”Gazi’yi Vuracaklar Haber Veriyorum”

15 haziran 1926 pazartesi günü İzmir’de Karşıyaka’da İdris’in bahçesinde Birinci Millet Meclisi mebuslarından Lâz Ziya Hurşit söylüyor ve karşısındaki dört kişi de onu dinliyorlardı. 

-“Çapur Hilmi, geride Yemişçarsı’na giden yol üzerinde bir otomobil bulunduracak. Bununla İzmir’den Karşıyaka’ya gideceğiz. Orada da Şevki’nin temin edeceği motorla Sakız adasına kaçacağız. Bir diyeceği olan açıkca söylesin.”

Bomba ve tabancalarla öldürülecek olan, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. Ziya Hurşit ve yardımcıları Laz İsmail ile Gürcü Yusuf üç gün önce İstanbul’dan Gülcemal vapuru ile İzmir’e gelmiş ve Sarı Efe Edip’le buluşmuşlardı.

Kaçakcılıkla tanınmış Girit’li motorcu Şevki ve Sarı Efe’nin çiftlik müdürü Çopur Hilmi birbirlerine bakıştılar. 

Ziya Hurşit:

-“Bir şey mi diyeceksiniz?” diye sordu.

Girit’li Şevki biraz sıkılarak konuştu:

-“Bizim motor 600 liraya Sakız’da hacizli. Para bulunursa iş kolaydır.” 

17 haziran 1926 çarşamba günü saat on bire yaklaşırken İzmir Valisi Kazım Paşa’nın makam odasına bir adam, fırtına gibi delicesine dalıyordu.

“Ne var? Bu nasıl giriş?”diye çıkışmıştı.

Korku ve dehşete kapılmış olduğu ilk bakışta anlaşılan bu adam, cebinden çıkardığı ve kurşun kalemle Gazi’ye hitaben yazmış olduğu mektubu Valiye uzatırken bir yandan da nefes nefese tıkanırcasına durmadan anlatıyordu.

“Emir verin.. Gazi’ye duyurun.. Yakalayın hepsini. Vuracaklar! Bomba atacaklar! Gazi paşa’yı öldürecekler! Otomobil Kemeraltı’ndan geçerken hücuma geçecekler.”

Vali Kazım Paşa, önce hezeyanlar savuran bir delinin, karşısına çıktığını sanmıştı. Fakat dakikalar geçip, muhbirin heyecanı yatıştıkça verdiği izahattan korkunç komplonun aydınlanmadık yönü kalmamıştı.

Motorcu Girit’li Şevki; suikastçılardan Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Sarı Efe Edip’le birlikte, bir gün önce Karşıyaka’da İdris’in bahçesinde; Gazi’yi öldürmek icin yemin etmiş fakat Sarı Efe ile Abidin Bey’in o sabah İstanbul’a hareket eden vapura atlayıp ortadan kaybolduklarını öğrenince şüphelenmiş ve kapıldığı korku yüzünden Vali’ye koşup ihbarda bulunmuştu.

ZİYA HURŞİT YAKALANIYOR

Atacağı İngiliz bombalarıyla Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’yı öldürecek olan Ziya Hurşit, Motorcu Şevki’nin ihbarından hebersiz Gaffarzade otelindeki odasında sırtüstü yatağına uzanmış, yastığı altındaki ellerinde tabancaları, dinlenirken gaflet eseri kapısını kilitlememişti.

Suikastçıları barındıkları otellerde kıstırmak üzere tertibat alan zabıta, Kısmı Adli Amiri Mehmet Ali Bey’e en önemli vazifeyi vermişti. Cesur, fedakar ve iri yarı bir zabıta amiri olan Mehmet Ali Bey, derhal Ziya Hurşit’in kaldığı Gaffarzade otelini sardırmış, kendisi de onun yattığı odaya girmişti.

-“Teslim ol ve derhal ayağa kalk!”

