Manâsı ‘’KALE’’ Demekti

5 Şubat 1935 Cumhuriyet gazetesi:

‘’Atatürk, Manastır İdadisi´nden beri kullandığı ‘Kemal’ öz adını ilk defa bu bildiride ‘Kamâl’ olarak değiştirmiştir. Bu değişiklikle ilgili olarak Anadolu Ajansı aracılığıyla şu açıklama yapılmıştır:

‘Anadolu Ajansı bildiriyor:

4 Şubat tarihli tebliğde Önder Atatürk´ün öz adının ‘Kamâl’ olarak yazılmış olduğunu gördük. Bu konuda yaptığımız araştırmadan böyle yazılışın neden ve temeli anlaşıldı:

İstihbaratımıza göre Atatürk´ün taşıdığı ‘Kamâl’ adı Arapça bir kelime olmadığı gibi, Arapça ‘Kemal’ kelimesinin gösterdiği anlamda da değildir. Atatürk´ün korunan soyadı, Türkçe, ‘ordu’ ve ‘kale’ anlamında olan ‘Kamâl’dır. Son ‘a’ üstündeki ‘a’ tahfif (inceltme) işareti ‘l’ harfini yumuşattığı için söyleyiş hemen hemen Arapça ‘Kemal’ söyleyişine yaklaşır. Benzeyiş bundan ibarettir.’’

Saygıdeğer Okurlar,

Atatürk düşmanlarının çok güzel strateji geliştirerek saldırdıkları bir noktadır. Mustafa Kemal´in adının Mustafa Kamâl olması. İşin ilginç yanı bunun hakkında halka –ki okul müfredatlarında da açıklama yapılmaz- kitaplarda ya da diğer basılı yayınlarda açıklama yapılmamaktadır. Haliyle de böyle sonuçlar çıkmaktadır.

Mustafa Kemal gerçekten bir Türkçecidir. Öz Türkçeci diyebileceğimiz Mustafa Kemal bir o kadar da milliyetçi bir kimliğe sahiptir. Hayatının her safhasında da bu kimliğini uygulamaya çalışmış en sonunda da ismini dahi Asya´ya adamıştır. Neden Asya? Neden nüfus cüzdanın da Kamâl yazmakta?

İlk olarak Özbekçe ve Kazakça sözlüklerde bakarsak şunu göreceğiz:

Kazakça: Kale / Sur

Özbekçe: Abluka / Kuşatma anlamına gelmektedir.

Her iki dilde de yazılışı ‘qamal’ şeklindedir. Tabi şunu da eklemek gerekiyor ki ‘q’ harfi Türkiye Türkçesinde ‘k’ harfine dönüşmektedir. Daha detaylı açıklayacak olursak:

Türkiye´nin Cumhuriyet´in ilk dönemlerine baktığımız zaman dilde reform hareketleri görüldüğü gibi yeni kelimelerde türetilmeye çalışılmıştır. Tabi her kelime benimsenmeyebilir bu çok doğaldır. Atatürk´ün altı okundan biri ‘milliyetçilik’tir. Bu esaslar üzerinde Türkçeye aşırı önem verilmiş ve bu doğrultuda reform hareketleri yapılmıştır. 1928 yılında yeni bir alfabe bunun en güzel örneğidir. Türk, Türkçe kullanmalıdır. Alfabe olarak Türklere hiçbir şekilde uymayan Arapça-Farsça sentezinden doğan Osmanlıca jargonu terk edilmelidir. Bu Osmanlıca jargonu yüzünden de halkın ne kadar okuma yazma bildiğini hepimiz biliyoruz! Tarihte bunun en ilginç örneği Büyük Selçuklu Devleti´ne aittir. Büyük Selçuklular Arapça’yı din ve bilim dili, Farsça’yı edebiyat ve devlet dili, Türkçeyi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.

İlaveten şunu da söylemek isterim Atatürk büyük bir Türkçeci demiştik. Nüfus cüzdanında Mustafa ismini kullanmamasının sebeplerinden bir tanesi budur. Bir tanesi demek zorundayım çünkü elimizdeki bulgular neticesinde konuşmak gerekiyor. Farklı ve hiçbir kimsenin bilmediği sadece Atatürk´ün kendine has sebebi varsa bunun üzerine teoriler üretemeyiz.

Kısacası… Mustafa Kemal´de Mustafa Kamâl´de bizimdir. Kemal´e uygun olması bakımından ikinci ‘a’ harfine şapka eklenmiştir –ki resmi yazışmalarda ilk önce Kamâl kullanılsa da Kemal ismi de kullanılmıştır.

Atatürk´e gereksiz yerlerden saldırmaya çalışmanın hiçbir anlamı yoktur. Hatta gidip İbranice ve Yunanca gibi bile isteye bu dillerde Kamâl ismini araştırıp önümüze bizim dilimizdeki olumsuz anlamlarını koymanın hiçbir anlamı yoktur! Herhangi bir dildeki kelimenin farklı bir dilde yine farklı bir anlamı olabilir.

Bizim bildiğimiz ve araştırmalarımız neticesinde ulaştığımız şey Mustafa Kemal´in büyük bir Türkçeci olduğu ve bu konuda hassas davrandığıdır.

Ve Tarihçi Mustafa Solak konu hakkında şöyle demektedir: (1)

‘Kamâl’ kelimesine sözlüklerde rastlanılamamıştır.

1937’den itibaren Atatürk özel yazışmalarında ‘Kamâl’ın yanı sıra ‘Kemal’ adını da kullanmaya başladı. Nutuk’un 1938 yılı baskısı “Kemal Atatürk” imzasıyla çıktıktan sonra da karışıklık bitti. Ancak, Atatürk ölümüne kadar hem “Kemal Atatürk” hem de “Kamâl Atatürk” yazılı iki adet nüfus cüzdanını kullanmıştır.

Buradan çıkarabileceğimiz sonuç Kamâl üzerinde çalışmalar yapılarak türetilmiş bir isimdir. Bakınız, Atatürk 1937 yılından sonra Kemal ismini de kullanmaya başlıyor ve iki nüfus cüzdanına sahip. Yani yukarıda belirttiğim gibi her kelime dile yerleşmeyebilir. Osmanlı´da bunun en güzel örneği ‘’Genç Kalemler’’dir. Osmanlı´yı ‘’Türkçe’’ye döndürmek için mücadele etmişlerdir.


26.05.2018

Ayberk KIZILKAYA


KAYNAK: : https://odatv.com/kaml-ismi-nereden-geliyor-1411151200.html