Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çankaya Köşkü’nde Benz marka iki otomobil arsında trençkotunu giyerken. Beraberindekilerin başında henüz fes ve kalpak var. Muhafız Alay Kumandanı İsmail Hakkı Tekçe’nin başındaki subay şapkası henüz siperli değil. Kastamonu seyahatinden, Şapka ve Kıyafet Devrimi’nden biraz önce. Tarih 1925 yılı ilkbaharı olabilir. Foto: François - Jean Weinberg

“Atatürk Merkebe Bindi. Bir Süre Kızgın Yaz Güneşi Altında Yol Aldık”

Atatürk’ün yanında görevli (Emekli Deniz Albay) Bahri S. Noyan anlatıyor:

“Bu anlatacaklarım da oldukça eski bir tarihe rastlar. Yine bir yaz günüydü. Yemeklerimizle birlikte bazı gerekli eşyaları da alarak Armutlu’ya gittik. Ata’yı takip ettiğimiz motorda sekiz memurum vardı. Karaya çıktığımız zaman, beş altı kilometre kadar uzakta bulunan banyolara gidileceğini öğrendik. O tarihlerde Armutlu’da vesaite benzer şeyler yoktu. Bu yüzden üzerine eğer vurulmuş bir merkep [eşek] getirildi.

Atatürk “Bırakın” dedi.

Atatürk merkebe bindi. Bir süre kızgın yaz güneşi altında yol aldık. Bir yol dönemecine geldiğimiz zaman hayvan bir türlü doğru istikamete gitmiyor, hep sağ tarafa doğru sapmak istiyordu. Bu durum bizim olduğu kadar Ata’nın da dikkatini çekmiş olacak ki, merkepten indi. “Bırakın” dedi. “Herhalde bu tarafta ahırı var, oraya gitmek istiyor.” Bıraktık ve onun peşi sıra yürümeye başladık. Hayvan serbest kalınca koşmaya başladı ve birkaç yüz metre kadar ilerde bir ahırın önüne giderek kapısına başını dayadı. Arada sırada başını çevirip bizim kafileye bakıyordu. Bu garip hayvanın haline bakıp gülüşmeler başlayınca Atatürk yanındakilere döndü ve “Bu şirin hayvancığın misafirperverliğini görüyor musunuz” dedi “Bizleri ahırına davet ediyor”

Daha sonra neşeli bir yürüyüşten sonra banyolara varıldı, yemekler yenildi ve o gece orada kalındı. Memurlar yorgun oldukları için erkenden yatmışlardı.”

Kaynak: Akşam Gazetesi, 10 Kasım 1968.Gazi’nin Son yılları. (Emekli Deniz Albay) Bahri S. Noyan.

Sevimli bir av köpeği birden Ata’nın arabası önüne çıktı!

Atatürk’ün yanında görevli (Emekli Deniz Albay) Bahri S. Noyan anlatıyor:

“Atatürk büyük bir önder, yüce bir kumandan olmakla beraber en hisli insanlar kadar merhametli ve müşfik bir kalbe sahipti. Yıllarca cephelerde savaştan savaşa koşmak, onun kalbini nasırlaştırmamıştı. Yerine göre en ufak bir hayvanın dahi taciz edilmesine gönlü razı olmazdı.”

“Otomobilin altında kalan av köpeği”

“Yine başka bir olay da Ata’nın bu konudaki hassasiyetini göstermeye kâfi gelir sanıyorum. Olay Çankaya Caddesi’nde geçti. Yalnız o zamanlar bu caddeler bugünkü kadar kesif [yoğun] vesaitin geçidi olmadığı gibi yollar da şimdiki kadar geniş ve muntazam değildi. Ara sıra tek tük vesait geçerdi hepsi o kadar.

İşte Ankara’da bulunduğumuz bir gün Ata’nın arabasını takiben köşke dönüyorduk. Bir ara boynunda tasması olan çok sevimli bir av köpeği birden Ata’nın arabası önüne çıktı. Şoförün ani freni ona çarpmasına mani olamadı. Çamurluklardan birisi köpeğe çarparak onu yan tarafa fırlattı. Fakat hayvan ölmedi., yerde kıvranıyordu. Ata manzarayı görünce bir an elini yüzüne kapadı. Daha sonra yanındakilere bazı emirler verdi. Hayvan derhal baytara gösterilip muayene ve gerekirse tedavi ettirilecek, kendisine de durum hakkında bilgi verilecekti. Derhal bir veteriner getirterek hayvanı muayene ettirdik. Muayene sonucu köpeğin yarasının hafif olduğu ancak bir gözünün kör olduğu için hayvanın iyi görmediği anlaşıldı. Durum Atatürk’e bildirildi.”

Kaynak: Akşam Gazetesi, 10 Kasım 1968. Gazi’nin Son yılları. (Emekli Deniz Albay) Bahri S. Noyan.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ve eşi Latife Hanım ile Dahiliye Vekili Ali Fethi Bey (Okyar) ve eşi Galibe Hanım birlikte Çankaya Köşkünde, Ankara 1923