‘Dünyada İlk Defa Beden Terbiyesini Mecburi Kılan Devlet Adamı’

“Açık ve kat’i olarak söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için, her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymetinin anlaşılmış olması ve ona kalpten muhabbet ve onu vatani bir vazife telâkki eylemek lâzımdır.”


Büyük Atatürk spor anlayışını bu veciz sözüyle en güzel şekilde ifâde etmiş­ti. Spor, onun nazarında tek kelime ile bir “Vatan vazifesi” idi. Nitekim Çanakkale savaşlarıyla ilgili bir anısını nakleder­ken de bu görüşünü bir başka açıdan dile getirmişti. İleri hatlarda keşfe çıkan bir Mehmetçik, yakaladığı bir İngiliz askerini esir olarak Arıburnu’nun büyük kumanda­nının karşısına getirdiği zaman büyük as­ker, esire; buralara kadar ne için geldiğini sormuş ve “Spor için” cevabını almıştı. Sonra “Bizim neferi nasıl buldun?” diye sormuştu. İngiliz askeri “Spor bilmiyor” cevabını vermişti. Bundan sonrasını Büyük Ata’nın ağzından dinleyelim:

“Bizim nefere döndüm, işitiyor musun, senin için bilmiyor dedi. Bizimki kısaca, ‘Huzurunuza getirdim efendim’ cevabını verdi. Benden spor nedir, diye so­rarlarsa vereceğim cevap şudur: Spor, vatanın ve milletin menfaatlerine tecavüz edenleri gırtlağından yakalayıp memleket ve millet hadimlerinin huzuruna getirebilmek kabiliyeti, maddiyesi ve mâneviyesidir…”

Güreş sporuna karşı özellikle büyük ilgi duyan Ata’nın Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a yazdığı mektup ile Fenerbahçe kulübünü ziyareti sırasında kulübün hatıra defterine yazdığı o ebedi şeref vesilesi sa­tırlar ise onun spor konusunda bize bıraktığı en değerli armağanlardır.

Büyük Ata’nın huzurunda Maksim sa­lonunda yapılan Türkiye-İtalya Milli Gü­reş karşılaşması sırasında, onun müsa­bakaları ne kadar büyük bir heyecanla iz­lediğini o tarihi anı yaşayanlar yakinen görmüşlerdir. Ünlü güreşçimiz Saim Arıkan hayatının en unutulmaz anısını teşkil eden bu anı şöyle nakleder:

“Ünlü rakibim Lombardi’nin sırtını 9 dakika 30 saniyede mindere yapıştırdım. Rakibimin üzerinden kalkmadan başımı çevirip Ata’ma baktım. Büyük Ata ayağa kalkmış ‘Yaşa Saim’ diye bağırıyordu. Hayatımın en büyük saadetini o anda hissettim işte…”

O gece İtalyanları yenen milli güreş takımımızı ertesi gün Florya’daki köşk­te kabul ederek kendilerini kutlayan bü­yük Ata, sevimli ağır sıklet güreşçimiz Çoban Mehmet’e de takılmış,“Sen her­kesi kolaylıkla yeniyorsun Mehmet. Se­ninle güreş tutarsam beni de yenebilir misin?” demişti. Koca Çoban mahçubiyet içinde başını önüne eğerken,“Paşam si­zi bütün cihan yenemedi, ben nasıl yenerim” cevabını vermişti. Bu cevaptan son derece mütehassis olan Ata, arslan ya­pılı güreşçinin alnından öpmüştü.

Bir yarış fıtası ile dolaşmak İstediği zaman Galatasaray kulübü bir fıta ile o devrin şampiyon kürekçisi Bedii’yi (Prof. Bedii Gorbon) Florya’ya göndermişti. Prof. Gorbon Ata ve aynı fıtada kürek çekmek şerefine nail olmuştu. O gün Atatürk’ün Sarı-Kırmızılı fıtada kürek çekerken çekilen resmi bugün Galatasaray kulübünün şeref müzesinin en değerli bir hatırasını teşkil etmektedir.

Büyük Atatürk’ün vefatını takip eden günlerde o zamanlar dünyanın en ünlü gündelik spor gazetesi olan L’Auto ya­yınladığı uzun bir makalede O’nun spora verdiği büyük önemi uzun uzun övmüş ve bu arada şunları yazmıştı:

“Dünyada ilk defa beden terbiyesini mecburi kılan devlet adamı O oldu. Yalnız kağıt üzerinde ve nutuklarında değil, bilfiil bunu yerine getirdi. Stadyumlarla, çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halkevlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti ve milletinin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiye’de spor gittikçe artan bir önem ve değer ka­zandı…”

Aziz hatırası önünde Türk sporu ve Türk sporcusu adına hürmet ve tazim­le bir kere daha eğiliyoruz.


Cem Atabeyoğlu, Günaydın Gazetesi, 10 Kasım 1969