Atatürk’ün En Çok Konuşma Yaptığı Gün

Atatürk en çok hangi gün konuştu? Başka bir deyişle Atatürk ulusa en çok hangi gün seslendi? Bu sorunun yanıtı 1 Kasım’dır. 1 Kasım TBMM dönem açılışı günü olduğu için Atatürk TBMM kurulduğu günden başlayarak her dönem bir açılış konuşması yaptı. Ölümünden 9 gün önce son konuşmasını onun adına Celal Bayar yaptı.

1924 “Yüzyıllardan beri sürekli olarak uygarlık yolunda ilerlemekte bulunan uygar uluslardan Türkiye’yi alıkoymuş engellerin ortadan kalktığını Türk ulusu büyük bir sevinç içinde gördü ve anladı. Edindiğimiz, gerçek cumhuriyet yolundaki edinilen kazanımların küçük ya da büyük herhangi bir engele karşı ulusumuz tarafından her ne halde olursa olsun korunacağına en inandırıcı delildir.”

1925 “Meclis çalışmalarına ara verdiği zaman cumhuriyet ordusunun irtica olayına haddini bildirme ve tasfiye etmekle uğraştığı bili niyor. Ordu, cumhuriyet düşmanlarını hızla ve kesinlikle ibret verici biçimde cezalandırmıştır. Basın özgürlüğünün sakıncalarını ortadan kaldırmanın, basın özgürlüğünün kendisiyle olanak içine girdiğine ilişkin büyük meclisin yol gösterici ve arı alanında ululanan ilkeler eğer cumhuriyetin ruhu olan erdemden yoksun kendini bilmezlere basının göğsünde eşkıyalık fırsatını verirse, eğer aldatıcı ve saptırıcılara düşünce alanındaki uğursuz etkileri, tarlasında çalışan suçsuz yurttaşların kanlarını akıtmasına yuvaların dağılmasına neden olursa ve eğer en sonunda eşkıyalığın en dokuncalısını seçen bu türden saptırıcılar yasaların özel izninden yararlanma olanağı bulurlarsa Büyük Millet Meclisi’nin eğitici ve yok edici yönetiminin araya girmesi ve uyarması elbette gerekli olur. Kesindir ki cumhuriyet döneminin kendi anlayışı ve aktöresi ile donanmış basını yine ancak cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir yandan geçmiş dönemler gazetelerinin ve bu basından olanların düzelmesi olanaksız olanları ulusun gözünde belirirken öte yandan cumhuriyet basınının temiz ve verimli alanı gelişletmekte ve yükseltmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yaşamını kolaylaştıracak ve yüreklendirecek işte ancak bu yeni anlayıştaki basın olacaktır.”

1926 “Cumhuriyet ve uygarlığın başlıca nimeti olan huzur ve güvenliğin sağlanması ve sürdürülmesi için harcadığımız zamanın büyük sonuçları ortaya çıkmaktadır. Son yılların belli başlı olayı olan Doğu irticasının gerektirdiği eğitici önlemler yerinde ve başarı ile uygulanmıştır. Bu önlemlerin yurttaşlarımızın toplumsal ve ekonomik yaşamları üzerinde huzur ve rahatlık gösteren etkilerini şimdiden hissediyoruz.”

1927 yılında ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, düşüncelerini “Dünyanın zorunlu gidişinde soylu ulusumuza düşen yüksek ödevlerin yerine getirilmesine çalışacağız. Bu ödevler uygarlık ve insanlık ailesinde Türk ulusunun hak ettiği, yüksek itibar mevkisini koruma ve yükseltmesine hizmet edecektir. TBMM Türk ulusunun yüzyıllar süren arayışlarının özeti ve onun kendi kendisini yönetmek bilincinin canlı simgesidir. Türk ulusu alın yazısını TBMM’nin yeterli ve yurtsever eline bıraktığı günden başlayarak karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve umutları boğan yıkımlardan ulusların gözlerini kamaştıran güneşler ve utkular çıkarmıştır” biçiminde açıklamıştır.

1928 “Türk harflerinin kabulü, hepimize bu memleketin bütün vatanını seven yetişkin evlatlarına önemli bir görev yüklüyor. Bu görev milletimizin bilerek okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka bilfiil hizmet ve yardım etmektir. Türk ulusuna kolay bir okuma TBMM’nin kararıyla Türk yazma anahtarı vermek gerekir. harflerinin kesinlik ve yasallık kazanması bu ülkenin yükselme savaşında başlı başına bir geçit olacaktır. Uluslar ailesine aydın, yetişmiş büyük bir ulusun dili olarak elbette girecek olan Türkçe’ye bu yeni canlılığı kazandıracak olan üçüncü TBMM yalnız Türk tarihinde değil bütün insanlık tarihinde seçkin bir varlık olarak kalacaktır.”

1929 “TBMM’nin en büyük yapıtı olan Türk yazısı ülkemizin bütün yaşamına uygulanmıştır. İlk zorluk ulusun ülkü gücü ve uygarlığa olan sevgisinin yardımı ile kolaylıkla yenilmiştir.”

1930 “Yıllardan beri dışarıda beslenen fesat ve tecavüz emelleri bu yıl doğu illerimizde vatandaşlarımızın huzurunu bozan olaylara neden oldu. Geçen olaylar cumhuriyetin gücünü ve cesaretini bir daha göstermiştir.”

