Atatürk Mahmut Esat Bozkurt ile.

Bozkurt-Lotus Davası

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde göstermek zorunda kaldığı zaafiyetler sonucu Batılı ülkeler ne yazık ki birçok kapitülasyon elde etmişlerdir, siyasi olarak ellerinin güçlenmesi ile başlayan süreçten işgal yıllarına kadar sosyal, siyasi ve hukuki alanda birçok keyfi uygulamayı gerçekleştirmekten geri durmayan İngiltere, Fransa, Yunanistan gibi ülkeler bu uygulamaların devam edeceği düşüncesine kapılmış olmalılar ki Cumhuriyet döneminde de bu uygulamaların devam edeceğine  dair adımlar atmaktan geri durmamışlardır. Bu fikirlerinin Cumhuriyet döneminde devam etmeyeceğini gösteren en önemli olaylardan bir tanesi olarak Bozkurt-Lotus davasını ele almaya çalışacağız. Fransızlar, iki geminin çarpışması ile gerçekleşen kaza sonucunda vatandaşlarının Türk yargısı tarafından yargılanmasına tepki göstererek salıverilmelerini isteme gayreti içerisine girecek olsalar da bu gayretleri ihtilafa yol açacak ve Türk makamlarınca hukukun üstünlüğü ilkesinden yola çıkılarak ihtilafı ortadan kaldırmak ve yargılamanın keyfi olmadığını ispat etmek adına bu dava uluslararası yargıya intikal edecektir.

Bozkurt-Lotus Davasının Uluslararası hukuka yansımasından önce dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey, Reisicumhur Atatürk arasında önemli bir diyalog gerçekleşecektir, bu diyalog Mahmut Esat Bey’in Atatürk’e hitaben ‘’Paşam, Lahey’e Adalet Divanı’na gidelim. Kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben hakkımızdan eminim, müsaade ederseniz davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem memlekete bir daha dönmem, fakat kazanacağız!…‘’ şeklindedir ve bu sözler üzerine Atatürk, Mahmut Esat Bey’e hitaben ’’Güle güle git, kazanacaksın, kazanamasan bile memleket seni bağrına basacaktır!’’ demiştir.

Kendi açımızdan geçmişten günümüze Batılı Devletlerin siyasi konularda yaptırımları kendi çıkarlarının uygunluğuna bakarak yaptıklarını bilmekteyiz, bu tavırları olaylara objektif olarak yaklaşmamaları ve hukukun üstünlüğüne saygı duymamalarından da kaynaklanmaktadır, Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinde işgal kuvvetlerin Rum ve Ermeni asıllı suçluları keyfi uygulamalar halinde serbest bıraktığını, Türkleri ise hükümlülük süreleri bitmelerine rağmen aylarca hapishanelerde alıkoymalarını dönem belgelerinden vakıf olmaktayız.

Tarihler 2 Ağustos 1926’yı gösterdiğinde Türk ve Fransız Devletlerini hukuki anlamda ihtilafa düşürecek olay meydana gelecektir. Bu olay ortalama olarak Midilli’nin 5 mil açıklarında BOZKURT adlı kömür yüklü Türk gemisine, LOTUS adlı Fransız ticaret gemisinin çarpması sonucunda 8  mürettebatın hayatını kaybetmeleri ile cereyan edecektir. Alabora olmayan LOTUS gemisinin kaptanı Desmons, Bozkurt’un kaptanı Hasan bey dahil olmak üzere sağ kalan mürettebatları gemiye alarak İstanbul’a ulaşacaktır. İki ayrı devleti alakadar edecek bu kaza için Hukuk’un devreye girmesi elbette hayatını kaybeden mürettebatların ailelerinin resmi işlem başlatarak şikayetçi olmaları başta olmak üzere Türk Hukuku’nun yaptırımlarını kabul etmeyen Fransa’nın nota vermesi ile gerçekleşecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuki yaptırımlarını ağır bulan Fransa bu olayın Uluslararası hukuk’a yansımasına sebebiyet verecek ve bu iki devletin temsilcileri Lahey Adalet Divanında karşılıklı olarak hukuki mücadeleye başvuracaklardır.

