Ecnebilere Yaranmak İçin asılan Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

10 NİSAN 1919

Ecnebilere yaranmak için asılan Devletin bir kaymakamı…

Boğazlıyan kaymakamı Mehmet Kemal Bey.

İstanbul, işgalciler tarafından işgal edilmiş.

İstanbul Hükümeti ulusu düşüneceğine işgalcilere yaranıyor..

İngilizlerin ellerine verdiği tutuklanacakların listesindekileri tek tek arayarak yakalıyor ve özel kurulmuş Nemrut Mustafa Divanı’nda yargılatıyor.

Her din ve cemaatten sorgu hakimleri emir almışçasına aynı suçlamayı yapıyor ve suçlamalarla ilgili olarak da hiçbir belge gösteremiyorlardı.

9 Yaşındaki bir çocuğa tanık olarak Mehmet Kemal Bey’i gösterebilmesi için “o emri kim verdi göster” dediklerinde çocuğun yanlış kişiyi göstermesi üzerine “biraz dinlen” denilerek ara verilmesi ve sonra çocuğa doğruyu buldurulması sağlanıyor!!!!

Tiyatro devam ediyor.

İdam kararı veriliyor Mehmet Kemal Bey’e.

Gelen İngilizlere yaranabilmek için Vatansever İttihatçı avı başlatan Hürriyet ve İtilaf destekçisi İstanbul, kararı uyguluyor.

Vahdettin halkın tepki göstereceğini tahmin ettiği için Şeyhülislam’dan fetva almak ister ama, yaranacakların acelesi vardır.

Tıklım tıklım Beyazıt Meydanı’nda o 10 Nisan gününde bütün vatanseverler hüngür hüngür ağlayarak idamı seyrediyorlar.

Herkes kumpasın farkında ama “yargının kestiği el” misali herkes sadece seyrediyor.

Son isteği sorulur Mehmet Kemal Bey’e.

“Devletimin verdiği emri yaptım tehciri uyguladımkimseyi öldürtmedim. Ecnebilere yaranmak için beni asıyorlar”. der.

“DEVLETİM AİLEME BAKSIN” son isteğidir.

Hüngür hüngür ağlayanlar ertesi gün cenazeyi alırlar ve işgalcilere inat kolları dik BAŞLARININ ÜZERİNDE taşıyarak defnederler cenazeyi.

Bilirler devletine hizmet edenlerin omuzda değil BAŞIN ÜZERİNDE taşındığını..

O coşkun vatansever halk kitlesi “BÜYÜK ŞEHİT KEMAL BEY” yazılı çelenklerle ellerin üzerinde taşımıştı Mehmet Kemal Bey’i.. İstanbul hala yaranma peşindedir. Önlem olarak gösteri yapanları yakalama yoluna gider ve 8 kişiyi tutuklatır. Çünkü İngilizler gösteriyi izlemekte ve raporlamaktadır. Aman zinhar tepki vermezse İstanbul başlarına yıkarlardı İngilizler İstanbul’u. Umurlarında mı Mehmet Kemal Bey..

Bir İngiliz istihbarat subayı “Törende Tıbbiye öğrencilerinden başka çok sayıda subay ve erin de bulunduğunu Tıbbiye ögrencilerinden birinin mezar başında konuşma yaptığını ve ‘İngilizlerin lstanbul’dan atılması gerektiğini’ söylediğini” raporluyordu üstlerine..

Sonra ne mi olur?

İngilizler önce Anadolu’dan sonra İstanbul’dan atılırlar.

Ankara’daki TBMM 27 Haziran 1926’da aldığı kararla Mehmet Kemal Bey’i MİLLİ ŞEHİT ilan eder ve AİLESİNE de maaş bağlatır.

Bilir o devletine hizmet eden şerefli adamın emperyalistlere hizmet edenler tarafından korunmadığını ve kumpasa izin verildiğini.

Millilik budur.

Milli olan ANKARA idi.

Ek bilgi mi?

O kumpasçı özel yetkili mahkeme başkanı olan Nemrut Mustafa, Ankara zaferi sonrası kaçar ve Erbil’de bir Kürt devleti için çalışmaya başlar.

Kürt Teali Cemiyeti üyesi ve Sevr’de ayrı bir devlet peşinde koşan Bo(ş) Şerif Paşa’nın halasının eşidir.

Akrabası olan Kambur İzzet Bey mi?

Ha o da İstanbul tarafından atanan İzmir Valisi işgal gününde..

İzmir’in işgalinden bir gün önce “birşeyler yapalım” diyen vatanseverlere “herkes evine gitsin başının çaresine baksın” diyen Kambur İzzet..

MİLLİYİM demekle Milli olunmuyor.

MİLLİLİK emperyalistlere yaranmamaktır.

MİLLİLİK ülkeyi düşünmektir.

MİLLİLİK kendi şahsi çıkarları peşinde değil ÜLKENİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ düşünmektir.

Milli şehidimiz Mehmet Kemal Bey’in şahsında ülkemin bütünlüğünü düşünürek canını veren tüm şehitlerimize minnet duygularımla…