Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Serbest Fırka

Serbest Fırka

Mustafa Kemal Paşa daha önce de belirttiğim gibi, Meclis’te birden fazla partinin bulunması ve hükümetin bir murakabeye tabi tutulmasını gerçek demokrasiye geçiş yönünden önemli bir adım sayardı. Gerçi daha önceki yıllarda, Milli Mücadele süresinde, muhalif mebusların doğurdukları sıkıntılar, daha sonraları Terakkiperver Fırka denemeleri çok iyi intibalar bırakmamıştı. Fakat yeni bir denemeye girmenin zamanının geldiğini düşünüyordu.

1930 yılının yaz aylarında Meclis tatile girmişti. Mustafa Kemal Paşa’nın daveti üzerine Dolmabahçe’den Yalova’ya gittim. Yeni bir fırka konusunu açtı ve kurulmasını düşündüğü fırkanın başına çok eski arkadaşı Fethi Bey’in (Okyar) geçmesini istediğini söyledi. İstanbul’da bulunan Fethi Bey’le İsmet Paşa’yı Yalova’ya davet ettik ve Mustafa Kemal Paşa düşüncelerini anlattı. Fethi Bey çok istekli görülmüyordu.

Sonuçta “Bir şartla kabul ederim” dedi. “Fırkalar arasında tarafsız kalacaksınız ve benimle beraber çalışmak isteyen arkadaşlara gönül rızasıyla müsaade edeceksiniz.” Şartlar makul görüldü ve Fethi Bey derhal çalışmalarına başladı. Mustafa Kemal Paşa tarafsızlığını göstermek için kız kardeşi Makbule Hanım’ın ve yakın arkadaşı Nuri Bey’in (Conker) Serbest Fırka’ya katılmalarını istedi. Ayrıca Meclis’te eskiden beri hükümeti tenkit eden mebusların Serbest Fırka’ya geçmelerini teşvik etti. 12 Ağustos 1930’da Serbest Fırka kuruldu, beyannamesini yayınladı, fakat mebuslardan fazla ilgi görmedi, ancak halkın bu fırkayı benimseyerek karşıladığı anlaşılıyordu.

Fethi Bey halka karşı yapacağı ilk konuşma için İzmir’i seçti ve kurucu arkadaşlarıyla beraber İzmir’e gitti. Kendisine kolaylık gösterilmesi için hükümet tarafından valiye talimat verildi. İzmir’deki karşılamanın beklenilenin üstünde çok muhteşem olduğu ve bu arada halkın, hükümet, Halk Fırkası Ve İsmet Paşa aleyhine gösteri yaptığı haberleri geldi. Validen ve İzmir’deki Halk Fırkası merkezinden bilgi istedik. Alınan cevaplarda karşılama töreni önemsiz gösteriliyor, birtakım fırsatçıların kalabalıktan yararlanarak fesat çıkarmak istedikleri yazıyordu.

Fethi Bey ise izmir’in bütün ileri gelenlerinin, çok sayıda halkın karşılamaya katıldığını, hiçbir yolsuz hareket olmadığını duyuruyordu. Ben ailemle birlikte gemi ile Bandırma üzerinden Balıkesir’e hareket etmiştim, oradan lzmir’e geçmeyi düşünüyordum. Mustafa Kemal Paşa yolda beni telgraf başına çağırttı, “Hiç durmadan İzmir’e gitmemi oradan inceleme yapıp gerçek durumu acele kendisine bildirmemi” istedi. İzmir’e vardığımda ilk yaptığım incelemede, halkın hükümet kuvvetlerine karşı geldiğini, Halk Fırkası merkezine tecavüz ettiğini, Başvekil İsmet Paşa’nın resimlerini duvarlardan indirdiklerini, olayı yumuşatmak düşüncesiyle bir meydanda konuşma yapmak isteyen Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’i susturduklarını öğrendim.

