların yapıldığını görmekteyiz.

Üstelik bu çalışmaların yurt içi ile sınırlı kalmadığını haberin devamında görmekteyiz, ”Yeni harf inkılabının hududlarımızın ötesinde Irkdaşlarımıza” da öğretildiğine tanık olmaktayız.

Üstelik, Bulgaristan’da yapılan bu çalışmalara Muallim Arif Selim ve Arif Necip beyler de katılarak ders vermişlerdir.(Gazetede bu beylerin fotoğrafları bulunmaktadır.)

Devrim’den 6 yıl sonra bile Atatürk, şehir şehir dolaşarak tahta başında sorular sorardı. Yanında İran Şahı Rıza Pehlevi

Bu kurslar, Bulgaristan’ın Yargrad kazasındaki Türk Muallimler Birliği tarafından tertip edilmiştir.

Yurt içinde yeni harfleri öğretme meselesi ciddiyetle devam etmiştir ve yine bu gazeteden öğrendiğimize göre Mektep binası bulunmayan köylere talim heyetleri gönderilmiştir.

Tiyatro, Sinema ve Kahvehane gibi mekanlarda dahi halkta öğrenim arzusu oluşturulmaya çalışılmıştır.

Yeni harfler bazen bir dükkanın duvarında, bazen de direklere asılır, halkın öğrenimine sunulurdu.

Memleketin her köşesindeki Türk Ocakları Yeni Harflerin öğretilmesi konusunda en önemli merkezlerden biri olmuştur, Türk Ocaklarında kadınlar ve erkekler birlikte eğitim görmüşlerdir.

Örneğin Tekirdağ Türk Ocağında açılan iki kursun ilk devresini, 50 erkek 30 kadın tamamlamaya muvaffak olmuş, ikinci devresinde ise muvaffak olanlar 40 erkek 15 kadındır.

Yalvaç Türk Ocağındaki kursların toplamda 69 müdavimi bulunduğu aktarılmaktadır, Silifke Türk Ocağının kursuna ise 60 kişi devam ettiği aktarılmıştır.

Atatürk Kayseri’de

Genel olarak Türk Ocaklarından gelen malumatlara göre ”halkın büyük bir arzu ile yeni harflerin okuyup yazmasını öğrenmeye çalıştıkları” aktarılmıştır.[1]

Devrim’in halka benimsetilmesi ve öğrenme arzusunun oluşturulması yönünde önemli bir gayreti Kazım Paşa Hazretleri’nde görmekteyiz. ”Yeni Harfler Türk İnkılabı’nın en feyizli hamlesidir. ” başlığıyla karşımıza çıkan haberde:

Kazım Paşa’nın Edremit’te Mahfeli askeriyeye giderek bine yakın halk ile yeni harflerimiz etrafında muhasebede bulunmuşlardır. Paşa hazretleri Türk İnkılabı’nın en feyizli bir hamlesi olarak tavsif ettikleri yeni harflerin esasatını bir buçuk saat devam eden kıymetli izahatları ile Edremitlilere anlatmıştır. Paşa, alkışlarla son bulacak olan konuşmasını şu sözlerle bitirmiştir:

‘Gazi Hazretleri’nin millet ve memleketin ihtiyacını tam zamanında gören rehberliklerini burada derin bir minnetle ve tekrar yat etmeği vazife ad ederim.'[2]

Büyük Gazi bizzat kendileri de çalışmalara iştirak ederek yeni harflerin öğretildiği kurslarda bulunmuşlardır, bu sözü yine bir başka haber aracılığıyla öğreniyoruz:

”Reisicumhur Hazretleri Dün saat beş buçukta C.H. Fırkasının büyük salonunda yeni harf dersi verilmekte olan Kursa teşrif buyurmuşlardır. Salonda iki de kadın talebe vardı. Gazi Hz. bir buçuk saat kadar bütün talebe ile ayrı ayrı meşgul olmuşlar ve hepsine temrniler yaptırmışlardır. Reisicumhurumuz gördükleri neticeden memnun kalmışlardır. Şurası şayanı dikkattir ki kursa gelmiş olanlar harfleri hiç tanımayanlar ve bunların bir kısmı da evvelce hiç okuma-yazma bilmeyenlerdi.”[3]

Mektepte ders alan hanımlar, ortadaki fotoğrafta imtihan olan bir efendi. Aşağıda çocuklarıyla mektebe gelen hanımlar.
Tarih: Cuma 4 Kanunu Sani 1929
Cumhuriyet Gazetesi

Bu noktaya kadar sunulan kaynaklar Harf Devrimi’nin yapıldığı yıl içindeki faaliyetleri aktarmakta olup, büyük kitleler halinde halkın eğitilmesine zemin hazırlıyordu, çünkü evvela halkta arzu, merak ve gayret oluşturulmaya çalışılmıştır.

Fakat 1928’den 1929’a gittiğimizde başlangıçtaki kaynaklarda belirtildiği gibi harfleri öğrenmek isteyenlerin sayısını 50-100 kişi ile sınırlı kalmayacağına, 1208 mektebin açılıp 45.000 kişi’nin eğitime başladığı anektodu ile noktalamak isterim…

Açılan her millet mektebinde fevkalede merasimler yapılarak büyük çoşku içinde kutlamalar yapılmıştır.[4]

Kaynağından alıntılar ile tamamladığım bu yazımda, sizin de gördüğünüz üzere; gerek yurt içi gerek yurt dışında Türk halkı nasıl cahil bırakılmamış, bunun için nasıl çalışmalar yapılmış ve faaliyetler gösterilmiş şahit olduk.

Hazırlayan: Göktuğ Sırkıntı

KAYNAK:

[1] : HAKİMİYETİ MİLLİYE GAZETESİ PAZAR 14 TEŞRİNEVEL, 1928

[2] : HAKİMİYETİ MİLLİYE GAZETESİ SALI 2 TEŞRİNEVVEL, 1928

[3] : HAKİMİYETİ MİLLİYE GAZETESİ PAZARTESİ 8 TEŞRİNEVEL, 1928

[4] : CUMHURİYET GAZETESİ ÇARŞAMBA 2 KANUNU SANİ 1929

Bir cevap yazın