Büyüklüğünün Sınırları Yok

Saygın Okurlarım!

Yazım biraz uzun ama Atatürk’ü ve Türk’ü kısaca anlatmak olanaksız.

O kadar büyükler ki...Lütfen sabırla okuyunuz.

Teşekkürlerim ve saygılarımla.

E. Ülger

Falih Rıfkı Atay’ın bir yazısı ile başlıyorum. Bakın Falih Rıfkı Atay “Batış Yılları” adlı eserinde ne diyor?

“Kendime ilk defa ne zaman ‘Türk’ dediğimi pek hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda ‘Türk’, kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve Osmanlı idik. İlmihallerde baş dersimiz ‘din ile milliyetin bir olduğunu’ öğrenmekti.‘Vatan’ sözü yasaktı. Onu ben büyüyüp de Namık Kemal’i okuduğum günlerde kitapta gördüm. Kulağımla ancak Meşrutiyet’te duydum. Biz padişah kulları idik. Okul çıkışlarında her akşam sıraya girer, “Padişahım çok yaşa’ diye bağırırdık”

Kuşkusuz Mustafa Kemâl’in Osmanlı’yı ortadan kaldırmasında, Türkler hakkında söylenen bu ağır ve çirkin iddiaların da payı olmuştur. Çünkü O da Türk’ün, Osmanlılar tarafından nasıl aşağılandığına şahit olmuştur. Osmanlı münevverlerinin Babıali’de “Türk” sözünü Arap aksanıyla ifade ederek “Terk” diye yazdıklarını unutmadı. “Terk” sözcüğü çoğul olarak Arapça da “Etrâk” demekti; ve Türklere, “İdrâki biidrak” “Anlayışsız Türkler” deniyordu. Oysa…Türk; Atatürk’e göre, yıldırımdı, kasırgaydı, dünyayı aydınlatan güneşti.

23 Mayıs 1928, TBMM, 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nu kabul etti. Böylece asırlardır hor görülen Türk, Mustafa Kemâl’in sayesinde vatandaş, birey, yurttaş oluyordu. Anladınız mı Osmanlı torunları? Osmanlı ile Türk’ün, Osmanlılıkla Cumhuriyetin farkı bu.

Günümüzde, “Osmanlı torunu” olmakla öğünen kimilerinin yukarıdaki ve aşağıdaki yazıları dikkatle okumalarını öneririm. Osmanlı,”Ermenilere, “Millet-i Sadıka”…”Araplara, “Kavm-i Necip”..”Rumlara, “Romalı” anlamına gelen “Romeos” derken TÜRKLERİ, şöyle aşağılıyordu:

Türk; Yavuz Sultan Selim’e göre, eşek idi, Vahdettin’e göre, dini, soyu sopu, yurdu belirsiz, cahiller sürüsüydü, Koçi Beye göre, mezhepsiz ecnebiydi, Sadrazam Kuyucu Murat’a göre, başı vurulması gerekendi, Şeyhülislam Mustafa Sabri’ye göre, tiksinti duyulandı, Gelibolulu Mustafa Ali’ye göre, pasaklıydı, çirkindi, Hoca Saadettin Efendi’ye göre, leşti, hilebazdı, aşağılıktı, Meşhur tarihçi Naima’ya göre, azgındı, çirkindi, kabaydı, cahildi, Şair Nef-i’ye göre, Allah’ın irfan pınarını yasakladıklarındandı, Hafız Çelebi’ye göre, baban bile olsa öldürülmesi gerekendi, Şair Baki’ye göre ise barbardı.

Ya Aksaraylı Kerimettin Mahmut’a göre, hunhar köpekti. Me’lundu, Devam edeyim mi? Merzifonlu Seyyit Abdurrahman Eşref’e göre, eşsiz bir gaddardı, Büyükelçi Moralı Çuhadır Ahmet’e göre, hayvandan farkı olmayandı.

Atatürk!

Büyüklüğünün sınırları yok.

Sen ne kadar benzersiz ve büyüksün. Yoktan var ettiğin bu millet sana ebediyen minnettardır.