Ziya Hurşit neye uğradığını anlayamamış, ellerini yukarıya kaldırarak teslim olmuştu. Mehmet Ali Bey’in ardından odaya dalan memurlardan ikisi, Ziya Hurşit’in bileklerine kelepçeleri geçirirken diğerleri de yatağının yanında bulunan bombaları, Polis Müdüriyeti’ne götürürmek üzere. ihtiyatla ellerine alıyorlardı.

Reisi Cumhur’u Meclis kürsüsündeyken vurmayı bile düşündüğünü itiraf etmiş olan Ziya Hurşit’i, İzmir’e gelen Gazi huzuruna getirtti. Merakını çeken bazı noktaları sordu. Ziya Hurşit, hiç bir şeyi saklamadı, hepsini anlattı. O zaman Gazi, ona tarihe geçen şu soruyu sordu:

İstiklal Mahkemesi reisleri

“Ziya Hurşit… Seninle çok iyi arkadaşlık ettik. Hayatıma kastedecek kadar ileri gitmende sebep neydi? Bana acımadın mı?”

Eski Lazistan Mebusu bu soruya cevap vermemiş, susmayı tercih etmişti.

Gazi, bu defa kendisine kurşun sıkacak Gürcü Yusuf’a döndü:

-“Bana kurşun atabilecek miydin?”

Gürcü Yusuf, başını önüne eğdi:

“Seni gördükten sonra atamazdım.” dedi.

Ankara’dan İzmir’e gelen Istiklâl Mahkemesi, memlekette nefret ve teessür yarattığı kadar geniş yankılar da uyandıran suikast olayının duruşmasına 26 haziran 1926 cumartesi günü başlamıştı. (1)

Hüküm Tebliğ Ediliyor

13 Temmuz 1926 salı günü mahkeme salonu ve ta… karşı kaldırımlara kadar dışarısı eşi görülmemiş derecede mahşeri bir kalabalıkla dolmuş, taşmıştı. Saat üçe doğru süngülü jandarmaların güç halle açabildikleri daracık geçitten geçilerek, içeri alınan maznunların en önünde Refet Paşa vardı. Onu, Mersinli Cemal, Kazım Karabekir, Cafer Tayyer, Ali Fuat Paşalarla, Bekir Sami, Sabit, Münür Hüsrev, Necati, Halit, Rasim Faik, Feridun Fikri, Kâmil Beyler takip ediyordu. Salondaki parmaklıklı maznunlar yerinin en önünde dizilmiş sandalyelere oturdular. Beş dakika sonra, ikinci kafileyi teşkil edenler de getirildi, arka sıralardaki sandalyelere oturdular. Arkası gelmeyince, herkes meraka başladı. Çünkü; gelip oturanlar arasında Ziya Hurşit, Şükrü, Sarı Efe Edip, Rasim, Abidin, İsmail Canbolat, Arif, Hafız Mehmet, Halis Turgut, Çapur Hilmi, Gürcü Yusuf, Laz İsmail ve Rüştü Paşa yoktu. Acaba ne oldu, ne zaman getirilecekler, diye merak edilirken önce Reis Ali Bey bulunduğu halde, Heyeti Hakime göründü. Ağır ağır ilerleyerek, yerlerini işgal etiller. 

Kazım Karabekir duruşma salonuna gelirken.

Reis şöyle kendine bir çeki düzen vererek, sesini yükseltti:

-“Mahkemenin kararı okunacaktır. Dinleyiniz!”

Reis’in:

-“Hükümler okunacak, ayağa kalkınız!” deyişi üzerine herkes doğruldu ve büsbütün artan bir heyecan ve merakla, yerinde duramaz hale geldi. Katip de, sesine başka bir kuvvet vererek ve kelimeler üzerinde dura, dura şu hükmü okumaya başladı:

-“Şeyh Said isyanın bastırılmasından sonra memlekette başlayan tabii sükun ve emniyetin tesiri altında ümitsizliğe düşen şu gizli zümrenin nihayet vatanın hayat ve istiklal timsali olan Reis-i Cumhur Hazretleri’nin hayatlarını ifna etmek suretle taklibi hükümet icrasına karar verdikleri ve bu suretle nasıl bir akibete maruz kalacağı tahmin ve tasavvur edilemeyen vatanın zimamı idaresini her cibatabat ele ve delillerle ve maddi ve mânevi karinelerle muhakemeden sonra vâsılı mertebei subut olmaktadır.

