”Halkın Okuması Bile Yok, En İyisi Onları Güdeyim” Fikrinin Düşmanı Atatürk

Yıllarca kan, ölen insanlar ve savaş meydanları görmesine rağmen, akıl ve ruh sağlığında en ufak bir sarsılma yok..

Mutlak monarşide büyümüş, eğitim almış olasına rağmen, en ufak bir böbürlenme, tek adam olma merakı yok..

”Halkın okuması bile yok, en iyisi onları güdeyim” fikrinin düşmanı..Tek düşündüğü okuması olmayan bir halk ile beraber gururlanmak..

Milliyetçiliği sözde değil, milletçe çalışıp atalarını gururlandırmakta..

Küfür etmiyor, inanılmaz kibar ve vurgulu, etkili konuşuyor.. Laubalice hareketleri, fevri çıkışları, tatsız el kol şakaları sıfır..

Ayrımcılık yok, karşıt fikirleri uzun uzun dinliyor ve analiz ediyor…

Aynı, Kocatepe’de dakikalarca dünyadan bağını koparıp, aklında yaptığı matematik hesaplarıyla, savaşı daha başlamadan kazanması gibi..

Telefon bile yokken, ona ulaşmak kolay, git kapısına konuş.. Deveciyle, pazarcıyla, sokak satıcısıyla, kahveciyle sohbet edebilirken,

Hiçbir sancak, enderun vs eğitimi almamasına rağmen; prensesleri, kralları, şahları, devlet başkanlarını ağırlayabiliyor..

Ettiği her cümle, yüzlerce kitabın bir yansıması olan derinlikte..Bakımlı, temiz ve kendine özgü giyiniyor ve döneminin bir ilki..

Bir de, güzel bir insan.. Yani temiz yüzlü, çirkin bir yüzü yok..Emin bakışlar, güven veren, güçlü heybetli yüz hatları..Sarı saçlarıyla, halkının arasında doğan, aydınlatan bir güneş gibi..

Kozmopolit bir imparatorluğun monarşisinde dedik ya, statüsü de varken, Cumhuriyet’in, halkın kendi kendini yönetmesinin, laikliğin, özgür ve bilimsel düşüncenin, okumanın, öğrenmenin tek bayrak altında millet olup çalışmanın kıymetini nereden bilebilirdi?

Bunların her birinin bir insanda toplanmış olması, tesadüf değil gibi…

Ve bunları yazacağımızı bile önceden tahmin etmiş gibi, bize şu cümleyi de miras bırakıyor :

”Benim yaradılışımda bir fevkalâdelik varsa,  o da Türk olarak dünyaya gelmemdir.”

Ne Mutlu Türküm Diyene!


E. Özel