En Büyük Acı, Nurullah Ataç, Haber

En Büyük Acı, Nurullah Ataç, Haber, 11 Kasım 1938

18 İlkteşrinde sıhhat tebliğini okuyunca içimiz kanamıştı. Artık ümit kaabil olmadığını biliyorduk; her an müthiş haberi duymaktan korkuyorduk. Fakat son tebliğler bir nevi nikbinlik havası yarattı; O’nun daha uzun seneler başımızda bulunması, bize yol göstermesi mümkün gibi gözüktü. Kendimizi aldatmak, O’nun ölümünün yakın olmadığını zannetmek istiyorduk. Çarşamba günü bu nikbinlik havası birdenbire dağıldı acı hakikat bütün çıplaklığı, bütün dehşeti ile gözüktü. Bu sefer duyduğumuz acıdan ıstıraptan ziyade bir şaşkınlık, bir yılgınlıktı. Son on beş günün getirdiği ümitten vazgeçmek istemiyorduk; o ümidin bu kadar kısa bir zamanda sönmesine razı değildik.

O da bir insandı ve her insan gibi bir gün ölmesi tabiîydi. Fakat biz onu bir insandan üstün görmeye alışmıştık. Bize imkânsız şeylerin de mümkün olduğunu öğretmişti; yıllardan beri hayal etmekten bile korktuğumuz büyük işleri tahakkuk ettirmişti. Artık O’nu kendimiz gibi bir insan saymaya, O’nun da bir sonu olabileceğini düşünmeye gönlümüz varmıyordu. Bir gün: “Yaradan dediğin yaratıcı adamdır” demiş. O, bütün insanlar içinde en yaratıcı adamdı; tanrılaşmaya hiç şüphesiz en lâyık olandı.

Ölmüş… Bunu nasıl söyleyebiliyoruz? Buna nasıl inanabiliyoruz? Ölmüş… Bunu söylerken içimizde bütün cihana, bütün kâinata, kendi kendimize karşı bir isyan var. Ölmüş… O, o kadar biz olmuştu, o kadar bizim özümüz olmuştu ki: ‘Ölmüş…’ demek şimdi bize ‘öldük’ der gibi bir tuhaf geliyor.

Ölmüş… Şimdi: “O ölmedi, her zaman gönlümüzde yaşayacaktır. Eseri, sözleri bize daima yol gösterecektir. Her işimizde acaba Atatürk bunun nasıl yapılmasını isterdi diye düşünüp yine O’ndan ilham almaya çalışacağız. Kendisi öldü; fakat eseri olan devlet, onun kurduğu gibi yaşayacaktır” gibi sözler söylemek kaabildir. Bu, yanlış da olmaz. O’nun şahsiyeti bedeni varlığı ile kaaim değildi; ruhu daima üzerimizde dolaşacaktır. Fakat bu sözler, ifade ettikleri bütün hakikate rağmen, içimizdeki büyük acıyı unutturamıyor. O, aramızdan çekildi, bir daha yüzünü göremeyeceğiz, bir daha şuraya buraya gittiğini duymayacağız; bir daha, bir yoldan geçerken onun birdenbire yanımızdan geçmesini ümit edemeyeceğiz.

Ağlayalım, bu büyük acı ile ağlayalım. O’nun güzel ve nurlu yüzünü bir daha göremeyeceğiz.

Bir Cevap Yazın