Mücadelenin gerçekleşmesinde gerekli olan tüm ihtiyaçların karşılandığını arşiv belgelerinden aşağıdaki şekilde öğrenmekteyiz;

Bu mücadeleye başkanlık edecek olan dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’e ihtiyaçların karşılanması adına 3 bin lira verildiğini dönemin yazışmalarına ait belgelerden öğrenmekteyiz, konunun Türk makamlarınca hassasiyet gösterilerek muvaffak olunması adına dönemin Akademisyenlerine başvurarak konu hakkında görüşlerini belirtmeleri istenmiş, görüşleri istenen Akademisyenlere ödenek ayrıldığını görmekteyiz, görüşleri alınan akademisyenler arasında İsviçreli Profesör MERCIER gibi önemli şahsiyetler yer almaktadır. Ayrıca heyetin Lahey’e gitmesinden doğacak ihtiyaçların karşılanması için 20 bin lira ödenek sağlandığı biliyoruz. Davaya başkanlık etmesi için adı geçen şahıslardan birisi de İstanbul Birinci Hukuk Mahkemesi Başkanı Feyzi Bey olmuştur. (Adı geçen belgelerin görselleri kaynakçada yer almaktadır.)

Bu kazada 8 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi, Türk hukukunun yargılama yetkisinin olup olmadığına dair önemli çalışmalar yapılarak ‘’Türkiye, ikinci kaptan Demons’u yargılayarak uluslararası hukuka uygun hareket etmiş midir?‘’ sorusunun cevabı aranmaya çalışılmıştır bu konu hakkında yabancı eserler tercüme edilerek konuya vakıf olma gayreti gösterilmiştir.

Türk heyetinin tezleri arasında, kazanın sonucunda verilen hükümlerin hukuki zemine oturtulması açısından önemi yüksek olan Lozan Barış Antlaşması’nda yer alan konu ile alakalı maddelere dayandırılmıştır, Fransızlar tezlerini ucu açık sorular gibi, maddeleri geniş perspektifte değerlendirmişlerdir. Türkler açısından bu dava şüphesiz insanının canına ve hukuka verdiği değerler üzerinden devam etmiştir, Fransızlar ise olayı bir davadan çok kazanılması mutlak görülen milli mücadele olarak algılamışlar ve olayı değerlendirme konusunda objektiflikten uzak kalmışlardır ve olaya duygusal nitelikle yaklaşmışlardır. Nitekim bu yargıların onaylanabilirliği dava sonucuna bakıldığında anlaşılmaktadır, Fransızların muvaffak olamamaları bunun en büyük delillerindendir. Girişilen bu mücadelede olayın değeri bir kenara Türk Devleti’nin ilk yıllarını yaşamasına rağmen olay karşısında hukuki olarak takındığı tutum, muvaffak olunması göz önünde bulundurulduğunda başarılı olduğu tartışılamaz bir gerçek olarak ortadadır. Bu dava sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti önemi büyük bir zafer elde etmiş ve ayrıcalıkların devam etmeyeceğini resmi olarak kanıtlayan bu dava sayesinde yaptırım gücünü tüm dünyaya hukuki olarak ispatlamıştır. Türk Heyetinin başkanı olan Mahmut Esat Bey’e davanın muvaffakiyetle sonuçlanmasından dolayı Soyadı Kanunuyla birlikte kazada alabora gemiden gelen , ‘’Bozkurt’’  Atatürk tarafından soyadı olarak verilmiştir.

Göktuğ Sırkıntı


KAYNAKLAR

1-Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi

2-Genç Cumhuriyetin İlk Hukuk Zaferi BOZKURT-LOTUS DAVASI – Stj. Av. H. BURAK KARAKUŞ

3-Bozkurt-Lotus Davasının Uluslararası Hukuktaki Önemi ve Yeri – DURMUŞ TEZCAN

Lahey Adalet Divanında görüşülecek olan Bozkurt Lotus meselesinde Hükümetimizi İstanbul Birinci Hukuk Mahkemesi Başkanı Feyzi Daimin temsil etmesi

 

Bozkurt Lotus davası sebebiyle mütalaası sorulmak üzere celbedilen profesörlere ödenecek ücretin tesbiti
Bozkurt Lotus meselesi dolayısıyla Laheyde bulunan Adliye Bakanı Mahmut Esat Beye 3 bin lira verilmesi
Bozkurt Lotus meselesinden dolayı Laheye gidecek olan heyetin yolluğu ile diğer giderleri için 20 000 lira ayrılması

 

Bozkurt Lotus Vapurları’nın çarpışması sonucu Fransa ile doğan ihtilafın halli için Adliye Vekili Mahmud Esad Beye yetki verilmesi