Zsa Zsa Gabor Kitabı Ses Getirsin Diye Atatürk Yalanını Ortaya Atmıştı

LATİFE Hanım’ın güneş ışığı görmemiş mektup­ları ümit ederim hep öyle kalsın. Kurtarıcı liderimizin kısa evliliğini içeren, eski eşinin anı notlarının ka­muoyu önüne seril­mesinin kimseye kısa-uzun vadede ya­rar sağlaması müm­kün değil. Mustafa Kemal’in inanılmaz başarılarını gölgeleyeceği de düşünülemez.

ATATÜRK ile ilgili, özellikle ka­dınlara yönelik hatıra ve iddialar başlangıçta yabancı kaynaklı idi. Biri İngiliz diğeri Amerikalı iki kadın yazar, Kurtuluş Savaşı’nı Türkiye’de izlerken tanıştıkları Mustafa Kemal ile ilişkilerini roman haline getirmişlerdi. Dış muhabirliğimin ilk yıllarında röportaj yaptığım İngiliz yazar, Mustafa Kemal ile sözde ‘birlikteliğini’ ayrıntıya girmeksizin anlattı. Israrlarıma rağmen “Okurla­rınız görüntümü hayal etsinler” di­yerek resim çektirmeye de yanaşmadı.

Amerikalı gazeteci ise at gezinti­lerinde Mustafa Kemal’in tasarladı­ğı yeni Türk devleti hakkında dü­şüncelerini nakletti. Kitabında ise yağmur bastırmasıyla karşılarına çıkan bir samanlığa sığındıklarını, yağmurun durmasını beklerken ‘romantik’ saatler geçirdiklerini ileri sürüyordu.

Oysa her iki kadın yazar kanıt yoksunu iddialarında ayrıca ‘yer ve zaman’ çelişkilerine işaret ettiğimde konuyu değiştirme­yi tercih ettiler. 

MUSTAFA Kemal adını, kişisel promosyonuna malzeme yapanlar arasında en ilginç olanı Zsa Zsa Ga­bor idi. Marilyn Monroe, Brigitte Bardot’dan önce sinema aleminin seks sembolü olan Zsa Zsa ile Lond­ra ve New York’ta çeşitli kez bir arada olduk. İlk buluşmamızda “Gazeteciler peşimde ama görüş­müyorum. Türk olduğun için seni kayırdım” dedikten sonra nedenini açıkladı:

“İlk kocam Burhan Belge Türk idi. Budapeşte Büyükelçisi iken evlendik, Simplon Ekspresi’yle balayımızı geçirmek üzere Türki­ye’ye gittik. O tarihte 14.5 yaşınday­dım.”

Zsa Zsa bu izdivacın cinsel ilişki ile tamamlanmadığını vurgu­ladı. Peki Türklere ilgisi neden?

“Ankara’da bir süre kaldık. Bur­han ile balo ve davetlere giderdik. Bir keresinde beni Mustafa Kemal ile tanıştırdılar. Mavi gözlerindeki cazibe aklımı başım­dan aldı. Dansa kalktık, rüya gibi bir gece geçirdim.”

Londra’da Green Park’ta çıktığı at gezisinden sonraki konuşmamızda sıra resim çekmeye gelmişti. Rengi kızıla çalan bir atın yanında poz verdiği­mizde “Hayranı ol­duğum Mustafa Ke­mal’e izafeten adını ‘Paşa’ koydum” dedi. Röportajım yayımlandığında Ankara’da kıyamet koptu. Londra Büyükelçimizin ricası üzerine tekrar Zsa Zsa’nın evine gittim: “Hayli tepki var bu konuda. Lütfen ‘Paşa’ adım değiştir.” Macar güzeli, sinema yıldızı kabul etti. Birlikte “yıldırım veya şimşek” gibi bir isim seçtik.

HOLLYWOOD yapımlarında sü­rekli üçüncü derecede rollere çıkan Zsa Zsa ile New York’ta son görüş­memizde, yaşamını “Bir Hayat Bo­yu Kafi Değil” isimli kitabında özet­lediğini söyledi. Prova baskısında ‘Türkiye’, ‘Mustafa Kemal’, ‘Burhan Belge’ çıkışlarını okurken gözleri­min irileştiğini sanıyorum. Skandallar kraliçesi “Burhan köpeklerle oy­namamdan nefret ederdi. Köpekten tiksindiği için benimle yatmazdı” dedikten sonra bunca buluşmamızda sözünü etmediği bir iddiayı ortaya atıyordu:

“Türkiye’de peçeyi kaldıran, Tanrı gibi sevilen Kemal Atatürk’e takdim edilmiştim. Bir gün haber gönderip Ankara’da villasına çağırınca gittim. Dansözler oynamaya başladı. Afyon yutup rakı içtim. Hatırladığımda rüya gördüğümü veya afyon sisi, rakı uyuşukluğu içinde olduğumu san­dım. Tek bildiğim Türkiye’nin kur­tarıcısı o gece kızlığımı almıştı. Son­ra altı ay süreyle her çarşamba villayı ziyaret ettim.”

“Şimdiye kadar hiç bahsetmedin bu konudan. İlk kez böylesine san­ sasyon yaratacak bir iddiada bulunuyorsun. Atatürk’ün çevresi kalabalık. Bir kişi dahi ortaya çıkıp Mustafa Kemal’in seninle yakınlaş­ masından söz etmedi” diye üs­teleyince “Kitabın ses getirmesi için gerekti” şeklindeki yanıtı beni tat­min etmedi. Ama başkaca bilgi ver­meye de yanaşmadı. Zsa Zsa şimdi 88 yaşında, sağlık sorunları var. Dokuzuncu kocası Alman prensi Frederick von Anhalt’la California’da yaşıyor. İd­dialarına yanıt verecek kimse var mı, bilmiyorum…


Doğan Uluç, 3 Şubat 2005, Hürriyet Gazetesi

Fotoğraf: Getty Images