Atatürk’ün Felsefe İle İlgili Düşüncesi. Aktaran: Dr. Ziya Somar, 1930, Samsun Lisesi Anıları


Doktor Ziya Somar’ın Atatürk ile ilgili anısı:

“1930’da, Atatürk büyük Anadolu gezisini yaparken Samsun’a da uğramış, mutat temasları arasında, liseye de giderek orada bir felsefe dersine girmişti. Felsefe öğretmeni, İlahiyat Fakültesinden felsefe şubesine geçmiş bir Türkistanlı arkadaştı. O sırada ellerde dolaşan felsefe kitabı da, kelime kelime ve bazı yerleri değiştirilip bozularak Türkçe’ye çevrilmiş bir Fransız okul kitabından alınma, kalın bir kitaptı. Burada metafizik meselelerine büyük bir yer veriliyor, meselâ Tanrı bahsi oldukça önemli bir yer kaplıyordu.

Atatürk sınıfa girdiği sırada, öğretmen, metafizik meselelerine dalmış, hararetli hararetli Tanrının varlığı üzerindeki doktrinleri münakaşa ediyor, tabiatıyla (ilâhiyatçı) ruhuna pek de ateşli gelen bu konuyu, eninden boyuna felsefeye uydurmaya çalışıyordu, öğretmenin dersini büyük bir nezaket ve dikkatle izleyen Atatürk, dersin sonuna doğru öğretmenden izin alıp öğrencilere hitapta meâli, yılların altından pek zor kurtarılagelen bir hatırlama gücüyle özetleyebileceğim şu sözleri söylüyor:

“Talebe efendiler, değerli hocanızı dikkatle ve zevkle dinledim. Gördüm ki siz de aynı dikkati gösteriyor ve zevkle izliyorsunuz. İstifade ettim, kendisine teşekkür ederim. Ancak deminden beri bu söylenenlerin neresinde felsefe olduğunu bir türlü kavrayamadım.

Efendiler, bence felsefe, ilim demektir, müspet ilme dayanmayan, sadece metafizik meseleler üzerinde duran bir düşünceye felsefe değil, ilm-i kelâm derler. Biliniz ki, Türk milletinin istediği ve özlediği felsefe, onu müspet ilme, müspet hakikatlere götürecek bir felsefedir. Bunun dışında kalacak bir felsefe ise zamanlarımızı boşuna harcamak, değersiz fikirler peşinde sonuçsuz çabalar sarf etmek olur.”


Dr. Ziya Somar, Türk Kültürü dergisi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 4. cilt,37-42, Ankara, 1965, sayfa: 48