Sunay Akın imzalı ‘Atatürk’ün Binmediği Uçak’ Hikayesine Cevap

Değerli takipçilerim!

Şu ara sosyal medyada şöyle “Sunay Akın” imzası ile bir mesaj dolanıyor:

“Bazen kimi kurtardığımızı fark edemeyiz.”

Yazıda ki hiç bir anlatım doğru değil. Ya kasıtlı yazılmış, ya bilgi noksanlığıyla yazılmış veya Mustafa Kemâl’i yüceltmek gayesi ile yazılmış; uydurma, kulaktan dolma bir anektod.

Mustafa Kemâl’i bu tür gerçek dışı yaşanmamış şeylerle anektodlarla yüceltemezsiniz.

Neden? Çünkü “O” yaptıkları ile zaten yücelmiş. Bu tür yazanların desteğine hiç ama hiç ihtiyacı yok.

Şimdi kısaca yanlışlara ve yalanlara gelelim.

Mustafa Kemâl 12/ 18 Eylül 1910 tarihinde Fransaya Mareşal Foch komutasındaki “Les Manoevres de Picardie” Pikardi manevralarına gitmiştir. Bu ziyaret sırasında Sunay Akın’ın anlattığı gibi bir olay yaşanmamıştır. Konuda adı geçen Ali Rıza Paşa, namı diğer (Düz taban Ali Paşa) Fransa’da değil İstanbul’dadır ve Harbiye Nazırı’dır. Ayrıca Paşa görevli olarak yurt dışına hiç çıkmamıştır.

Mustafa Kemâl de manevraları izledikten sonra hemen Selanik’e görevinin başına dönmüştür. Düz taban Ali Rıza Paşa ne Mustafa Kemâl’i kurtarmış, ne böyle bir olay yaşanmıştır.

Şayet Suna Akın, bu olayın yaşandığını iddia ediyorsa lütfen belgelerini de ortaya koysun.

Bilgilerinize.

Eriş Ülger


İşte İnternette Dolaşan O Hikaye

Bazen Kimi Kurtardığımızı Fark Etmeyiz…

Fransızlar yeni buluşları olan uçağı tanıtmak için tüm uluslardan katılımcıları davet ederler…

Herkes böyle bir icatın gerçekleşmiş olması nedeniyle şaşkın ve meraklıdır…

Dönemin Osmanlı hükümetine de katılımcı için haber gönderilmiş…

Hükümet icatlara oldukça meraklı olan Ali Rıza Paşa’yı gönderelim o meraklıdır demişler… Ve derhal saraya çağırmışlar…

Kendisine Fransızların buluşundan bahsetmişler ve Osmanlı’yı temsilen gitmesini istemişler…

Ali Rıza Paşa bunu biz yapmalıydık demiş içinden hayıflanarak…

Yalnız demişler paşaya davet 2 kişilik yanına 1 kişi daha al onu da sen belirle demişler…

Ali Rıza Paşa biraz düşünmüş ve bir delikanlı var onu götüreyim demiş…

Neyse Ali Rıza Paşa ve delikanlı Paris’in yolunu tutmuşlar…

Paris’te otele yerleşmişler…ve buluşun gösterileceği gün kalabalık meydan ve pist herkes merakla bekliyor..derken pilot hazırlıklarını yapıyor…üstüne mont giyiyor bir de gözlük takıyor…uçak havalanıyor…

Parendeler taklalar manevralar müthiş bir gösteri… Piste iniyor… Alkışlar arasında iniyor uçaktan…

Herkes kıskanç ama şaşkın …. Bir yetkili bir gönüllü istiyor..pilotun arkasında ona eşlik edebilecek cesareti olan..

Bizim delikanlı atılıyor.. Ben ben… Tamam, deniyor ve delikanlıya gözlük ve mont veriliyor…

Delikanlı montu giyiyor gözlüğü takıyor. Kalabalıktan sıyrılmak üzere iken Ali Rıza Paşa kolundan tutuyor..

Boş ver sen binme bırak başkası binsin diyor…neden diye soruyor delikanlı bir şey mi hissettiniz.. Yok, sen yine de binme evlat diyor… Derken başkası biniyor uçağa..uçak havalanıyor delikanlı öfkeli paşa ya …

Parandeler..manevralar.. Derken uçak alev topuna dönüyor ve piste çakılıyor..2 ölü…

Delikanlı paşaya bakıyor hayretler içinde… Paşa mağrur ve mutlu bir insanı kurtardığı için…ama bir başkası ölmüştü….

Ama kurtardığı bir insan değildi….

Bir ulustu…

Çünkü delikanlı Mustafa Kemal Atatürk’tü….

(Sunay Akın) (“General Celal Erikan, ilk cildi 1964 yılında Türkiye İş Bankası Yayınlarından çıkmış olan Komutan Atatürk adlı kitabının ön sözü)