Bu fotoğraftaki Atatürk’ü görebiliyor musunuz?

Bu fotoğraftaki Atatürk’ü görebiliyor musunuz? Peki ya Cumhuriyet’i görüyor musunuz?

Hadi hep birlikte bakalım…

1. Dünya Savaşı’nda esir düşmüş, kaderine terk edilmiş Türk askerleri bu gördüğünüz insanlar.

Üzerlerine-başlarına, yoksulluğun, yitmişliğin, unutulmuşluğun, ilgisizliğin dışa vurumuna bir bakın… Bilmeyen birine bu insanların işçi olarak çalıştırılan Hintliler olduğunu söylesek, itiraz edilmezdi herhalde. Ancak onlar; tüm Asya’ya, sonra Avrupa’ya hükmetmiş, medeniyeti kurmuş soylu şerefli atalarının, Türk’ün torunları. Hadi onların bu hakir bu acz durum ve görünümleriyle savaşa gönderilmesini geçtik diyelim, peki tam da şu an bizim onlara verdiğimiz kıymeti nasıl oldu da o haşmetli serdarlar onlara veremediler?

İşte arkadaşlar, bir milletin kaderinin tek bir kişiye bağlı olmasının neticesidir bu.

Fetihler, seferler, yurt edinmeler, gazalar bugün çoğu insanın dilinde Osmanlı kelimesiyle birleşmiş bir övgü meselesi olsa da, bugün hiç kimse bu şanlı askerlerin akıllarından geçeni tahmin bile edemez. Yüzyıllar boyunca tek bir adamın, bir padişahın bir sultanın hırslarının peşinde, şanı ve şöhreti uğruna gurbet topraklarda sürüklenmeyi düşünün… Hangi biri bir vatan savunmasıydı?

Belki bu acı fotoğraf için söyleyemeyiz, fetih diyemeyiz elbet ancak adına fetih koyulmuş, gaza deyip mübarek kılınmış bir sürüklenmeyi hayal edin… Ekilen sürülen toprak, süren öküz ve eldeki her bir buğday tanesine kadar her şey, saraylarda yaşayan sultanların…

Ya halk?

Okuma yok, yazma yok, ilim yok, fen yok ama sayısız vergiler, ordu için bin cefayla yetiştirilen evlatlar…

Fethettiğin topraklarda yeni bir hayat…

Aynı mahallede gavurlar, kiliseler, ecnebi okulları…

Seferden hasbel kader sağ dönersen, yıllar önce doğmuş evladını görebilirsin, koklayabilirsin, hanımın hayattaysa öpebilirsin…

Tek mutluluğun, seferden sağ dönme hayali… Böyle geçen yüzyılların, bu ilgisizliğin bu vurdumduymazlığın neticesi bir imparatorluğun adım adım yıkılmasından gayri, nasıl muasır medeniyet seviyesine çıkmak olabilirdi ki?

İşte Cumhuriyet, yani halkın iradesi, milletin hakimiyeti, yüzyıllar sonra sahip olunan en güzel mükafattı.. Bu yüzden Cumhuriyet ve millet egemenliği, en kıymetli hazinedir ve düşmanın en büyük düşmanıdır…

E. Özel

Bir cevap yazın