“Büyük Gazi’nin Mukaddes İkametgâhı” Ahmet Ağaoğlu’nun Kaleminden: Çankaya

Ahmet Ağaoğlu’nun Mart 1928 tarihli Çankaya dergisinde yayımlanan “Çankaya” başlıklı Arap harfli Türkçe yazısı:

“Çankaya”

“Büyük Gazi’nin mukaddes ikametgâhı olan bu yer, bugün yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada bir alem, bir sembol olmuştur. O’nun Türk milletinin ruh ve kalbine telkin ettiği fikir ve hisleri kelimeler ve sözlerle ifade etmeye kalkışmak mahalli tespite çalışmaktır. O hislerin, bütün bir devrin açmış olduğu yolların ve teveccüh ettiği gayelerin bir hülâsasıdır. Türk’ün tab’ında [doğasında] meknuz [gömülü] olan kabiliyetlerin sırrı oraya sığınmış ve oradan mütemadiyen inkişaf, [gelişme, ilerleme] inbisat [genişleme] ve intişar [yayılma] ediyor.

Çankaya bazen içine çekilmiş bir yanardağ ve bazen de indifaatta bulunan [püsküren] bir volkana benzer. Zira Gazi yalnız dahi bir asker, devlet kuran büyük bir siyasi değil, aynı zamanda tecrit ve inzivayı seven, içinden alemi ve kâinatı seyreden, cemaatlerin, cemiyetlerin mukadderatına hakim olan kanunları keşfetmeye çalışan ve bulan muvaffak olan dakik ve hassas bir mütefekkirdir. Bu temsil ve temessül devirleridir. Şimdi Çankaya sükunete dalmış, tarih-i beşeri, dinleri, içtimaiyatı tetkik ile meşguldür. Türk’ün yaratıcı hamlesi kendisini topluyor demektir. Fakat biraz sonra Çankaya’da indifaat devri başlayacaktır ki o andan itibaren fikir ve his şelâleleri Türk muhitini kaplayacak, yeni yeni ufuklar açılacak, mütemadiyen şuurlaşan Türk, bu ufuklara doğru koşacak, inkişaf etmekte olan kabiliyet ve istidatlarına yeni sahalar bulacak.

Eski Yunanlılar ilhamları, mabutlar meskeni olan Parnas Dağı’ndan alıyorlardı. Çankaya’da bugün daima Türk’ün Parnas’ı olacaktır. Ve Türk nesilleri ilhamlarını oradan alacaklardır.

Gazi mabud değil, haşa, fakat yeni bir millet vücuda getirmiş yeni bir devlet kurmuş dahi bir insandır. Türk milleti ondan mülhem olduğu kadar o da Türk milletinden mülhemdir. Türk milleti onun mü’mini olduğu olduğu kadar O da Türk milletinin mu’tekidir. Zaten Gazi ile milleti arasındaki bu mütekabil merbutiyet [karşılıklı bağlılık] ve deruni alâka [içten ilgi] değil midir ki Çankaya’yı Parnas’ın fevkine [üstüne] çıkarmıştır.

Çankaya hiç şüphesiz, müstakbel nesillerin ziyaretgâhı olacaktır; bu muhakkak.. Fakat cahil, zelil, fakir abdalların değil, şeref ve haysiyetle, münevver, izzeti nefis sahibi, hür ve serbest nesillerin ziyaretgâhı. Bu nesiller, bu mukaddes dağı ziyaret ederken – yeni kuruluşunun mevcudiyetine mebde ve menşeinin hükümetine hulul ederek – burasının vaktiyle vermiş olduğu ilhamların azamet ve kutsiyeti önünde diz çökecekler, millet muhabbeti, vatan aşkıyla dünyadan tecrit ederek bu çorak dağın başına çekilen dâhiyi rikkatli [duygulu, merhametli] göz yaşları ve heyecanlı kalp muhabbetiyle takdis edeceklerdir. Bir millet içinde ebediyet, işte bu gibi gözyaşları döktüren ve heyecanlar uyandıran mabetlere ve sembollere malik olmakla meserrettir.”

Ankara, Mart [1]928

Ağaoğlu Ahmet

Kaynak: Çankaya dergisi, “Çankaya” Mart 1928, sayfa: 4.