Atatürk’ün Köpeği Foks’un Öldürülüşü

Cemal Granda anlatıyor:

Atatürk’ün en sevdiği hayvanın at olduğunu biliyorum. Fakat köpeği de çok severdi. Bu vefakâr iki hayvana ayrı ayrı sevgi besler, onlara çok acırdı.

XVI. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Kemal’in Bitlis’i ziyaret ederken. (1916) Kezer Suyu’nda Bitlis Valisi Memduh Bey’le vilayet erkanı Mustafa Kemal’i karşılarken. Sol başta Cevat Abbas Gürer, valinin solunda Şükrü Tezer, onun solunda 23. Alay Komutanı Fuat Bulca bulunmaktadır. Mustafa Kemal’in hemen önünde ise köpeği Alp.




Birinci Dünya Savaşı sırasında Alp adında çok sevdiği iri bir köpeği varmış. Atatürk’ün kapısında nöbet bekler, hiç kimseyi içeriye bırakmazmış. Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılardan alınmış beyaz-sarı karışımı bir av köpeği vardı. Yunan komutanlarından birinin köpeğiydi bu. Alber adındaki bu köpeği de çok severdi. Ölümüne de çok üzülmüştü.

Mustafa Kemal Paşa Diyarbakır’da, hemen önünde köpeği Alp

Atatürk’ün bunlardan başka Foks adında bir köpeği daha vardı. Yalova’da hâlâ banyolarda seyyar fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi’den 50 liraya satın almıştı. O zaman 50 lira oldukça önemli bir paraydı. Atatürk bir sabah gezintisinde seyyar fotoğrafçının sehpasının ayakları arasında yatan köpeği görünce sordu:

-“Bu köpek senin mi?”

Fotoğrafçı birden ne yapacağını şaşırdı. Hemen toparlanarak:

-“Evet Paşam,” diye karşılık verdi.

-“Çok güzel bir şey…”

Atatürk’ün köpeğiyle ilgilenmesi üzerine fotoğrafçı Hasan Efendi’ye cesaret geldi: 

-“Çok beğendiyseniz size hediye edeyim Paşam,” dedi. Köpek o zaman yavruydu. Asil falan değil, bayağı bir sokak köpeğiydi. Ama tüyleri çok güzeldi. Atatürk bir daha hayvana dikkatle baktıktan sonra yanındakilere:

-“Bu adamı memnun ediniz,” dedi.




Böylece fotoğrafçının köpeği Foks, Atatürk’ün köpeği oldu. Foks aşağı, Foks yukarı derken hayvan büyüdü. Adının nereden geldiğini, kimin taktığını pek hatırlayamıyorum. 

Atatürk Çankaya Köşkü’ndeki kitaplığında, kitap okuyor. Ayaklarının hemen dibinde köpeği Foks

Foks’un ilk sahibi Hasan Efendi, Atatürk’ün çok fotoğraflarını çekmişti. Bu fotoğrafların camlarını ve araplarını, bir sandık içinde saklıyordu. Atatürk’ün ölümünden üç-dört yıl sonra çıkan bir yangın sonunda ahşap eviyle birlikte bu sandık da kül oldu. Böylece bugün bir tarih hazinesi olacak Atatürk’ün en güzel fotoğraflarını da yitirmiş olduk.

Foks, uzun süre Köşk’te kaldı. Bir cumhurbaşkanı köpeği olarak hayatta kendi cinslerinin hiç birine sahip olmayan rahat ve mutlu bir yaşantı sürdü.

Atatürk’ün Kastamonu’da ilan ettiği Şapka Devrimi dönüşü Ankara’da karşılanması. Hemen önünde köpeği Alber

Foks, Atatürk’ün yatak odasında yatardı. Karyolasının ayak ucunda onun için diktirilmiş özel bir minder dururdu. Atatürk sabaha karşı yatağına girene kadar Foks da uyumaz, O’nu bekler, ancak sahibi yattıktan sonra mindere kıvrılırdı. Çok sadık, çok duygulu bir hayvandı.

Atatürk’ün Foks’a düşkünlüğünü bilen bazı kimseler sofrada çok zaman onun bahsini açarlar, sadakatinden, büyüklüğünden dem vurup, neslini üreterek memlekete yaymayı teklif ederlerdi.




Dalkavukluğuyla dikkati çekenler, Foks’un asil kandan geldiğini, kaynağının Avrupa olduğunu söyleyecek kadar ileri gidip ‘Köpek değil âdeta insan, insandan da akıllı,’ derlerdi. Atatürk, bu konuşmaları belli belirsiz bir gülümsemeyle dinler, Foks’a bakıp başını sallardı. Atatürk, Foks’la yakından ilgilenirdi. Bir gün Ankara’da, Köşkün bahçesinde dolaşırken, köpeğinin hareketlerini dikkatle izliyordu. 

Atatürk, Şükrü Kaya, Ruşen Eşref Ünaydın ve Salih Bozok’la Turhal İstasyonu’nda. (22 Kasım 1930) Foks hemen solda.

