Osmanlı’nın Yoksul Türkleri, Atatürk Türkiye’sinin Yeni Efendileri

Osmanlı İstanbul’undan fotoğrafımız.

Önde gördüğünüz iki kadın padişahın sözünün bile geçmediği, Osmanlı’nın balını kaymağını yiyen imtiyazlı gayrimüslim kadınlardır.

Hemen arkalarında soldaki sarıklı cübbeliler hiçbir işe yaramayan din bilgisinden yoksun Arap devşirmeleridir. Savaş zamanı askere alınmazlar, İstanbul’da sağda solda boş boş dolanırlardı.

Tıpkı bugün olduğu gibi. Onlar da imtiyazlıdırlar.

En sağda feslilerin arkasındakiler ise, savaş zamanı kanını canını bu devşirmeler uğruna akıtan, barış zamanı ekmek parasını taştan çıkaran Türk hamallarıdırlar.

Hilafetin kaldırıldığı gün kürsüye çıkan yüce Gazi Mustafa Kemâl Paşa der ki;

“Efendiler, Türk ulusu diğer medeni zevatın sahip olduğu haklardan mahrum bırakılamaz. Asırlardır bu aziz milletin sahip olduğu cümle haklar bir sülalenin ebediyeti için hunharca kullanılmıştır. Bu ulus ki, her türlü saadeti, her türlü refahı asırlar öncesi hak etmiştir.”

İşte, Osmanlı’da 600 yıl hamallık ve askerlik yapan biz Türkler, Cumhuriyet’le Atatürk’le birlikte huzura, refaha şu gördüğünüz devşirmelerin zenginliğine, hâklarına kavuşmuştuk.

Değerini bilelim.