Atatürk Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye Çevrilmesini Emrediyor

Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye Çevrilmesi Faaliyetleri

Kur’an-ı Kerim ilk kez Türkçeye 1922 yılında Çağatay lehçesiyle çevrilmişti; fakat bu çeviri eser Osmanlı Türklerinin ihtiyacını karşılayacak durumda değildi. Keza Cumhuriyet dönemine kadar da gerçek manada bir Kur’an-ı Kerim tercümesi yapılamamıştır.

Osmanlı Devleti döneminde, Kur’an-ı Kerim çevirisi yanında uzun süre Kur’an-ı Kerim tefsiri de yapılmamıştı. 

Atatürk Sivas’ta Hocalarla yeni Türk alfabesi hakkında konuşuyor. Yıl 1928
Türk toplumunun ilmi bir bakışla gerçekleştirilecek Kur’an-ı Kerim tefsir ve tercümesine ihtiyaçı ortadaydı. İşte bunu gören Atatürk, bu konuda hiçbir dönemde olmadığı kadar ciddi çalışmalar başlatmıştır. 
O dönemde 1924 ve 1926 yıllarında yapılan Kur’an-ı Kerim tercümeleri yeterli görülmemiş bu nedenle 1927 yılında Atatürk’ün talimatıyla İsmail Hakkı İzmirlinin hazırladığı Kur’an-ı Kerim tercümesi daha fazla beğenilmiş ve yaygınlaşmıştır.

Cumhuriyetin ilk Kur’an-ı Kerim tefsiri, Atatürk’ün isteğiyle hazırlanan, Konyalı Mehmet Vehbi Efendi’nin, “Hülasatü’l Beyan Fi Tefsir’i Kur’an” adı eseridir.

Atatürk’ün talimatları ile Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri ise, 1924 yılıdaki meclis kararından sonra oluşturmaya başlanmış ve bu eser 1936 yılında basılmıştı. Söz konusu eser, 10 ciltlik dev bir eserdir. Bu eserin şimdiye kadar bir eşi daha yapılamamıştır. Tefsir dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmış ve Türkiye’nin dört bir yanına ücretsiz olarak dağıtılmıştır.
Atatürk İstanbul’a uzun süreden sonra ilk kez gelişi günlerinde bir gezinti sırasında.

Gazi Mustafa Kemal, nasıl bir tefsir istediğini yedi maddeyle özetlemiş ve Elmalılı hoca da tefsirinde bunların hepsini gerçekleştirmiştir: Bu yedi madde şöyledir:
1. Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.

2. Ayetlerin iniş sebepleri kaydedilecek.

3. On okuma tarzını geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek.

4. Gerektiği yerlerde kelime ve terkiplerin dil izahları yapılacak. 

5. İtikatta ehlisünnet ve amelde Hanefî mezhebine bağlı kalmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer’i, hukukî, içtimaî ve ahlâkî hükümler açıklanacak. Ayetlerin ima ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefî konularla ilgili bilgiler verilecek. Özellikle Tevhid konusunu ihtiva eden ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetler genişçe izah edilecek. Konuyla doğrudan ya da dolaylı ilgisi bulunan Islâm tarihi olayları anlatılacak.

6. Batılı müelliflerin yanlış yaptığı noktalarda okuyucunun dikkatini çekecek gerekli açıklamalar yapılacak.

7. Eserin başına Kur’an hakikatini açıklayan ve Kur’an ile ilgili bazı önemli konuları izah eden bir mukaddime yazılacak.

Yukarıda bahsi geçen eserler başta olmak üzere, Cumhuriyet’in ilk 15 yılında Kur’an-ı Kerim’in tefsir ve tercümesi üzerine 9 adet eserin yazılıp yayımlandığı bilinmektedir. 
Atatürk’ün İslâmiyet’in en temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye tercüme ettirmiş olması, Kur’an-ı Kerim’in mantığına da son derece uygundur.
Atatürk İran Şahı Rıza Pehlevi ile Ankara’da. 1934
Gazi Mustafa Kemal, Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye tercüme ettirmek suretiyle, yüzyıllardır ihmal edilmiş olan bir Kur’an-ı Kerim’in “Biz onu anlaşılsın diye indirdik” hükmünü de uygulanmıştır. Üstelik Atatürk, bu konunun büyük bir öneme sahip hassas bir konu olduğunu bildiği için Kur’an-ı Kerim’in tefsir ve tercüme görevini bizzat Elmalılı Hamdi Yazır gibi İslâm ve Kur’an-ı Kerim kültürüne derinlemesine vakıf bir insana vermiş olması elbette ki sıradan bir olay değildir. Bu aynı zamanda İslâm dinine göre her işin ehline bırakılması mantığına da son derece uygun bir yaklaşımı simgeler. İşte görevin verildiği Muhammed Hamdi Yazır’ın yaptığı Kur’an’ı Kerim tefsiri bugün bile taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği alanında aşılamamış, mükemmel bir tefsir olarak ortada durmaktadır. Elmalılıdan önce de Türkçe kaleme alınan tefsirler vardı. Fakat en azından Lâtin harfleriyle ve Hak Dini Kur’an Dili hacimli bir tefsirin bulunmadığını rahatça söyleyebiliriz. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bu konuda şu değerlendirmeleri yapmaktadır:

“Cumhuriyet’i kuran irade İmparatorluğu içerden kemirerek yıkan hurafenin tabelâlarını devirdikten sonra; en güzel dinin esasını kitleye tanıtmanın ilk ve önemli adımını hayranlık verici bir basiret ve dirayetle atmıştır. O adım, çağın en büyük müfessiri Elmalılı Hamdi Yazır’a, T.B.M.M’nin karar ve isteğiyle hazırlatılan Kur’an tercüme ve tefsiridir. Yani 10 ciltlik o aşılamamış Elmalılı tefsiri. Atatürk, hep görmezden gelinen, ama temel çözümün hareket noktası olan bu icraatında, sadece aklının değil, gönlünün de işin içinde olduğunu vurgulamak için, tefsirin finansmanına para olarak bizzat katkıda bulunmuştur. Türkiye’de İslâm konusunun her seviyede en güvenilir, en değerli başvuru kaynağı hala Elmalılı Tefsiri’dir. 50 yılı aşkındır, amansız bir din sömürüsü ile ülkenin anasını ağlatan politikalar ve din ticareti, sövüp durdukları devir ve kişilerin vücuda getirdiği, o, 9 ciltlik eserin değil yerine, yanına bile koyabileceğimiz bir şey henüz üretilememiştir.” 
Kaynak:Atatürk’ün İslam’a Hizmetleri, Turan Bozkurt