Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Arnavutluk İsyanı ve İlk Şapka Konusu

Arnavutluk İsyanı ve İlk Şapka Konusu

31 Mart Olayı’ndan birkaç ay sonra Rumeli’ye dönmüştük. Mahmut Şevket Paşa Harbiye Nazırı olarak İstanbul’da kalmıştı. Mustafa Kemal, Üçüncü Ordu Erkânı Harbı görevine devam ediyordu. Bir süre sonra Arnavutluk’ta bir isyan çıktı, oraya yollanan kuvvetler yetersiz kaldı. Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa Eylül 1910’da Selanik’e gelerek yeni bir kuvvet hazırlamaya ve başına geçmeye karar verdi. Mustafa Kemal’le beraber, ben, sınıf arkadaşım Nuri (Conker), Kara Vasıf, Şükrü Naili, Aziz ve Bahaeddin beyler karargahta görevlendirildik. İsyanın bastırılması birkaç ay sürdü. Arnavut halkın elindeki bütün silahları toplattık. Karargah ile dönerken bir gün Deçan Manastırı’nın yanında dere kenarında mola vermiştik. Subayların giyimleri gerçekten çok kötü idi. Özellikle püskülü kopuk, kalıbı bozuk fesler disiplinli bir subay giyimine hiç yakışmıyordu. Mahmut Şevket Paşa, “Bu serpuş işine bir çözüm bulunmalıdır” görüşünü ortaya attı ve fikrimizi sordu. Mustafa Kemal hiç beklemeden “Şapka kabul edilmelidir” cevabını verdi. Her zaman batılılaşmaya çok önem veren Mustafa Kemal’in bu cevabı, Mahmut Şevket Paşa’ca beklenmiyordu. Paşaya göre bu atılım çok cazip olmakla beraber tepki uyandırabilirdi, bu fikri ortaya atmak biraz erkendi, belki bir geçiş yapmak daha faydalı olacaktı. Uzun tartışmalar yaptık. Sonuçta subaylar için kalpak, erler için kumaştan yapılmış siperliksiz başlıklar uygun görüldü. En azından orduyu festen kurtaracaktık. Kahverengi kalpak giymeye karar verdik. Mustafa Kemal’e göre bu bir yarım tedbirdi, ancak bir geçiş olabilirdi. “Bir gün gelecek asker, sivil hepimiz şapka giyeceğiz” diyordu.