Cahil Adamdan, Milliyetçi Olmaz…

Oysa ne güzel anlatıyordu ölümü düşünmenin ürpertici soğukluğunu.. Belli ki yaşı ilerlemişti ve o mutlak sona yaklaştığını iyiden iyiye farkediyordu.. Acınası bir şekilde öleceğimiz kesinken, -yaşamaya çalışmaya kendinizi nasıl ikna ediyorsunuz- diyordu.. Onun ölüme hissettiği duygular, benim beynimde zonklarken ve okumaya devam ederken, yaşamaya nasıl katlandığımızı merak etmenin yanında, asırlardır yaşatılan saçma geleneklere nasıl ayak uyduruyorsunuz, yalnızca çizgi ve renkten ibaret bayraklara nasıl kıymet veriyorsunuz demez mi puşt oğlu puşt.. Bütün o ölümü düşünmenin büyüsü bozuluverdi.. Meğer, entelektüel kılığa girmiş bir iblisin yazısını okuyormuşum.. Bayrağın bir bez, bir renkten ibaret olduğunu bilinçaltımıza aşılamaya çalışan, beni kendi töremden etmeye çabalayan kanı bozuklardan biriymiş meğer…O saatten sonra edebiyat kalır mı? Bu hayatı yaşanılası kılan, geçmişten bizlere yankılananlardır.. Resimle, heykelle, şiirle.. Küçük bir taşın üzerine çizilmiş bir resim bile, binlerce yıl sonra bir insana umut dağıtabilir, hayata döndürebilir, yaşama sevinciyle doldurabilirken; o törelerle, o güzel al bayrağın bıraktığı zengin geçmiş ile hayat daha güzel ve daha renkliyken, Anadolu Türkünü zehirlemeye, edebi sözlerle Türkü büyüleyip kimliksizleştirmeye and içenlerin yazısını okuyormuşum meğer.. Velhasıl kanında Türklük olmayabilir fakat saf Türk bile olsan ne mutlu Türküm diyebilmen için, üstün bir kültür, üstün bir ahlak ve karaktere sahip olmak lazım gelir.. Cahil adamdan milliyetçi olmaz.. İçi boşaltılmış nesiller ister emperyalizm..

E. Özel