Yeniçeri Kıyafetli Mustafa Kemal İstanbul Gazetelerinde

Mustafa Kemal Bey’in büyük bir hayranlıkla ve sürprizle karşılanan Yeniçeri kıyafeti Bulgaristan’da sadece Sofya sosyetesini etkilemekle kalmadı.

Bulgaristan’da yaşayan bir milyonun üzerindeki Türk halkının da belleklerine büyük izler bıraktı. 

Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun kazandığı zaferler Bulgaristan Türkleri üzerinde büyük bir sevinç yaratıyordu.

Bulgaristan’da Türkler evlerine ve iş yerlerine Yeniçeri kıyafetli Mustafa Kemal Paşa’nın resmini asıyorlar, Anadolu’da milli hareketin başarılı olmasından çok büyük gurur duyuyorlardı.(1)

Yeniçeri kıyafetli Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafını gazetenin birinci sayfasında şu dipnotla yayınladı: 

“Not: Resminde görülen elbise Yeniçeri devrinin Serhat Beyi kıyafetidir ki, Paşa Hazretleri Sofya Ataşemiliterliği’nde bulunduğu sırada Çar sarayında yapılan bir kostüm balosuna bu elbise ile iştirak etti.

Ve bilumum rical-i siyasiye arasında gerek tavır ve nezaketi, zekâ ve anlayışı ve gerekse kıyafeti ile birinciliği kazandı.” (2)

Yeniçeri kıyafetli fotoğrafla birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın bir de kısa özgeçmişini bastırmışlardı.

Bulgaristan Türklerinin Yeniçeri kıyafetli fotoğrafla birlikte yayınladığı yazının metni şöyleydi:  

Mustafa Kemal Paşa ve Bulgaristan Müslümanları 

”Türklüğün kurtarıcısı, bütün İslam alemince de taktir ve tebcil edilmektedir. 

Mustafa Kemal Paşa, Türkiye’yi istiklâl ve kurtuluşu uğrunda mücadeleye başladığı günden beri, Türklerin olduğu gibi diğer memleketlerdeki din kardeşlerimizin de hürmet ve muhabbetini celp eyledi. 

Yer yüzünde, Türkiye’nin kurtarıcısını sevmeyen, onun muvaffakiyetine dua etmeyen hakiki Müslüman kalmamıştır. Namı, cihana yayılmış, her din kardeşimizin kalbinde ve lisanında yer tutmuştur. Bu cümleden olarak Anadolu’nun mücadelesini bizim kadar büyük bir alâka ile takip eden Bulgaristan Müslümanları da Mustafa Kemal Paşa’nın yayınladığımız resmini ve özgeçmişini bir hatıra olarak bastırmışlardır. 

Resim, kendisinin Sofya Ataşemiliteri ile Bulgar Kraliyet Sarayı’nda verilen bir baloda giydiği, Yeniçeri devrinin Serhat Beyi kıyafeti ile alınmış fotoğrafıdır. 

Bulgaristan’daki her Müslüman evinde bir mevki ihtirama talik edilmiş olan bu resmin bir nüshasını, Bulgaristan muhabirimizin bize gönderdiği gibi diğer bir nüshasını da tüccar Cuma-i Balâ’lı Yasin Bey matbaamıza hediye etti. Mustafa Kemal Paşa’nın Müslüman kalplerinde nasıl bir mevki tuttuğunu gösteren bir resim ile tercüme-i halini aynen yayınlıyoruz:

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri 

Son harikulâde kahramanlıkları sayesinde Türkiye’yi muhakkak bir ölümden kurtaran Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ni bütün hüviyetiyle herkese tanıtmak isteriz. Bu arzuya binaen der ki, kendisinin özet bir özgeçmişini yazıyoruz. Hayatı ve hatıralarını ayrıca yevmi (ahali) gazetesinde okumak mümkün olacaktır. Mustafa Kemal Paşa Selânik’te vatansever, kibar ve namuslu bir Türk tacirinin oğludur. (880) tarihinde Selanik’te doğan müşarünileyh hazretleri evvelâ bir Kadı’nın tahtı idaresinde bulunan ve mahalle mektebinden başka bir şey olmayan hususi bir mektepte okuduktan sonra, o zaman için çağdaş bir okul olan Maarif Şemsi Efendi’nin mektebine girdi ve ilk tahsilini burada bitirdi. İlk tahsilinden sonra Selânik Askeri Rüştiyesi’ne dahil olan Mustafa Efendi az bir zaman zarfında gösterdiği harikalarla muallimlerinin nazarı dikkatini çekti. Ve riyaziyatta, Fransızca ve edebiyatta birdenbire yükselen müşarileyhin ismine muallimleri tarafından hürriyet şehidi Namık Kemal Bey’e izafen bir de (Kemal) namı verildi. Selânik askeri rüştiyesinden sonra sıra ile Manastır İdadisi’yle lstanbul Harbiyesi’nde okuyan milli kahramanımız (901) tarihinde Mülazım-ı sani rütbesiyle Mektebi Harbiye’yi bitirdi ve müteakiben Erkân-ı Harbiye’ye girerek 1904 tarihinde mükemmel bir Yüzbaşısı olup çıktı. 

Paşa okuldan çıkar çıkmaz Yıldız Sarayı’na jurnal edilmiş olduğu için derhal yakalandı ve Yıldız Sarayı’nda görüşmeden mahrum bir halde günlerce taht-ı muhakemeye alındı. Muhakemelerden bilhassa zekâsı sayesinde ucuzca kurtularak Suriye’ye gönderildi. Ve müşarünileyh bu fırsattan istifade ederek orada kendi başına Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Bundan sonra siyasi ve askeri pek mühim işler yaptı. Ve Üçüncü Ordu Erkân-ı Harbiyesi’ne tayin edilerek Selânik’e gitti. Hürriyetin ilanını müteakip milli teşkilâta memur olarak Trablusgarp’a gönderildi ve oradan dönüşünde henüz rütbesi müsait olmadığı halde tayin edildiği Otuz Sekizinci Piyade Alayı’nı parmakla gösterilecek bir hale gelirdi. Ve 31 Mart olayında büyük yararlıklar gösterdi. Olaydan sonra memur olarak Yemen’e gönderildi ve Trablusgarp Savaşı patlayınca gönüllü olarak herkesten önce Derne’ye koştu. Türkiye İtalya Antlaşması üzerine tekrar İstanbul’a geldi. Bir gün dinlenmeden, başlamış olan Balkan Savaşı’na, Gelibolu’da Fahri Paşa Kolordusu Erkân-ı Harbiye Reisliği’ne tayin olundu. Balkan Savaşı’nın sonuna kadar bu görevde kaldıktan sonra Türk Bulgar Antlaşması’nın ardından Sofya’ya Ataşemiliter olarak gönderildi ve Çanakkale Savaşları başlayınca Fırka Kumandanlığı yetkisiyle Tekirdağ’da bizzat teşkil ettiği On Dokuzuncu Fırka ile Arıburnu savaşına girişti. Boğazı, boğaz ile beraberce Türk namusunu ilk mühim tehlikeden kurtardı.”(3)(4)

(1) Tevhid-i Efkar gazetesi başyazarı Velid Ebuzziya, 1921 yılında

(2) Velid Ebuzziya, Tevhid-i Efkar gazetesi, 20 Aralık 1921, s.1

(3) Velid Ebuzziya, Tevhid-i Efkar gazetesi, 20 Aralık 1921, s.1

(4) Atilla Oral, Şakir Zümre, Demkar Yayınevi, s.18-20