Teoman Özalp İran Şahı’nın Atatürk’ü Ziyaretini Anlatıyor

İran Şahı’nın Ziyareti

Atatürk’ü ziyaret eden yabancı devlet büyükleri arasında İran Şahı Rıza Pehlevi de vardı. 1934 Haziran ayında Türkiye’ye gelen, uzun boylu, iri yapılı, Türkçe bilen Rıza Pehlevi Şah, İran’da Humeyni rejiminin gelmesiyle ülkesi dışına çıkan ve bir süre sonra ölen Rıza Şah’ın babasıydı. Atatürk Rıza Pehlevi Şah’a büyük bir misafirperverlik göstermiş, Türkiye’deki gezi programı ile özellikle ilgilenmiş, kendisini hiç yalnız bırakmamıştı. Rıza Şah’ın Ankara’da bulunduğu süre içersinde evimizde bir öğle yemeği ziyafeti verilmesi de programa alınmıştı. Sofrada misafirler ve devlet büyükleri bulunacak, biz, evdeki çocuklar huzura çıkmayacaktık.

Atatürk İran Şahı ile ordu manevrasında

Yemek başlamadan biraz evvel Atatürk babama, “Teoman’ı çağır, Şah’a tanıştırmak istiyorum. Elini öpsün” demiş. Hazırlandım, aşağıya indim. Sofraya yeni oturulmuştu. Atatürk’ün ve Şah’ın elini öptüm. Bilindiği gibi Türk toplumunda ev sahipleri, misafirlerine, çocuklarının becerisini göstermek isterler. Bu bir ölçüde gelenek olmuştur. Atatürk bana, “Şah hazretlerinin seni daha iyi tanımasını istiyorum. Bir şeyler söyle, mesela bir şiir oku” dedi. Şah’ın Türkçe bildiğini de ayrıca söyledi. Ben bildiğim birkaç şiirin isimlerini söyledim. Atatürk, “Türk’lük adlı şiir güzeldir, onu oku” dedi. Sofrada karşılarına geçtim, biraz durakladım. Atatürk “Haydi başla” deyince, “Size bir şey söylemek istiyorum” dedim ve yanına gittim. Kendisine yavaşça, “Bu şiirin bir yerinde Hind’e, Çin’e, İran’a, her yana at salan biz diye bir yer var, aynen okursam, Şah Türkçe bildiğine göre alınmasın, atlarsam belki şaşırırım, ne yapayım” dedim. Atatürk hafif güldü, babama baktı “Şimdiden başımıza bir politikacı mı yetiştiriyorsun, bunu al içeri götür, bir şeyler yaz, gelsin okusun” dedi. İçeri gittik, biraz sonra dönerek babamın yazdığı kısa yazıyı okudum. Şah memnun kaldı, tekrar elini öptüm ve yukarı çıktım.

Yemekten sonra ayrılırken Atatürk babama ”Yarın öğleden sonra bir otomobil yollayacağım, Teoman’ı köşke yolla” demiş.

Atatürk’ün Kazım Özalp’e verdiği imzalı fotoğrafı

Ertesi gün öğleden sonra köşke gittim. Atatürk bana çay, pasta ikram etti. Okuldan bazı sorular sordu. Bir gün evvelki olaydan hiç bahsetmedi. Yalnız “Şah seni çok sevimli bulmuş” dedi. Ayrılırken yeni iki hediye ile onurlandırıldım. Bir tanesi mürekkepli uçla ve kurşun kalem olarak da kullanılabilen, altın zincirli bir altın kalem. Diğeri pirinçten yapılmış bir cami modeli idi. Bu model aynı zamanda bir yazı takımıydı. Minareleri çıkarıldığında kurşun kalem olarak kullanılabiliyor, kubbeleri açıldığında içersinden mürekkep hokkaları çıkıyordu.

Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinde oynarken Atatürk’e görünmekten çekinen kız kardeşim Güner, köşke çağrıldığımızda hiç gitmek istemez, Atatürk’ün kendisine soracağı soruları cevaplandıramamaktan çok korkardı. Ancak bu kez köşke beraber gitmiştik, fakat bu defa Atatürk kendisine hiç soru sormadı.

Bir Cevap Yazın