1931 “Türkiye’nin güvenliğini amaç edinen, hiçbir ulus karşısında olmayan bir barış doğrultusu bizim daima kuralımız olacaktır. İç siyasada gerçekleştirdiğimiz güven ve dirlik yurttaşları verimli çalışmalarında iç dirliğe kavuşturmuş ve güvendirmiştir. Cumhuriyet yasalarının ve cumhuriyet güçlerinin saygı ve saygınlığı ülke için temel dayanak ve yaptırımcı olduğu bir daha saptanmıştır.”

1932 “Uluslararası siyasi ve ekonomik bunalımlardan insanlığın duymakta olduğu sıkıntı ve acı sürmektedir. Siyasi bunalımın içeriği, silahları bırakma konferansının zorluklarında özet olarak tartışılabilir. Ekonomik bunalım ise uluslararasında değiş tokuşun azalması ve daralması biçiminde alanını genişletmiş ve etkisini artırmıştır. Bizim görüşümüze göre uluslararası siyasi güvenliğin kurulması için ilk ve en önemli koşul hiç olmazsa barışı koruma düşüncesinde samimi olarak birleşmesidir. Bu ekonomik genişliğin temelini de ancak her ulusun refahla yaşamaya ve ilerlemeye hakkı olduğunu teslim eden bir anlayışla bütün ulusların birlikte çalışmaları yolunun bulunmasında görüyoruz. Bütün ulusların güçlükle göğüs germeye uğraştığı zorluklar içinde ulusumuz canlılık, hükûmetimiz yüksek isabet göstermektedir. Komşularımızla ve bütün uluslarla ilişkimiz ciddi, samimi barış ve güvenlik düşüncesine dayanarak ortaya çıkmaktadır. Dostlar arasında dürüst bir görevin korunması bizim daima çok önem verdiğimiz bir temeldir.”

1933 “Bu yıl cumhuriyetin onuncu yılını kutlamakla mutlu olduk. Ulusumuzun gösterdiği taşkın sevinçler, gönüllerimizi övünçle doldurdu. Cumhuriyetin verimleri, ülkenin her bucağında canlandırıldı. Ulus geçen on yıllık cumhuriyet yapıtlarını topluca gözden geçirdi ve gerçekten sevinmeye, övünmeye hakkı olduğunu gördü. Geçen on yıl gelecek dönemler için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla birlikte eski dönemlerin tarihi karşısında cumhuriyetin bu on yılı eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış anıtıdır.”

1934 “Güzel sanatlardan hepsinde ulus gençliğin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Ulusal ince duyguları düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak onları bir an önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekmektedir… Yurdun bayındırlığı programı da büyük emekle durmadan yürütülmektedir. Kültür işleri üzerine, ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini, doğru temelleri üstüne kurmak, öz Türk diline değeri olan genişliği vermek için candan çalışmakta olduğunu söylemeliyim. Bu çalışmaların göz kamaştırıcı verimlere ereceğine şimdiden inanabilirsiniz.”

1935 “Son uluslararası olaylar Türk ulusu için güçlü bir hava ordusunun yaşamsal önemde tutulmasına bir daha hak verdirdi. Çok büyük emekle kurduğumuz canımızla korumaya ant içtiğimiz kutsal yurdun havadan saldırılara karşı güvenlik altında tutulması demek bize saldıracakların kendi yurtlarında bizim  de aynı zararları yapabileceğimize güvenimiz demektir.”

1936 “Cumhuriyet, yeni ve sağlam eseslarıyla Türk ulusunu emin ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar asıl düşüncelerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik açısından, büsbütün yeni bir yaşamın müjdecisi olmuştur. İlköğretimin yayılması için sade ve uygulamalı önlemler almak yolundayız. İlköğretimde hedefimiz bunun genel olması ve bir an önce gerçekleştirmektir. Yıllar geçtikçe ulusal ülkü verimleri, güvenle çalışmada, ilerleme istediğinde ulusal birlik ve ulusal buyrum biçiminde daha iyi gözlere çarpmaktadır. Bu bizim için önemlidir, çünkü biz aslında ulusal varlığın temelini, ulusal bilinçte ve ulusal birlikte görmekteyiz. Bu iki ulusal (Tarih ve Dil) kurumun tarihimiz ve dilimizin karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültürlerindeki analıklarını geri çevrilemez bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusu için değil bütün bilim dünyası için dikkat ve uyanıklığı çeken kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim.”

1937 “Ordu, Türk ordusu! İşte bütün ulusun göğsünü güven, övünç duygularıyla kabartan şanlı ad! Onu, bu yıl içinde kısa aralıklarla iki kez büyük yığınlar halinde yakından gördüm. Trakya ve Ege büyük manevralarında… Düzen bağını, gücünü, subayların bilgili çalışmalarını büyük komutan ve generallerimizin yüksek yönetme yeteneklerini gördüm. Derin övünç duydum, beğendim. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk erk ve yeteneğinin, Türk yurtseverliğinin çelikleşmiş bir anlatımıdır. Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye ülküsünü gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz dizgeli çalışmaların yenilmesi olanaksız güvencesidir.”

1938 “Dil kurumu en güzel en verimli bir iş olarak türlü bilimlere ilişkin Türkçe terimleri saptamış ve dilimizi yabancı dillerin etkisinden kurtarma yolunda temelli adımlar atılmıştır. Bu yıl okullarımızda öğretimin Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür yaşamımız için önemli bir olay olarak belirtmek isterim.”


Yaşar Öztürk – Bütün Dünya