Türk Ulusu Daha Dindar Olmalıdır

Atatürk’ün dindarlığının kanıtlarını hem ferdi yaşamında hem de konuşma ve söylevlerinde bulmak mümkündür. Sık sık Kur’an okutması, Kur’an okunduğunda kimi defalar duygulanarak gözlerinin yaşarması, din ve mukaddesatın önemi konusunda samimî yorumlarda bulunması, şahsi hayatından edindiğimiz ve kendisinin inancını ortaya koyan bulgulardır. 
Atatürk Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkarken
Atatürk’ün Türk ulusuna kazandırmaya çalıştığı ahlâk ve dünya görüşüne baktığımızda da, hurafe ve yanlış geleneklerden arındırılmış, saf ve samimi bir din anlayışı dikkat çeker. Pek çok konuşmasında dinimizi övmüş ve dinin toplum tarafından anlaşılarak yaşanması gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu konudaki bazı sözleri şöyledir:

“Bizim yüce dinimiz, her Müslüman erkek ve kadına araştırmayı farz kılıyor ve her Müslüman, bu dine bağlananları aydınlatmakla vazifelidir.”

“Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir… Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. İslâm dini hepsinden üstündür.”

“Türk ulusu daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime; bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı, ilerlemeye engel bir şey ihtiva etmiyor. Hâlbuki Türkiye’ye egemenliğini veren bu Asya milletinin içinde; daha karışık, yapmacık, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar bu aydınlığı göremezlerse kendilerini mahva mahkum etmişlerdir demektir. Onları kurtaracağız.”
Atatürk İran Şahı Rıza Pehlevi ile İzmir’de.
“Hangi şey ki; akla, mantığa, toplum yararına uygundur, biliniz ki dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, halkın yararına uygunsa kimseye sormayın. O şey dine uygundur.”
Atatürk Gazi Orman Çiftliği’nde ayran İçerken. En solda Diyanet Başkanı Rıfat Börekçi
“Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatmışlardır. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelemiştir.”

Yukarıdaki fikirlerinde de açık biçimde görülmektedir ki, Gazi Mustafa Kemal dinin gerçek yönünün öğrenilmesini ve yaşanmasını istemiştir. Dinin yaşanması ve gerçeğin öğrenilmesinden korkanlar Gazi Mustafa Kemal’i dinden uzak biri olarak gösterme gayreti içine girmiş ama çok şükür ki bunu başaramamışlardır. Çünkü hakikat güneş gibi ortadadır. 
Kaynak:Atatürk ve İslam’a Hizmetleri, Turan Bozkurt