Adana Mebusu Damar Arıkoğlu’nun Atatürk Hatırası

1339 (1923) Uşak…Halkın coşkun tezahüratı arasında Türkocağı’na gittik. Ocak mensupları toplanmıştı, Atatürk ve refikası birbirine yakın sandalyelerde, Mareşal Fevzi Çakmak ve maiyeti bir arada oturmuştuk. Kahveler içiliyordu. Ocaklı arkadaşlardan tahminen otuziki yaşlarında bir genç ayağa kalk­tı, misafirleri selâmladıktan son­ra bir nutuk söyledi.

1. Devre Adana Milletvekili Damar Arıkoğlu

Hatip sözü Atatürk’e intikal ettirip onu, Napolyon ve Bismarck’la mukayeselere gi­riştiği zaman, bundan memnun olmadığını Atatürk’ün kaşlarını çattığından anlamıştık. Henüz kahvesini bitirmemişti, derhal ayağa kalktı:

Bey biraderimizin müsaadeleriyle burada bir noktayı ten­vir etmek maksadı ile sözlerini kesiyorum. Efendiler, bu arkadaş beni Bismarck ve Napolyon’la mukayeseye kalkıştılar. Napolyon kimdir? Taç ve macera peşinde koşan bir insan! Bismarck ise tacidara hizmet eden bir adam. Ben böyle değilim!’ dedi ve yerine oturdu.

Hatip pek sıkılmıştı. Sözlerini tasrih etmek üzere ‘Affedersiniz Paşa Hazretleri, sözlerim yanlış anlaşıldı. Sizin şerefinizden, şa­nınızdan bahsetmek istiyorum’ sözlerini henüz bitirmişti.

Atatürk tekrar ayağa kalktı:

‘Efendiler, bu bey birade­rimiz ikinci bir hataya tekrar düştüler. Hangi şan, hangi şeref? Eğer mensup olduğum milletin şanı, şerefi varsa, ben de şanlı ve şerefliyim. Aksi takdirde içinizden herhangi bir adam çıkar da şan, şeref arkasından koşar ve teferrüt etmek isterse biliniz ki başınıza belâdır, belâdır!.. Millet bu gibilere asla müsaade etmemelidir!’ dedi.


Kaynak:Ulus Gazetesi, 23 Nisan 1962