Atatürk’ün Eseri, Ord. Prof. Yusuf Hikmet Bayur

Bu yazıya Atatürk’ün ölümünün ilk yıl dönümünde Ulus’ta çıkmış olan bir anılımı anmakla başlıyacağım. 

Atatürk Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü söylevini hazırlarken gelecekte Türk’ü bekleyen büyüklükleri belirttikten sonra;

“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medenî beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız…” cümlelerini yazmıştı. 

O sırada Cumhurbaşkanlığı genel yazmanı bulunmam dolayısıyla hazırladığı söylevi ilk ben görmüş ve bir vedanameye benzeyen bu sözlerin söylevden çıkarılmasını kendisinden dilemiştim. O da bunu önce ilke olarak kabul etmiş, sonra daha başka kimseler de aynı şeyi söyleyince anılan sözleri söylevden çıkarmıştı. 

Ata’nın ölümünden sonra O’nu unutturmak veya kötülemek için yapılan denemelerin hep boşa çıkmış olması, artık bugün Atatürk aleyhine ister sözle, ister heykel kırmak gibi fiilen yapılmış olan saldırıların kırılmış ve bu gibi şeylere kalkışan küstahların sindirilmiş bulunması, bana bu olayı bir kere daha hatırlattırmıştır. Yurt düşmandan kurtarıldıktan, Osmanlı’yı bağlayan kapitülasyon ve benzerleri zincirler kırılarak ülkemiz gerçekten bağımsız kılındıktan sonra, Atatürk başlıca iki işe girişmiştir: 

1) Gerçekleştirdiği devrimlerle Türklüğü geriliğin ve geri kafalıların esaretinden kurtarmak. 

2) Türklüğü kültür ve ekonomi bakımından çağdaş medeniyete yetiştirmek ve ilerde onun da üstüne çıkarmaya çalışmak. 

Cumhuriyetin onuncu yıl dönümünde devrimler genel bakımdan bütünlenmişti, ancak kültürel ve ekonomik kalkınma işi birkaç yüzyıllık bir geri kalmanın sonucu olarak henüz yaşamayacağını anlıyordu. Bu kalkınma pek ilerilere götürülmedikçe de eserinin daima tehlikede olabileceğini düşünmüş olması pek muhtemeldir. 

Bu yönü hiçbir vakit açıkça ifade etmemiş olmakla birlikte 1927’deki büyük söylevinde Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiş olması ve 1933’te ‘Beni unutmayınız’ gibi bir düşünceyi, başka bir münasebetle ortaya atmak istemiş bulunması bunu gösterir. 

Ancak O, bu sözleri söylemekten vazgeçmekle göstermiş oldu ki bu yönden beslediği kaygılar hafifti. 

Atatürk’ün eseri çok sağlamdır, Türk ulusunun gerçek ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaktadır, eser Türk gençliğinin inanlı gönül ve ellerine emanet edilmiştir. Bu yüzden yurdumuzu ve ulusumuzu geri götürmek isteyenlerin bütün saldırılarına dayanmıştır.. Öyle sanıyoruz ki artık onun yıkılamayacağını her aklı erer Atatürk ve devrim düşmanı anlamıştır. 

(Türk Dili, 50. sayı, 1 Kasım 1955) 

Bir cevap yazın