Atatürk Şehinşahı İran Rıza Şah Pehlevi ile İstanbul'da.

Atatürk Hayranı Alman Tarafından Hazırlanan Nadir 68 Fotoğraflı Albüm

1939 yılında Atatürk hayranı Alman Von Otto Lachs tarafından hazırlanmış harikulâde bir albümle karşı karşıyayız. Özgün metne sadık kalarak, olduğu gibi aktardığımız albümün önsözü ve Atatürk’ün hayatı kısmı, Alman bilim adamının -bizce, herhangi bir Türk’ün yardımını almadan- eski ve elbet yer yer imla hatalı Türkçesi dahilinde, samimiyetini de gözler önüne sermiş:


Bu resimli eser yeni Türkiye hakkında okuyucusuna tam ve etraflı bir fikir vermek iddiasında değildir. Yegane gayesi, ekseriyeti henüz neşredilmemiş olan bir resimler serisi ile cihanın öldüğünü sandığı tarihin en eski milletlerinden birisinin tekrar dirilişinin mucizesini tesbit etmek ve göstermekdir. 

Bu diriliş mucizesini yaratan Kemal Atatürk’dür. Şahsiyetinin sihirli asâsı ile yenilmez bir milli varlığın uzun zaman gömülü kalmış kuvvet menbalarını bulmakla, Atatürk, tam, manasile Türklerin ‘Atası olmuşdur. 

Bu resimlerle tebarüz etdirilmek istenilen şey, dünyamıza gelmiş büyüklerin tarihinde yer alan Atatürk’ün şahsiyetidir ve bu eser Atatürk ile kahraman Türk milletine ithaf olunmuşdur. 

Kemal Atatürk (1881-1938)

Türkiye Cüınhuriyetinin onbeşinci yıldönümünden birkaç gün sonra, 10 Sonteşrin 1938 sabahı, onun banisi Kemal Atatürk’ün hayatı sona erdi. Kemal Atatürk’ün gözleri o sabah Boğaziçinin derin maviliği ve Boğaz kıyılarının yeşilliği üstünden sonbahar güneşinin yükselişini artık göremedi; fakat Türk milleti ve onunla birlikde bütün dünya, ancak tarihin en büyüklerinin ölümünde görülen ebedîlik perisinin, o gün Dolmabahçe’nin etrafında uçuşduğunu hissetdi. 

Bu Sonteşrin sabahında sona eren hayat, harbsonrası dünyası için çelik yağmurlarının mahvedemeyip, bilâkis büsbütün çelikleşdirdiği ölçüleri aşan bir şahsiyetin timsali idi. Bütün dünyayı derin bir karanlık kapladığı bir devirde, o, etrafına saçdığı deha ışığı ile gözleri kamaşdırıyordu. Osmanlı İmperatorluğu Cihan Habinin vurduğu darbelere dayanamayarak çökdüğü ve haris yabancı devletler ganimeti paylaşmağa kalkışdıkları zaman tek bir adam, yere serilmiş vatanına ika edilmek istenilen cinayete karşı öfke ve isyan bayrağına sarılmışdı. O adam, Anafartalar kahramanı Kemal Atatürk’dü. Herkesin ümidsizliğe düşdüğü bir devirde o hariçde muazzam bir düşman devletler cephesile savaşırken dahilde de mütereddi saltanat sisteminin sinirlendirici oyunlarını ve beyinsiz bir muhalefeti yenerek üç talisiz harbde kanaya kanaya takatsız kalmış milletini ayağa kaldırdı ve milletinin dünyayı hayran bırakan kahramanlıklarında ona önderlik ederek dört senelik çetin bir mücadeleden sonra Anadolu toprağını düşmandan tamamile temizledi. 

İstiklâl harbinin askerlik bakımıdan olan büyük ehemmiyeti, Gazi’yi tarihin en büyük askerleri meyanına çıkartmışdır. Fakat devlet adamı olarak harp meydanındaki muzafferiyetlerine eklemesini bildiği büyük muvaffakıyetler, onu insanlığın en kudretli terbiyecileri arasına yükseltmekdedir. Gazi, dahiyane bir hissi tabiî ile harbsonrasının ilk devlet adamı olarak eski Osmanlı Devletinin pek çürük temeller üzerine kurulu olduğunu sezmiş ve asrayın çökmüş ve zehirlenmiş alemi ile yeni Türk dünyası arasına kati bir haddi fâsıl çekmişdir. Atatürk’ün milletine aşıladığı yeni yaşayış anlayışı, kendisi umumî hayatın her safhasında göstermekdedir. Gazi, milletinin başöğretmeni olarak Anadoluyu köy köy dolaşmış ve Türk köylüsünün kültür seviyesini yükseltmeğe uğraşmış, yurdda sağlam bir milli iktisat bünyesi yaratmak için yorulmadan çalışmış, dünya milletleri arasında emin ve herkesçe çok sayılan yüksek bir mevkie ulaşdirmak için kendisine adım adım yol açdığı millî Türk devletinin hariçdeki haklarını sıyanet hususunda yılmadan didinmişdir. Atatürk, millî hayatın bütün safahatını kucaklayan fasılasız hamlelerile, üzerinde gelecek nesillerin emniyetle işleyecekleri yeni Türk devletinin sarsılmaz temellerini kurmuşdur.

