Ey Sevgili Zihniyet! Beyhudedir GökTürkçeyi Yasaklamak

Sevgili dedik ama, aslında seni sevmiyoruz.. En az, senin bizim atalarımızın 7000 küsür yıllık mirasını sevmediğin kadar.. Bilinmelidir ki yasak kavramının Türk Milletinde pek de işe yaramadığını biz Mustafa Kemal Paşadan öğreneli çok oldu.. Bir önceki devletimiz olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye, 1. Dünya Savaşından yenik ayrılınca, malumunuzdur 1918de çok ağır bir anlaşma olan Mondrosu imzalamıştı.. O anlaşmanın 5. ve 20. maddesi Osmanlı Ordusunun terhisiydi.. Oldu da, askerimiz silah bıraktı, subaylarımız teslim oldu.. Lakin Mustafa Kemal Paşamız, Kuvayı Milliyenin başkomutanı olduğunda, hiçbir çılgının Türk Milletine zincir vuramayacağını da öğrenmiş olduk..Tinleri şad, duragları uçmag olsun.. Türklüğümüzle ilgili yasaklara ne derece alışkın olmadığımızı anlamak lazımdır… Ancak asıl sorun şudur:
GökTürkçe yasaklanabilir, peki Asyadan kalan geleneklerimiz nasıl yasaklanır?
Yıldız kayınca dilek tutmak, gidenin arkasından su dökmek, ibadet yerlerini mumla çevirmek, 40 sayısını kutsal görmek, adak-bez bağlamak, müzikli düğünlerde davul çalmak, içki içmek-silah sıkmak, kurban kanını alna sürmek, yastık altı pirinç-çekiç, kapıya at nalı, kocakarı ilaçları ve tedavisi, dini ayinlerde ilahi gibi müzikler çalmak, mezar taşı dikmek, türbe ziyaret etmek, ruhlara dualar okumak, ağıtlar yakmak, silah üzerine el koyarak ya da kadeh ile and içmek, kurşun dökmek ve nazar kavramı vs.. gibi uygulamalar, inançlar ne yazık ki Göktanrı ve şaman inancının dışında başka hiçbir dinde bulunmamakta.. Belki bunları sen de yapıyorsun.. Lakin hoşuna gitmese de, bir zamanlar GökTürkçe yazan atalarımızın bize bıraktığı miraslardan bazılarıdır..
Hoşuna gitmeyecek bir şey daha var.. Biz toprağa, toprak ana dedik.. Malum, ana gibidir, onun verdiği mahsul, insanoğlunu yaşatır.. Bu yüzden toprak ve kadın, Türklerde kıymetlidir; saygı, hürmet gerektirir…İlkbahar geldiğinde toprak ana kabarır, aynı bir kadının hamile kalması gibi.. Bu yüzden atalarımız binlerce yıldır ölen insanları gömerken, mezarın üzerini hamile kadının karnı gibi kabarık bırakır.. Bu, toprak ananın karnında yeniden canlanacağımızın bir sembolüdür..
Üzme şimdi kendini..Gördüğün üzere biz Türkler ve bu topraklarda yaşayan herkes, son yolculuğunda bile aslında GökTürkçe uğurlanıyoruz… O yüzden Türklüğe karşı olmak, beyhude bir çabadır… Sevgiler…
E. Özel
 

Bir cevap yazın