Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi

Atatürk’ün İran Şahı İle İncelik Dolu Bir Anısı

İran Şahı’nın Atatürk’ü ziyareti sırasında çekilmiş ender iki fotoğraf. Arkası dönük olan Atatürk.

Yıl 1934. İran Şahı’nın uzun süren bu ziyaretinin anıları da o denli azdır.

Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi

Bunlardan en bilindik olanı İzmir’de Kız öğretmen okulu ziyaretleri sırasında yaşanmıştır.

Okulun kapısından girilmek üzereyken Atatürk konuğuna yol gösterir. Ancak Şah Pehlevi bunu kabul etmeyerek, kendisi Büyük Gazi’ye yol göstererek şunları der:

“Yoh; Men Leşkerem Sen Serdarsen” Yani; “Hayır, ben erim, sense büyük komutansın”

Bunun haricinde, büyük hikayecilerimizden Zeyyat Selimoğlu’nun bir anısı vardır; işte bir akşam sofraya oturulur, Atatürk kadehini kaldırır, İran Şahı içmek istemez. İlerleyen saatlerde sohbet, neşe alır başını gider derken, Pehlevi şöyle bir dalar. Atatürk konuğunu düşünceli, dalgın görünce sebebini sorar.

Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi

 

 

Şah, ‘Oğlum Fransa’da tahsilini görüyor, uzun zamandır konuşamadım, özledim kendisini’ der.

Bunun üzerine Atatürk yaverine işaret eder, yanına çağırır, kulağına bir şeyler fısıldar. Kısa süre sonra yaver elinde telefonla gelir. ‘Buyurunuz oğlunuz telefonun diğer ucundadır’.

O an Şah’ın keyfine diyecek yoktur. Oğluyla konuştuktan sonra kadehini doldurtur.

‘Bunu ilk defa evlendiğimde, ikinci olarak şimdi içiyorum’ der.

Özetlediğim anıyı aktaran, ‘hikayeci’lerimizden Zeyyat Selimoğlu.

O yıllarda 12 yaşında olduğunu da göz önünde bulundurursak, doğruluğuna inanıp inanmamak size kalmış


Zeyyat Selimoğlu, (31 Mart 1922, İstanbul – 1 Temmuz 2000, İstanbul) yazar ve çevirmen.


Alman Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Hikâyeleri, Almanca’dan çevirileri ve radyo oyunları ile tanındı. ‘Rize’nin Köylerinden’ başlıklı yazısı ile Cumhuriyet Gazetesi’nin 1949-50 Yunus Nadi Armağanı’nı kazanınca edebiyat dünyasına ilk adımını attı. ‘Koca Denizde İki Nokta’ adlı oyununa 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda Başarı Ödülü verildi. Zeyyat Selimoğlu, 2000 yılında İstanbul’da, Nişantaşı’ndaki evinde öldü. Tek romanı olan ‘Tutkunun Köşelerin’de sınıf atlama ve zenginleşme idealini konu edinmiştir.