Yenilmez Armada

Atatürk, dediğini yapmış, ‘Düşmanı ana vatanın harim-i ismetinde boğmuş’, Yunan ordusu darmadağın olmuş, kaçmış. Bütün dünya hayretten hayranlığa geçen bir halet içinde büyük devletler, iflas eden siyasetlerinin sersemliği ile şaşkına dönmüşler. İngiliz donanması sabih çelik kalelerin heybeti ile İzmir’de, Atatürk’ün kurtardığı İzmir’de… 

Muzaffer Türk ordusunun İzmir ve havalisi kumandanı İngiliz filosunun derhal limanı terk edip gitmesi hakkında Amirale Ültimatomu vermiş. İngiliz Amirali bu ültimatom hakkında İzmir’de bulunan Atatürk’le görüşmek arzusunda bulunmuş. İstizan edilmiş, müsade olunmuş. Pek yakınlarından elyevm berhayat olan bir dostumdan dinlediğim mülâkat tatsilâtını onun ağzından anlatıyorum:

O zaman İzmir’de bir köşkte oturuyordu. Beni çağırdı. 

-İngiliz filosunun Amiral gemisine git. Amiral al, buraya getir, dedi.

Çıktım, rıhtımdan bir sandala bindim, çalakürek Amiral gemisine gittim. Zabitler beni karşıladılar, içlerinde bir de tercüman vardı. 

-Amiral Başkumandan’la görüşmek istemiş. Kendilerini alıp götürmeye geldim, dedim.

Beni hemen Amiralin yanına götürdüler. Tercüman gelişimin sebebini söyledi. Amiral, Erkanı Harbiye Reisi, tercüman ve ben geminin merdivenlerinden indik. Kuvvetli bir motör, bizi bekliyordu. Bindik, benim sandala lüzum kalmadı, motör lâhzada, rıhtıma geldi, yanaştı. İki arabaya bindik, köşke çıktık. Evvela yanına ben girdim. 

-Paşa hazretleri, Amiral geldi. 

O gün yollu açık bir kostüm giymişti. 

-Buyursunlar!…Dedi. 

Üçü de odaya girdiler, selâmlaştılar. Resm-i takdim yapıldı. 

-Amiral… 

-Müşerref oldum. 

-Erkanı Harbiye Reisi… 

-Memnun oldum. 

-Tercüman. 

Üçüne de baktı. 

-Amiral ala… Tercüman da lâzım. Fakat Erkanı Harbiye Reisine ne lüzum var? dedi. 

-Kendisine söyleyin, salonda beklesin. 

Erkanı Harbiye Reisini çıkardık. Amiral oturdu. 

-İzmir ve havalisi kumandanlığından aldığımız bir ültimatom, İngiliz donamasının derhal İzmir’i terk etmesini tebliğ ediyor. Bu mesele hakkında görüşmek istedik. 

Düşünmeden şu cevabı verdi:

-İzmir ve havalisi kumandanı olan zat böyle münasip görmüş, buna ben ne yapayim? 

Amiral: 

-Fakat biz bu ültimatomu gayri dostane telâkki ederiz. 

Kaşları çatıldı. Koltuğundan kalktı: 

-Gayri dostane mi? Dedi.

Her kelimesini tartarak: 

-İlan-ı harb ediyorum desem ne olacak? 

Amiral kalktı selâm verdiler ve çıktılar. Bir saat sonra koca İngiltere donanması İzmir limanından çıktı gitti.


Milliyet Muhabiri, Ulunay, Her Yönüyle Atatürk, Avni Altıner, 1981, s.508