O gece vilayette Fethi Bey, Mahmut Esat Bey, Nuri Bey, Halk Fırkası Müfettişi Zühtü Bey, Kumandan Hüseyin Hüsnü Paşa ve Vali Kâzım Paşa (Dirik)’yı bir toplantıya çağırdım. Hepsinin Mustafa Kemal Paşa’ya olaylar hakkında ayrı ayrı yazdıkları şifreleri okumalarım istedim. Birbirleri aleyhinde ağır sözler yazdıklarından buna taraftar olmadılar. “Mustafa Kemal Paşa’nın emri böyledir, okuyalım, tartışalım ve bir sonuca varalım” dedim. Telgrafları getirterek okumaya başladım. Bazı ağır sözleri yumuşatarak okumama rağmen, büyük tartışmalar çıktı. Her kelimeyi yumuşatmanın imkanı yoktu. Vali Kâzım Paşa, Fethi Bey için, “Ayak takımı ile omuz omuza hemhal” Fethi Bey, Vali Paşa için “Palavracı”, Mahmut Esat Bey için “Bedmest” sözlerini kullanıyorlardı. Aralarında kavgaya bile teşebbüs ettiler. Zorla oturttum, uzun tartışmalardan sonra ortaya çıkan gerçek durumu bir rapor olarak Mustafa Kemal Paşa’ya yazdım. Raporun birçok yeri ilk yazılan şifrelere uymuyordu. Tekrar itiraz ettiler, ancak sonunda kabul ettiler ve hepsine ayrı ayrı imza ettirdim, zorladım, barıştılar, hep beraber ordumuzun İzmir’e girerken şehit olan askerlerinin mezarlarını ziyarete gittik, çünkü sabah olmuştu.

Fethi Bey daha sonra Balıkesir’de ve diğer bazı yerlerde benzer şekilde gösterilerle karşılandı. Bazı yerlerde gerici kışkırtıcıların karşılamalara karıştıkları ve din propagandası yaptıkları anlaşılıyordu. Mustafa Kemal Paşa bu konuda çok hassastı, faaliyetlerin inkılaplar aleyhine bir yöne doğru gitmekte olduğunu müşahade ediyordu. Fırkalar arasındaki durumu anlatan ve Halk Fırkası’nı koruyan bir açıklama yaparak Cumhuriyet gazetesinde yayınlattı. Bu beyanattan bir süre evvel Mustafa Kemal Paşa’nın Fethi Bey’le aynı görüşte olduğunu söyleyen propagandalar yapılıyor ve ikisinin yan yana fotoğraflarından yapılmış rozetler dağıtılıyordu. Kemal Paşa’nın açıklaması bu propagandaları susturuyordu, ancak onun, fırkalar arasında tarafsız kalacağı konusunda Fethi Bey’e vermiş olduğu teminat bozulmuştu.

Meclis’in sonbahardaki ilk toplantısında Serbest Fırka konusu görüşüldü. Mebuslar, Serbest Fırka bahanesiyle irticanın faaliyete geçtiğini, dini kışkırtmanın arttığını delillerle anlattılar. Fethi Bey cevabında olayların fazla büyütüldüğünü söyledi. Bir karara varılamadı. Mustafa Kemal Paşa bu halin devamını memleket için zararlı görüyordu. 17 Kasım 1930 günü yapılan Meclis toplantısından sonra Fethi Bey odama geldi, Mustafa Kemal Paşa’ya “Serbest Fırka’nın devamını mahsurlu gördüğünden fırkayı kapattığını” bildirdi. Fırka tüzüğünün bir maddesinde, gerekli gördüğü takdirde fırkayı kapatma yetkisi Reise verilmişti. Serbest Fırka denemesinden sonra Mustafa Kemal Paşa bir daha yeni bir parti kurulması konusunu ortaya atmadı. Hatta bir fıkir olarak bile konuşmadı.

Kaynak:Atatürk’ten Anılar, Kazım Özalp – Teoman Özalp, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mart 1998 ISBN: 975-458-042-2

Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Merkez Bankası’nın Kuruluşu

Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Merkez Bankası’nın Kuruluşu