‘Atatürk’ün İmzasını Çizmek Görevi Bana Verildi’

(1969 yılında Zeynep Oral imzasıyla Milliyet’de yayımlanan röportajdan)

Telefondaki ses: “Biliyorsunuz Mustafa Kemal bugün ‘Atatürk’ soyadını aldı. Kendisine bundan sonra kullanabileceği bir imza takdim etmek istiyoruz. Bunu olsa olsa sizin gerçekleştirebileceğinize inanıyoruz. Bu gece hazırlayacağınız bir tek imza taşıyan kartvizit yarın sabah sizden alınacaktır.”

Vahram Çerçiyan’ın çizdiği diğer imzalar

İşte Amerikan Kız ve Erkek Kolejlerinin yazı ve matematik öğretmeni Vahram Çerkiyan, Soyadı Kanunu’nun Meclis’te kabul edildiği günün akşamı böyle bir mesaj almıştı. Telefon, Ankara’daki bir mebustan, eski bir talebesinden geliyordu. Ankara’da bir kaç mebus arkadaş bir araya gelerek o günün şerefine Ata’ya bir armağan sunmak istemişlerdi.

Maddi herhangi bir şeyin kabul edilmeyeceğini bildiklerinden, manevi değer taşıyan bir şey bir imza örneği vermeye karar vermişlerdi. Üzerine de bir tek imza taşıyan bu kartviziti kim yazacaktı?

Amerika’da iki yıl boyunca yazı sistemleri üzerinde çalışmalar yapan, yurda döndükten sonra Maarif’ten tasdik edilmiş ‘Yazı Sistemleri’ kitaplarının yazarı Varham Çerçiyan’dan başka kimse yapamazdı bu işi. 

ÖMRE BEDEL BİR GECE 

Vahram Çerçiyan, Ankara’dan mesajı aldığında, saat akşamın dokuzuydu. Önce heyecanını yatıştırmaya çalıştı. Nihayet hayatının en değerli görevini yerine getirecekti. Değil sevdiği, saydığı, ‘taptığı’ Ata’ya bir imza bulmak görevi kendisine verilmişti. Bundan büyük bir şeref olabilir miydi… Ve Vahram Çerçiyan kolları sıvayıp masasına oturdu. Saatler ilerledikçe önündeki kağıt parçaları çoğalıyordu. Sabahın erken saatlerinde ise kâğıt parçaları yavaş yavaş azalmaya başladı.

Ve sabahın sekizinde önünde beş imza örneğiyle baş başa kaldı. Aralarına bir seçim yapamıyordu. ‘Seçimi Ata’ yapsın deyip imza örneklerini kapıda bekleyen adama verdi. Bütün gece gözünü bile kırpmamıştı. Ama hiç bir yorgunluk hissetmiyordu. ömre bedel bir gece geçirmişti. Mutluydu. 

Vahram Çerçiyan

Aradan üç gün geçmişti ki, Vahram Çerçiyan, Ata’dan bir mektup aldı. İmzalardan birini seçtiği, bundan böyle yalnız onu kullanacağını bildiriyor, sevincini paylaşıyor ve teşekkür ediyordu.

Bugün Vahram Çerçiyan 83 yaşında. Ata’dan söz ederken. O günlerin heyecanını yeniden duyuyor yaşıyor. ‘O’nun bize yaptıkları karşısında benim yaptığım nedir ki’ demekten kendini alamıyor. 
Atatürk imzalı portresi, Cemal Işıksel

50 yıldan uzun bir süre öğretmenlik yapan Vahram Çerçiyan’ın öğrencileri bugün birbirlerini el yazılarından tanımaktadırlar. Bu öğrenciler arasında Ecevit, Kasım Gülek, Selim Sarper, Ömer Celâl Sarç, Behçet Ağaoğlu yer almaktadır. Vahram Çerçiyan halen, her sabah uyandığında ilk işinin cüzdanında taşıdığı Ata’nın resmini çıkartıp öpmek olduğunu açıklıyor. Kendisinden Ata’ya yapmış olduğu ilk 5 imza örneğini bize tekrar çizmesini istediğimizde: “Maalesef“ dedi. Yedi yıl önce bir trafik kazasında geçirdiği şoktan sonra ellerinin bütün muvazenesini kaybetmişti. Artık o güzel yazıları yazamıyordu. Ama bugün her yerde Ata’ya ait bütün kitaplarda Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün pullarında, sokaklarda evlerde resmi dairelerde kendi yazmış olduğu imzayı görüyordu ya.. En değerli görevi yerine getirmişti ya..

Ata’yı sevmişti ya.. Evet mutlu hem de çok mutluydu.