Muharrem İnce’nin ‘Mustafa Kemâl De Gediz’de, Kütahya’da Yenildiğinde Geri Çekildi’ İddiasına Cevap

Saygın Okurlarım!

Zorunlu açıklamadır.
Bilgilerinize arz olunur.

Eriş Ülger

Sayın Muharrem İnce!
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı!

12 Haziran 2018 tarihin de Gündem (?) Gazetesine verdiğiniz beyanatta kusura bakmayın UTANMADAN şöyle demişsiniz.

(“Zafer hazırlık” demektir. Mustafa Kemâl de Gediz’de, Kütahya’da yenildiğinde geri çekildi, hazırlıklarını yaptı.Bütün bu hazırlıkları yapıp önümüzdeki seçime böyle gitmek lâzımdır.)

Sizin için “Cahil” desem değilsiniz.
Sizin için “Hain” desem, değilsiniz.
Sizin için “Aptal” desem, değilsiniz.

Ama bilgi sahibi, olmadan fikir sahibisiniz. Böyle olmanız, yukarıda saydığım sıfatlara sahip olmaktan çok daha tehlikeli ve acı veren bir durumdur Sayın İnce.

Çünkü bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanların alçaldığı seviyenin alt sınırı yoktur.

Şimdi beni iyi dinleyin Sayın Muharrem ince!

Size ivedilikle öneririm Gazi Mustafa Kemâl’in “NUTUK”unu okuyun. Okuyun ki Gediz ve Kütahya Savaşlarının ne olup olmadığını Mustafa Kemâl Paşa’nın kaleminden öğrenin.

Mustafa Kemâl ne Gediz ne Kütahya Savaşlarında yenilmemiştir. Yenilmek şöyle dursun, Emperyalist güçlere inanamadıkları bir ders vermiş ve onları aziz vatan toprağında bulundukları yere mıhlamıştır.

Gediz Muharebesi, Ali Fuat (Cebesoy) ve Çerkez Etem’in Ankara Hükümetine haber vermeden ve Ankara Hükümeti’nin iznini dahi alma gereği duymadan, kendi bireysel kararları ve çıkarları nedeni ile Yunanlılarla çarpışmaları dır. Ve sonuçta da 1275 Mehmetçiğimizin, iki kendini bilmezin şahsi hırs ve ikbâli uğruna şehit olmalarıyla sonuçlanmış bir çarpışmadır.

Gözardı edilmemesi gereken bir diğer husus ise, yeni kurulmakta olan “Düzenli Ordu”nun telef olmasına neden olmuş bir savaş dahi değil başına buyruk bir çatışmadır.

Bu çatışmadan sonra Garp Cephesi Kuvayı Milliye Umum Kumandanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa hemen cepheden iki gün içinde Ankara’ya çağrılmış ve kendisine askerlik hayatının sona erdiği bildirilmiş ve İsmet Paşa’nın araya girmesi ile sivil hayata dönerek Moskova Büyük elçiliğine atanmıştır. Bir anlamda sürgüne gönderilmiştir.

Çerkez Ethem ise, zaten topu topu üç bine yakın “Kızan”ları ile etkisiz hale getirilmiştir. Ancak Çerkez Etem ve kardeşi bin bir entrika ile canını kurtarıp kaçmış, Yunanlılara sığınmış ve Yunan cephesinde Türk Ordusuna karşı savaşmış bir korkak, bir hain, bir küstah olarak tarihin derinliklerine gömülüp gitmiştir.

Ayrıca!

Hem öğretmen hem de Cumhurbaşkanı adayı olmanız nedeni ile bilmeniz gerekirdi ki, seçim bir savaş değil, demokrasinin icabı bir mücadeledir.

Bunun dahi ayırdın da olmayan size, bizler nasıl umut bağladık, şu an şaşkınlık ve utanç içindeyim.

Biliniz ki siz seçim de YENİLMEDİNİZ. Seçimi KAYBETTİNİZ. Aradaki farkı bir öğretmen olarak bilmemeniz ayıptan da ötedir Sayın Muharrem İnce.

Diğer taraftan, Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedişinizi, size oy veren bizlere normalmiş gibi göstermek için, hem tarihsel gerçeklere, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtarıcısını ve Kurucusunu hayati önemdeki bilgisizliğiniz ile gerçekleri tahrif ederek “Yüce Atatürk’ün de yenilgi aldığını” iddia etmeniz küstahlıktan da ötedir.

Sayın Muharrem İnce!

Bu gerçek dışı tarihsel yanlışınızı mazur gösterecek “Kişisel cahilliğiniz dışında” hiçbir olgu yoktur.

Bu telâfisi olmayan yanlışınız nedeni ile sizin, Türkün var oluş tarihi ile ilgili olarak bundan böyle tek kelime dahi söz söyleme hakkınız yoktur.

Sayın İnce, bir anlamda sizi kutlarım. Bir ilki başardınız!

Bu günkü Atatürk düşmanları dahi sizin kadar ileri gidip “Atatürk Gediz ve Kütahya Savaşlarında yenilmiştir” dememişti.

Bekleyin Sayın Muharrem İnce!

Yarın “Kütahya Savaşı” ile ilgili olarak sizi bilgilendireceğim. Bilgilendireceğim ki, bir daha böylesine telâfisi olmayan yanlışlar yapmayın.

Konu “Yüce Atatürk” ise siz teferruatsınız Sayın İnce.

S. Eriş Ülger