Hayatı milletinin hayatı ile mezcolmuş, milletine tahakküm etmeği aklından geçirmeyerek ona sırf babalık göstermiş ve bütün düşüncelerini yurdunun refahına sarfederek efsanevî şahsiyeti ile milletinin özlediklerini hakikat yapmış bir şefin ölümü o şefe tapan bir milleti nekadar müteellim ederse, Atatürk’ün üfulü de Türk milletinin kalbinde o derece silinmez bir acı bırakmış, o kadar derin bir yara açmışdır. Türk milleti Atatürk ile kurtarıcısını, dirilişinin sembolünü, istiklâli için yapdığı eşsiz savaşın kahramanını ve yükselişinde kendisine önderlik eden yaratıcısını; dünya ise tarihin kaydedeceği en büyük insanlardan birisini kaybetmişdir. O dahi bir asker, dahî ve yaratıcı bir devlet adamı ve en büyük bir vatansever örneği idi. 

Von Otto Lachs

Metin ve hazırlayan

Dr. Eduard Schaefer

Albay Mustafa Kemal Çanakkale harbinde Anafartalar zaferinden sonra…
Fırka kumandanı Mustafa Kemal Paşa Marşal Liman von Sanders ve emrindeki subaylarla bir arada.
Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919’da ‘Bandırma’ vapuruyla saltanatın merkezi olan İstanbul’dan ayrılmıştı. Türk milleti çürük Osmanlı saltanatından ve yabancıların boyundurluğundan kurtarmağa katiyetle karar vermişti.

 

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Karadeniz kıyısında, Samsun’da Anadolu toprağına ayağını basmış ve yurdu kurtarmak için göze aldığı dörtbuçuk yıllık kurtuluş savaşına başlamıştı. Şimdi Gazi’nin at üzerindeki bir heykeli o günün hatırasını canlandırmaktadır.
İstiklal savaşının Başkumandanı, Anadolu Yaylasının karlı tepelerinde bütün benliğini bürümüş derin düşünceler içinde…
Gazi İstiklal Harbi esnasında dava arkadaşları ile bir arada.
Refakatinde eski meclis reisi Kâzım Özalp olduğu halde Atatürk Büyük Millet Meclisinden çıkarken.

 

Büyük Önder eski Moskova Büyükelçisi Vasıf Çınar ile bir arada.
Atatürk Şehinşahı İran Rıza Şah Pehlevi ile İstanbul’da.

 

İngiliz kralı 8. Edvard 1936 ilkbaharında İstanbul’u ziyareti esnasında.
Atatürk, kendisine yurdun ve Milletin istikbali mevdu olan Türk gençliğinin tahsil ve terbiyesi ile yakından alakadar oluyor.
İzci Türk kızı.
Yeni bir Türk gençliği yetişmektedir.
Kız ve erkek izciler, yeni güçlü ve gürbüz neslin timsalidir
Yüksel tahsil gençliği yurdun umumi işlerine büyük bir alaka göstermektedir.
Genç bir Türk ressamı araştırıcı gözlerle dünyaya bakıyor.
Bu sanatkar kızın becerikli ellerinde dedelerden miras kalmış sanat duygu ve bilgisinin en yüksek ifadesi canlanmaktadır

 

Ankara stadyonunda Türk kızları beden terbiyesi hareketleri yaparken.
Halkın sıhhatına en asri tababet usulleri hizmet etmektedir
Bu meyanda İstanbul Üniversitesi Radyoloji Enstitüsünün 400 kilovatlık yüksek voltajlı tesisatı gibi en mükemmel en yeni vasıtalar var.
Diğer memleketlerden Türkiyeye hicret eden Türk göçmenleri muayyen bir plan dahilinde anayurdda iskan edilmektedir

 

Anadolu’nun batı kıyısının en büyük ticaret merkezi olan İzmir limanında daimi bir canlılık görülmektedir
Tütün denkleri yüklenirken.
Marmara’da işleyen yeni ‘Trak’ vapuru İstanbul limanında.
Karadeniz’de Zonguldak kömür şehrinin limanı.

