Kurtuluş Savaşı’nın En Namlı Kumandanı Halit Paşa Meclis’te Vuruluyor

Bir kanun teklifi yüzünden çıkan çatışmada, Ali Çetinkaya’nın tabancasından çıkan kurşun Halit Paşa’nın sol böğrüne saplanmıştı. İstanbul’dan gelen doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayan cesur asker, son nefesinde bile Mehmetçik’i düşünüyordu…


Kurtuluş Savaşı’nın, Ordu içindeki en namlı kumandanlarından biri de Halit Paşa’dır. Lakabı “Deli” olan Halit Paşa mert, cesur, vatansever bir askerdi. İsmail Hakkı Tekçe’nin hatıralarının başında da görüleceği gibi, kendisini Atatürk’ün hizmetine Halit Paşa göndermişti. Atatürk, Halit Paşa’ya bir yazı yazıp “refakat zabiti” istiyor, o da Üsteğmen İsmail Hakkı Bey’i Mustafa Kemal Paşa’nın emrine gönderiyordu. Halit Paşa’nın emriyle Mustafa Kemal Paşa’nın emrine giren İsmail Hakkı Tekçe eski kumandanının, Meclis’te Ali Çetinkaya tarafından vurulduktan sonra, son nefesini verirken de yanında bulunmuştur. Üzerinde hala çeşitli söylentiler dolaşan bu olayı İsmail Hakkı Tekçe söyle anlatır:

“Halit Paşa emekli subaylar hakkında bir kanun teklifi hazırlamış. Kendisi Ardahan milletvekili. Kanun teklifi emekli subayların daha müreffeh bir hayat yaşamalarını öngörüyor. ‘Kel Ali’ namıyla maruf Ali Çetinkaya İstiklal Mahkemesi mensubu olan arkadaşlarıyla Meclis’te oturuyormuş. Halit Paşa kanun teklifini imzalamaları için onlara götürmüş. İçlerinden biri bu kanun teklifini imzalamıyor ve Halit Paşa’yı sinirlendiriyor. Sonra kendisi de bir kanun teklifi hazırlayıp Halit Paşa’ya götürüyor. Halit Paşa da bu teklifi imzalamıyor ve aralarında nahoş bir hava geçiyor. Halit Paşa çok müteessir olarak Meclis’ten çıkıyor. Fakat yolda giderken olayı bir türlü hazmedemiyor. Geri dönüyor ve Ali Çetinkaya ile arkadaşlarının bulunduğu odanın kapısını tekmeyle açıp çift tabancasını çekiyor. Başlıyor iki tabancayla ateş etmeye. Diğerleri kendilerini yerlere atıp kurtuluyorlar. Ali Çetinkaya üzerine fırlıyor ve göğüs göğüse geliyorlar. Kapının önünde bir iki basamak var. Ali Çetinkaya’nın ayağı buna takılıyor ve yere düşüyor. Halit Paşa da üzerine çıkıyor. Bu sırada yerde olan Ali Çetinkaya aşağıdan tabancasını çekip ateşliyor. Bu sırada ben Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Cumhurbaşkanlığı locasındaydık. Meclis müzakerelerini takip ediyorduk. Ali Çetinkaya’nın tabancasından çıkan kurşunun sesini çok yakından duyduk. Daha önce de birkaç ses duymuştuk ama, tabanca sesi olduğuna ihtimal vermemiştik. Bu defa tabanca atıldığı belliydi.

Mustafa Kemal Paşa bana döndü. ‘Bak bakalım!’ dedi, ‘Ne oluyor?’ Hemen aşağıya koştum. Ali Çetinkaya’yı bir arkadaşı almış götürüyordu. Halit Paşa da duvara dayanmıştı. Rengi sapsarıydı. Bu sırada Rüştü Paşa da geldi ve koluna girerek Maliye Komisyonu’nun çalıştığı odaya götürüp yatırdık. “Hadise duyulur duyulmaz Meclis müzakereleri tatil edildi, savcı gelip Halit Paşa’nın ifadesini aldı. Halit Paşa olayı yukarıda naklettiğim şekilde anlattı:

‘Kel Ali’yi altıma aldım. O da alttan ateş ederek beni vurdu!’ Ali Çetinkaya da ifade verdi. O da ‘Nefsimi müdafaa etmek için vurdum’ diyordu.

Ben Halit Paşa’nın yanındaydım. Bana ‘Mustafa Kemal Paşa’ya git, söyle’ dedi. ‘İstanbul’dan doktor çağırtsın!’

Hemen Paşa’ya koştum. ‘Efendim Halit Paşa yaralı. Sizden rica etti. İstanbul’dan doktor istiyor.’

Mustafa Kemal Paşa, olaydan çok üzüntü duymuştu. Halit Paşa’yı severdi. Derhal İstanbul’dan operatör getirilmesi için emir verdi. Halit Paşa’nın yarası sol böğründeydi. İstanbul’dan gelen doktorlar gerekli tedaviyi yaptılar. On gün kadar mecliste yattı. Ama yattığı yerde zatürre oldu. Nöbetçi arkadaşlara ‘Aman, ağırlaşınca bana haber verin!’ diye tembih etmiştim. Kumandanımın son anında yanında bulunmak istiyordum. Zaten her gün ziyaretine gidiyor ve emirlerini soruyordum. Fakat bir şey söyleyemiyordu. Bir gece telefon edip ‘Paşa ağırlaştı!’ dediler. Hemen Meclis’e koşup yanına girdim. Komaya girmişti zavallı. Son nefesini verirken bile, ömrünü birlikte geçirdiği, cepheden cepheye birlikte koştuğu silah arkadaşı ‘Mehmetçik’ için çırpınıyordu:

‘Levazım reisini çağırın! Niçin askerin kışlık elbisesi verilmedi?’

‘Levazım reisi buraya gelsin! Yemekler niçin bozuk?

Halit Paşa son nefesinde böyle bağırıyordu. Biraz sonra ruhunu teslim etti. Son anında bile askeriyle uğraşıyordu. Allah rahmet eylesin! Çok temiz, vatansever, cesur, kıymetli bir insandı.”


Kaynak: Muhafızı Atatürk’ü Anlatıyor, Emekli General İsmail Hakkı Tekçe’nin Anıları, Yayına Hazırlayan: Hasan Pulur, Kaynak Yayınları