Vala Nurettin Va-Nü, Düşmansız Adam

Bütün dünyaya meydan okumuştu. Halbuki, hayranlıkla görüyoruz:

Dünyada tek düşmanı yok!

Bir mucizesi de budur. Belki de mucizelerin en büyüğü bu.

Etrafı düşmanlarla sarılmış ve içi düşmanla kaynaşan bir Türkiye’de her türlü darbeye ve tuzağa karşı çarpıştı. Devletler kendi remizlerini aslanlar, kartallar olarak kabul etmişlerdi: irticaları yılanlara, ihtilâlleri devlere, suikastleri akreplere, hasedi çiyana benzetirler.

O, bir tek adam, bütün büyük ve küçük canavarları münkat etti.

Hepsini kahraman ruhuna meftun bıraktı.

O’nun düşmanlığından korkuyorduk; dostluğuyla müftehiriz! diyorlar..

Kolunu büktüğü muhasımla el sıkışmak yalnız centilmence tertip edilen spor maçlarında görülür.

Onlarda bile ekseriye görülmez. En medeni memleketlerde dahi.

Bir galibiyet ise, ötedenberi, yeni bir harbin tohumunu ekmiştir. Irkların meddücezir gibi birbirleri üzerine yürümeleri, Avrupa’nın eski ve yeni tarihinde biricik muharriktir.

Çarpışmalardan sonra, milletlerin can ve gönülden el sıkıştıkları dünya başlıyalıdan beri rastlanmış hadise değildir. Zira dökülen kanlar, sönen aileler; bütün bu kızıl hatıralar, evlatların, torunların kinini, intikam hissini kabartır. Atatürk ise galibiyet kılıcını şehametle kınına soktuktan, sonra, narinliğiyle dikkatlere çarpan sehhar elini eski düşmanlarına bir merhamet, şefkat ve sulh peygamberi gibi uzatmak, kanayan yaraları kapatmak, dinmez kinleri dindirmek kerametini göstermiştir.

Bir Büyük İskender var mıdır ki çiğnediği Asya kıtasını; bir Napoleon ki Anglo-Sakson’ları; bir Lenin ki kapitalistleri; bir Hitler ki Sami ırkı; bir Mussolini ki demokratları kendine âşık etmiş bulunsun? Ateşle suyun karışması kabil değildir!

Misali tarihte gösterilemez. Her mühim şahsiyetin dostu kadar, dostlarından fazla düşmanı olmuştur. Padişahın arkasında kılıç sallamışlardır. Medeniyetin maddi icatlarını beşeriyete hediye eden dahiler bile eski tarzda hayatlarını kurarak yaşayanların bedduasını almışlardır. Hattatlar Gutenberg’i düşman saymışlardır. Bir tek düşmansız dâhi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İlk zaferlerinin inkılaplarının sarsıntısına uğrayanları bir meydandan köhne binaları kaldırdıktan sonra yenileriyle göz kamaştıran bir umrancı haliyle emsalsiz nimetlere boğmuştur.

En karışık Balkanları, en büyük bir sükün ve istikrar haline getirmiştir; eşkiya dolu dağları selamet şehranı yapmıştır. Dünyanın bu parçasını, beşeriyetin rahat rahat sırtını dayıyacağı bir yakın şark haline sokmuştur. Böylece eski düşmanları da, O’nun ta baştan beri kendi milletinin sarih hakkı ve beşeriyetin namına çarpıştığını, tuttuğunu başardığını, karşılıklı faydalar yarattığını görerek büyüklüğünü anlamış; iyiliğine ve bizzat kendilerine de iyiliğine(*) iman etmiştir.

Şimdi hürmetle bütün başlar eğiliyor.. Hiçbir kemnazar, hiçbir hınçlı kalp, hiçbir gizli nefret görülmüyor, sezilmiyor… Yalnız muhabbet, esef… Bir milli hatem… Hayır, beynelmilel Matem… Bütün dünyada bu… Bütün yurtta bu… Yazılanlardan, söylenenlerden apaçık anlaşılıyor.

Tarihin kaydettiği yegâne düşmansız kahraman, yegâne düşmansız dâhi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

(Akşam, 15 Kasım 1938)

Bir Cevap Yazın