 

Ankara’da Sergi Evi.
İzmir Enternasyonal Fuarı sahasına bir bakış.
İzmir Enternasyonal Fuarı sahasına bir bakış.
İzmir’de Kültür Park’da paraşüt kulesi.
İzmir’de ‘Konak’ vapur iskelesi.
Karadeniz kıyılarının en mühim fındık ihraç iskelesi olan Giresun
Karadeniz kıyısındaki Zonguldak kömür havzası güney-doğu Avrupasının en iyi kömürlerini vermekdedir.

 

Siyah elmaslar modern tesisat vasıtasıyla gemilere tahmil edilmektedir.
Zonguldak kömür havzasında sömi kok fabrikası.
İmalathanelerde yeni ve sağlam bir işçi nesli yetişmektedir

 

İmalathanelerde yeni ve sağlam bir işçi nesli yetişmektedir
Milli kuvvetin ve yurt iktisadiyatının temeli teşkil eden Anadolu köylüsünün bakımına Atatürk büyük bir ehemmiyet vermiştir.
Toprağın daha verimli bir suretde işletebilmek için Anadolu köylüsü fennin terakıyatından istifade ediyor.
Tarım kooperatifleri köylüye ziraat alet ve makinelerini kolaylıkla temin etmektedir.
Yalova civarındaki Baltacı Çiftliği binasının üzerine dallarını sermiş saldide bir çınar.
Ankara civarındaki ‘Çubuk’ barajı hükümet merkezinin ve etrafının suyunu temin etmektedir.
Gazi, başakları dalgalanan bir buğday tarlası kenarında.

 

‘Çubuk’ barajı yalnız su ihtiyacını temine hizmet etmekle kalmamakta, aynı zamanda Anadolu topraklarının nasıl ağaçlanacağına da bir misal teşkil etmektedir.
Ziraat mektebinin kız talebesi çiftlikte mahsülü topluyor.
Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını kuvvetli ve mümtaz bir ordu korumaktadır.

 

Atatürk’ün huzuru ile 1937 Ağustosunda Trakyada yapılan manevralarda sahra topçusu dört nala geçid yapıyor.
Türk ordusunun mızraklı süvarileri.
Demir atmış denizaltı gemileri.
29 İlkteşrin 1938’de Cumhuriyetin onbeşinci yıldönümünde harp filosuna ait cüzü tamlar.
Harp gemilerinin üzerinde modern harp tayyareleri uçuş yapıyor
İstiklal Harbinin en çetin boğuşmalarına sahne olan Afyon Karahisara’a bir bakış. Anadolu’nun kahraman çocukları yurtlarına saldıran zebun düşmana son ve kat’i darbeyi 26 Ağustos 1922’de Başkumandan Muhaberesinde bu sarp kayalıklı dağlarda indirmişlerdi
Ankara asırlarca süren uykusundan uyanan bir vakıfki unutulmuş bir vilayet merkezi.
Bugünün en asri (modernsten) bir şehri olmuştur.
Atatürk’ün heykeli Yenişehrin başında azametle yükselmektedir
Geniş caddeler ve yeşillikler bugünkü Ankara’yı baştan başa süslemektedir
Ankara stadyonu. Solda eski Ankara kalesi ve geride eski ve yeni şehir.
Atatürk, Ankara’da oturmak için Çankaya’yı intihap etmiştir.
Küçük Ülkü ile Florya’da çiçekler arasında.
İstanbul’dan ayrılırken yatından halkı selamlıyor.
Atatürk yurttaşlarının dileklerini dinliyor. Bir köylü kadın Gazi’sine derdini anlatıyor.
Atatürk yaveri ile Ertuğrul Yatının güvertesinde.
Memleket içindeki bir tedkik seyahati esnasında verilecek direktifleri hazırlarken
Atatürk Florya kıyılarında
Atatürk, Büyük Millet Meclisi Riyaseticümhur locasından meclis müzakerelerini takip ediyor.
Büyük Harbin cephe kumandanının, Anafartalar kahramanı Albay Mustafa Kemal’in Avusturyalı ressam Kraus tarafından 1916’da yapılmış yağlı boya bir resmi. Resmin köşesinde Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup Kumandanı olarak elyazısı ile imza görülmekdedir.
Bu ezici bakış insanlara ve eşyaya kolayca nüfuz etmektedir
Çene ve ağızda yenilmez bir enerjinin ifadesi canlanmaktadır.
Bu tunçtan çehre en çetin savaşlarda yoğurulmuştur.
(Atatürk’ün son resmi…)