Atatürk ve Hasta Çoban Sığırtmaç Mustafa (Video ve Nadir Belgelerle)

Cemal Granda anlatıyor:

OKUMA kitaplarına kadar geçen Sığırtmaç Mustafa ile Atatürk’ün karşılaşması çok enteresandır:

1930 yılında Atatürk, bir gün atla Yalova dağ­larında gezintiye çıkar. Yolun üzerinde bir sığırtmaca rastlar:

— Bu yol çıkar mı ?

Diye sorar.

Çoban, eliyle yolu gösterir.

Atatürk, yoluna gidecek yerde atını durdurur. Çobanla aralarında şu konuşma geçer:

Atatürk ve Sığırtmaç Mustafa’nın ilk karşılaşmalarında çekilen fotoğrafları

— Adın ne senin?

— Mustafa…

— Bu koyunlar kimin?

— Ağanın…

— Peki sen kaç paraya çalışıyorsun?..

— Üç liraya.

— Sana daha fazla para versem, benim çiftliğime gelir misin?

— Ağa razı olursa gelirim. Ağanın rızasını alın da ondan sonra…

— Senin anan, baban yok mu?

— Yalnız anam var.

— Bakalım razı olur mu?

— Onun da rızasını alırsanız razı olur. O zaman ben de çalışır, ona bakarım.

Atatürk mucizesi sonrası Sığırtmaç Mustafa

Atatürk bu sırada cebinden bir sigara çıkarıp çobana uzatır. Çoban onbir-oniki yaşlarındadır. Sigarayı almaz.

— Sigara içmiyor musun?

— Daha sırlaşmadım (alışmadım).

Bunun üzerine Atatürk cebinden bir 10 lira çı­karıp vermek ister. Çoban bunu da almaz. Bu güzel hali gören Atatürk, parayı alması için ısrar eder. Çoban:

— Alırım ama, bir şartla, der. Sen de benim vereceğim cevizleri alırsan paranı alırım.

Atatürk, çobanın cebinden çıkarıp, kendisine uzattığı cevizleri alır, parayı verir… İş bu kadarla kapansa iyi… Ertesi gün Sığırtmaç Mustafa, jandarma tarafından apar topar, daha ne olduğunu anlamaya vakit bulamadan Yalova Atatürk Köşküne getirilir. Çoban daha Atatürk’ün kim olduğunu bilmemektedir. Sığırtmaç Mustafa’yı işte ben, ilk kez o gün, orada tanımıştım. Salonda bir çok misafir vardı. Çoban, elinde sopası olduğu halde oturuyor, başına geleceğinden habersiz ürkek bakışlarla çevresine bakınıyordu.

— Konuştuğun adam kimdi? Diye sordum. Çoban:

— Bilmem… Diye karşılık verdi.

Bunun üzerine çocuğa bulunduğumuz yeri anlatarak, elimden geldiği kadar öğütte bulundum:

— Dikkatli ol ve hiç çekinme… Dedim. Seni okutur, adam olursun. Bu gördüğün Atatürk’tür.

Çocuk artık köşke getiriliş nedenini öğrenmiş bulunuyordu. Yüzünde memnunluk hali belirmişti. Derken Atatürk salona girdi. Sığırtmaç Mustafa’yı tepeden tırnağa süzdükten sonra suratı asıldı. Misafirlere dönerek:

— Çocuğa kim olduğumu söylemişler. Baksana nasıl konuşması, tavrı değişti… Dedi.

Bunu duyar duymaz benim söylediğim meydana çıkacak diye korkudan hemen oradan sıvıştım. Sığırtmaç Mustafa’nın köşke getirildikten sonra sıtmadan dolayı karnının davul gibi şiş olduğu görüldü ve Şişli Çocuk Hastanesi’ne gönderilip tedavi altına alındı. Yalova’dan İstanbul’a dönmüştük. Bir gece yarı­sı Atatürk’ün aklına geldi, Çoban Mustafa’yı sordu. «Yatıyor! » dedik. «Gidip görelim» dedi. Saat gecenin ikisinden sonra kalkıp Şişli Çocuk Hastanesi’ne gittik.

Gelişimiz bir âlemdi. Bütün çocuklar uykudan uyandılar. Atatürk, Çoban Mustafa ile beraber, yatan öbür çocukların da sıhhatini sordu. Kaldığımız süre içinde çocukların hiç biri uyumadı. Atatürk, Çoban Mustafa’nın yanından ayrılmak istemiyordu. Onunla özel olarak konuştu. Hatırını sordu. Sabaha karşı hastaneden ayrıldık. Ertesi akşam sofrada konu, yine bu Çoban Mustafa üzerindeydi. Herkes onun için bir şey söylüyordu. Lehinde ya da aleyhinde… Bâzı misafirler:

— Paşam, bu çocuğa boşuna emek vereceksin?

— Niçin?

— Efendim, çoban hiç okur mu? Adam olur mu? Bu saçmaları büyük bir dikkatle dinleyen Atatürk:

— Yahu, ne uzağa gidiyorsunuz. Ben de bir zamanlar tarlada kargaları bekledim. Dayımın çiftliğinde onun koyunlarını güttüm. Beni biraz zeki gö­ren dayım:

— Bu çocuğu okutmalı… Dedi. Bundan sonra beni askerî mektebe yazdırdılar. Ben de okudum, gördüğünüz mevkie geldim. Çobanlar okumaz diye bir nazariye yoktur. Bu çocuk da okur. Belki büyük bir adam da olur. Onu da zaman gösterir… Dedi.

Çoban Mustafa Kuleli’de iken İstanbul’a her gelişimizde saraya gelir, Atatürk’le görüşür ve mübayaa memuru yüzbaşı emeklisi Rıza Köse’den aylığını, yani harçlığını alır, bazı defa yemekte alıkonulurdu. Yıllar geçti ve zamanla bu çocuğun okuyup adam olduğunu gördük.

Çoban Mustafa binbaşılığa kadar yükselmiş ve emekli olmuştur. Şimdi Yalova’da oturmaktadır.


Kaynak: ATATÜRK’ÜN UŞAĞININ GİZLİ DEFTERİ, Atatürk’ün oniki yıl hizmetini gören Cemal (Çelebi) Granda’nın hâtıraları, FER YAYINLARI İSTANBUL, 1971