Cumhuriyet Fikri Adana’da Doğdu! (10/10) Son

«- Eski devri jandarması, tahsildarı, zulmü ile tanırdık. Şim­di ise o günleri yıkan ve yeni dev­rin hükümdarı olan Gazi Paşa’yı aramızda ve masamızda görüyo­ruz. Onunla birlikte yemek yiyo­ruz. Bundan iyi devir olmaz ağa­lar!»

DEVLET İDARESİ ATA BENZER, DİZGİNLERİ SIKI TUTMAK LÂZIM!

Ramazan Ağa oturdu. Ama, O’na bir bal olmuştu. Bu defa da döndü, Gazi Paşa’ya nasihatte bulundu:

«- Devlet idaresi ata ben­zer, dizginleri sıkı tutmak lâzım Paşa!..»

16 Mart 1923 Cuma günü Gazi Pasa Adana Lisesi’nin kapısından girerken. Gazi’nin solundaki kalpaklı kişi Vali Refet Canıtez, yüzü görünen diğer subay da başyaver Salih Bozok’tur. Lâtife Hanım’ın sağ gerisinde de Lise Oymakbeyi Coşkun Güven, başında izci serpuşu, kısa pantolonu ile merdivenleri adımlarken görünmektedir.

Mustafa Kemal’in düşünce âlemindeki sorular Ferit Celâl Bey ve Ramazan Ağa’nın konuş­maları, mukayese ve izahlarıyla aradığı cevabı bulmuştu. Şu hal­de, Yeni Türkiye’nin idare şekli Cumhuriyet olmalıydı. Buna o ge­ce kesinlikle karar veren Mustafa Kemal, Adana’dan ayrıldıktan 220 gün sonra yeni rejimin adını koy­muş ve Cumhuriyeti ilân etmişti.

O GECE SON SÖZÜ

Gece çok ilerlemişti. Mustafa Kemal bir an düşünceye daldı. Gözlerinin önüne yarınki Türkiye’nin manzarası gelmişti. Ruhunda açılan yeşil ve be­reketli ovayı seyreder gibiydi. Ye­ni bir hayat ile süslü Çukurova topraklarına, başaklanmış tarlala­ra baktı!

«- Altın yurt!»

Devam etti ve o gece son sözü söyledi:

«- Altın yurdun altın in­sanları!..»

O esnada, bir çiftçinin gözle­ri Mustafa Kemal’in saçlarına ta­kılmıştı. Kendi kendine konuşu­yor, kendi kendine söyleniyordu. İşitilir işitilmez, dudakları arasından şu kelimeler dökülüyordu

«- Şu sarışın adam olmasaydı, bu altın yurt esir yurt olarak kalacaktı…»


Son


Kaynak: Yusuf Ayhan, Çukurova Albümü, 1973