Binaenaleyh maznunlardan İzmir Meb’usu Şükrü, Saruhan Mebusu Halis Turgut, İstanbul Meb’usu İsmail Canbolat, Erzurum Meb’usu Rüştü, Sabık Lazistan mebusu Ziya Hurşid ve sabık Trabzon Mebusu Hafız Mehmet, Sarı Efe namıyla maruf Edip mülazimlerinden mütekâit Çopur Hilmi, Baytar miralaylığından mütekait Rasim, Laz İsmail, Gürcü Yusuf’a sabık Ankara Valisi Abdülkadir ve İaşeci Kara Kemal’in vaki hareketleri Ceza kanununun 55 inci (Türkiye’nin Teşkilatı Esasi Kanununu tamamen veya kısmen tağyir ve tebdili veya ilgaya ve mezkür kanuna tevkifan teşkil edilen Büyük Millet Meclisi’ni iskat veya vazifeyi ifadan men’e cür’et edenler idam olur. Mezkür fiilleri ifaya fi’llen tahrik edenler fesat maddesi fl’llen çıkarsa idam olunur. Ve fesadın icrasına başlamış olursa yedi seneden az olmamak üzere küreğe konur. Büyük Millet Meclisi icra vekilleri heyetini cebren iskat veya vazifeden men’e, veyahut iş bu cümrü ifa ve fi’llen tahrik edenler müebbeden veya onbeş seneden aşağı olmamak üzere muvakkaten küreğe konulur.) Diye yazılı olan iş bu fıkrası delaletine, mezkur kanunun 57 inci maddesinin: (Belada muharrer elli beşinci ve elli altıncı maddelerde beyan olunan fesatlardan birini bir takım eshas topluca icra eder, yahut icrasını tesadi’i eylerse o cemiyete dahil bulunmalarından mefsedet reisi ve muharrik olanlar her nerede tutulurlarsa, idam olunurlar.) Diye yazılı olan ilk fıkrasına tevfikan isimleri yukarıda muharrer olan onbeş şahıstan Abdülkadir ve Kara Kemal’in, gıyaplarında ve on üçünün dahi vaki hareketi mezkur kanunun 58inci maddesine göre on sene kalebentliğe ve resmiyet mevkine konan yeni yeni kanunun maddei mahsusuna göre de kalebentliğini, müvakkat sürgüne tahvil ile, sürgün yerinin Konya olmak üzere tayinine ve Erzincan Mebusu İhsan, Sabık Ardahan Mebusu Hilmi sabık, Maliye Nazırı Cavid sabık, Sivas Mabusu Selâhattin, sabık İzmir Valisi Rahmi, İstanbul Mebusu Rauf, Sabık İstanbul Mebusu Dr. Adnan Beylerin işbu davanın mütemim bir safhası olmak üzere bu davadan tefriki ve vakı cürümlerde bir güna methal ve müşareketleri anlaşılmayan ordu Mebusu Faik ve yine Mebus olan Sabit, Halet, Feridun Fikri, Kâmil Zeki, Bekir Sami, Besim Necati, Münür Hüsrev Beylerle Kazım Karabekir, Ali Fuat, Cafer Tayyar, Refet ve Mersinli Cemal Paşalarla, sabık Erzurum Mebusu Necati ve Mebus Ahmet, Nafiz Beyler ve Torbalılı Emin, Trabzonlu Naciye Nimet, Sürmeneli Keleş Mehmet, Bahçıvan İdris, Mustafa oğlu Şakir Çavuş ve ihtiyat zabitlerinden Bahattin ile Giritli Hüseyin oğlu Mustafa’nın berahatlerine müttefikan karar verildi. (2)


(1)Hürriyet-Azmi Nihat

(2)Feridun Kandemir, İzmir suikastinin iç yüzü, Ekicigil Tarihi Yayınları s, 110-113