Minik Hasan Esat’ın Atatürk’le Karşılaşması

Hasan Esat. Henüz 12 yaşında, yüreği Atatürk sevdasıyla çarpan bir çocuktu. Okulların tatil olmasıyla birlikte abisiyle beraber sık sık Moda Koyu’na gelir, sandalla gezintiler yapar, denize girerdi.

81 yıl önce, Hasan Esat ve abisi yine sabahın erken saatlerinde Moda’nın yolunu tutmuştur. Deniz Yarışları’ndan olsa gerek Moda Koyu diğer günlere nazaran o gün biraz daha kalabalıktır. Ağabey, kardeş; vapurların, sandalların arasından sıyrılarak denizin tadını çıkaracakları müsait bir yer arayışına girerler. O an, tüm gemilerin düdükleri aniden çalmaya başlar. Tabi ki, Hasan Esat’ın daha önce karşılaşmadığı bu manzarayla içini kaplayan korku, diğer sandallardan duyduğu ‘Atatürk geliyor’ çığlıklarını duymasıyla yerini tarifsiz bir heyecana bırakır. Atatürk’ün bulunduğu Ertuğrul Yatı, Moda Koyu’nda Hakem Dubası’na doğru gidiyordur. Bunu gören Hasan Esat, abisine biraz hızlanıp, sandalı Ertuğrul Yatı’nın yakınlarına çekmesini söyler. Hani büyük heybetli dağlar vardır, yaklaştıkça büyür, uçsuz bucaksız erişilmez olur. Atatürk de Yatın güvertesinde aynen öyle görülüyordur. Beyaz ceketi ve gömleği, arkaya doğru taranmış saçları, o güzel gök mavisi gözleriyle yarışları izliyordur. Kelimelerin dahi ifade edemeyeceği bir çekiciliği vardır.

Sonrasını mı merak ediyorsunuz?

Öyleyse Hasan Esat’ı dinleyelim:

“Nihayet yat hakem dubasının yanında demirledi. Bizden daha yüksek sınıflar olan talebeler, yattan sarkıtılan halata tırmanarak O’nu görmek için gemiye çıktılar. Onları görünce benim de içimde, Atatürk’ü görmek için büyük bir arzu uyandı. Bu şiddetli arzu ile halata sarıldım. Daha bir metre bile çıkmadan kollarım yoruldu. Büyük bir gayretle biraz daha çıkınca güvertede bununan İsmet Paşa’nın sesini duydum. Bana,

-‘Eğer buraya kadar çıkabilirsen seni Atatürk’ün yanına götüreceğim’, diyordu.

Bu söz bana kuvvet vermişti sanki. Bu kuvvetle biraz daha tırmanınca İnönü,

-‘Gayret küçük, gayret’, diyerek beni teşvik etmeye başladı. Nihayet güverteye çıktım. İnönü beni elimden tutarak Atatürk’ün yanına götürdü ve,

-‘Bu küçük sizi görmek istiyor’, dedi.

Atatürk’ün elini öptüm. Beni kabul etti ve yanına oturttu. Büyük Ata bundan sonra kaç yaşında olduğumu, hangi mektebe gittiğimi, kaçıncı sınıfta okuduğumu sordu. Hepsine cevap verdim. Bu sırada yatta bulunan gazeteciler Atatürk’le beraber fotoğrafımı çektiler ve bu resim o zaman gazetelerde neşredildi. O gün benim için daima en kıymetli hatıra olacak…”


 

Bir Cevap Yazın