Foks’un tembelliği mi üzerindeydi, neydi?

Bir köşeye çekilmiş, boş gözlerle sahibine bakıyordu. Atatürk hayvana uzun uzun baktıktan sonra bana döndü: 

“Bu hayvan aç,” dedi.

-“Yemeğini az önce yedi,” diye karşılık verdim.

-“Yese böyle olur mu?”

-“Bir tencere pilavı elimle verdim. Hem öyle bir pilav ki, fukara evinde dört kişi doyar.” 

Atatürk bu sözüme güldü. Foks genellikle benim avucumdan yerdi. Bir şey söylemedi ama, akşam aklına Foks gelmiş olacak ki, yemekten sonra sözü yine ona getirdi: -“Bu köpek çiftleşti mi?” diye sordu. Anlaşılan Foks’un keyifsiz halini, bu kez de cinsel bozukluğuna yoruyordu. Oysa iki ay önceki Konya gezisinde ona bir hanım bulmuştuk. Bunu hatırlatarak: -“Konya’da iki ay önce çiftleşmişti,” dedim. -“İyi ama, o orada kaldı. Konya başka, Ankara başka. Ben burada bir şey oldu mu, diye soruyorum.”

-“Henüz olmadı Paşam.”

O zaman Atatürk şöyle konuştu:

-“Hayvanlar belirli zamanlarda çiftleşirler. Onların asaletini görüyor musun? Hiç değilse arzularının mevsimi var. Onlar kadar olamıyoruz.”

Atatürk’ün bu sözlerine için için ne kadar gülmüşümdür. Afet İnan, Darülaceze’den dört beş yaşlarında bir evlâtlık almıştı. Galiba adı İnci’ydi. Ortada dolaşır, Köşktekilerin sigaralarını yakardı. Bir gün muziplik olsun diye Foks’un ağzına da bir sigara tutuşturmuş. Hayvan bunu önce taşıması için ağzına verilen bir çubuk sanmış. Ardından evlâtlık kibriti çakmış. Kibrit alevinden fena halde ürken Foks bir an ne yapacağını şaşırdı. Evlâtlık kız kibritleri peşpeşe çakıp hayvana doğru tutuyordu. Foks gözlerini orada bulunanların üzerinde gezdirdi. Kıza bir şey yapmadı. Ne dişlerini gösterdi, ne de hırladı. Boynunu büküp bir kenara çekildi. Sessizce beklemeye başladı. Atatürk bu olaydan duygulanmıştı:




-“Gördünüz mü? Şu köpek bile insan denen mahluktan çok daha temiz, çok daha asildir.” dedi. Foks aslında hırçın bir köpekti. Birkaç yıl Atatürk’ün yanında kalmıştı. Zaman zaman hırçınlaştığı olurdu. Bir gün Atatürk’ün elini sarılı gördük. Foks ısırdı dediler. Olay gece olmuş. Atatürk, ne olmuşsa olmuş, Foks’a kızmış. Kamçıyla başlamış dövmeye. Vurdukça hayvan geri geri gitmiş. Fakat kamçının dozu artınca da saldırıp elini ısırmış. Elinden kan akmaya başlayınca zile basmış. Hemen koşup kanları oksijenli suyla yıkamışlar. Tendürdiyot sürmüşler. O gün elini sarılı görünce hepimiz meraklanmıştık. Demek ki. meselenin aslı buymuş. Bunun üzerine köpeği Köşkten uzaklaştırdılar, çiftliğe götürdüler. Yakınlarından birkaç kişi “Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez” diye öldürülmesi için Atatürk’e ısrar ettiler. İzin verdi mi, vermedi mi bilmiyorum ama Foks o günlerde öldürüldü.

Baytarlar Atatürk’e yaranmak için özenle köpeğin derisini yüzmüşler, içini samanla doldurup göz yerlerine cam göz takmışlar. Bir camekân içine oturtmuşlar. Tabiî bunlardan Atatürk’ün haberi yok.

Bir gün gezinti sırasında çiftliğe de uğradığı zaman camekânda Foks’u görünce duraklar. İçi acıyla burkulur. Üzgün bir halde: -“Sevdiğim mahluku böyle görmek istemem, kaldırın onu!” der.

Atatürk’ün elini ısıran köpekten sevdiğim mahluk diye sözetmesi, oradakileri şaşırtır. Bunu yüzlerinden okuyan Atatürk, şunları söyler:

“Her ısırana kızılmaz. Foks can acıtmak fenalık yapmak için ısırmamıştır.”

Ertesi gün Foks’un doldurulmuş derisi camekândan kaldırılmış ve bahçenin bir köşesine gömülmüştü. 


Atatürk’ün Uşağı İdim, Cemal Granda


Atatürk’ün 1925 yılında Mareşal üniforması ile fotoğraf çekildiği binadan çıkarken köpeği Alber görülüyor.