Türk’ün Kalesi, Burhan Cahit Morkaya

Türk’ün Kalesi, Burhan Cahit Morkaya, Son Posta ,10 Kasım 1938

Yaramız derin, acımız büyüktür. Dündenberi birbirimizi teselliye çalışıyoruz. Dünyanın hayranlığını göz bebeklerinde toplamış büyük bir insan kaybettik. ‘O bizim atamız, babamız her şeyimizdi. Ne Türk tarihi, ne cihan tarihi O yükseklikte bir fevkalbeşer kaydetmedi. Bütün bunlar yerle gök arasında düşünen her milletten ve her ırktan insanın iman ettiği en samimî hakikatlerdir.

O’nun şahsını ifade edecek kalemler ne kadar biçare ise eserini izah edecek dimağlar da o kadar perişandır. Bunu itiraf ederken yalnız bir noktada benliğimizi aydınlık görebiliriz. O bize öyle bir vatan emanet etmiştir ki bahar mevsiminin taze gül bahçelerinden temiz ve bugünkü siyaset dünyasının Majino, Siğfrid, Singapur istihkâmlarından kuvvetlidir. O, Türkün yıkılmaz ve zaptedilmez bir kalesi halinde yüreklerimizde yaşadıkça ruhu da sevdiği, medeni seviyeye eriştirdiği milletini mes’ud görerek müsterih olacaktır.

Aziz ölüyü, milletini, vatanını kurtarmak için beyninin fosforunu saçtığı Ankara’nın yüksek kalesine gömelim. Etrafını ülkenin dört bucağından toplıyacağımız çiçeklerle bir cennet yapalım. Onun, cehennemden cennet çıkaran bronz başı o yüksek kaleden yalnız Timurlenk’in cenk sahrasını değil, yoktan var kıldığı Türklüğün, açtığı yolda merdane yürüdüğünü de seyredip şad olacaktır.

Bir cevap yazın