Kâzım Özalp’in Atatürk Anıları, Ali Saip Olayı

Milli Mücadele’de hizmetleri görülmüş, İstiklal Mahkemesi’nde çalışmış olan Ali Saip Bey, mebus olarak da çalışkan ve faal bir arkadaşımızdı.

Bir gün, değişik sebeplerle Türkiye’den Suriye’ye giden veya kaçan kimseler tarafından, Atatürk’e karşı bir suikast düzenlenmekte olduğu ihbar edildi. Bu gibi kimseler arasında Çerkez Ethem’in adamlarının da bulundukları söyleniyordu. Suikast düzenlemek isteyenler, huduttan gizlice Türkiye’ye geçerek o bölgede bulunan Ali Saip Bey’in çiftliğine saklanmışlar ve orada çalışan bazı adamlarla da anlaşmışlardı. Söylendiğine göre Ali Saip Bey’in de durumdan haberi vardı. Atatürk, bu konudaki bütün ihbarları ve tahkikat raporlarını inceledi. Anlaşıldığına göre Ali Saip Bey’in güvendiği adamlarından biri daha önceden Suriye’ye geçmiş ve orada tertipçilerle konuşmalar yapmıştı. Hatta bazı delillere göre, Ali Saip Bey’in bu konuşmalara katıldığı ihtimal içersinde görülüyordu. 19 Ekim 1935’te Suriye’den Kilis yoluyla sızan bu kişiler yakalandılar. Mahkeme incelemesini ilerletmiş, Ali Saip Bey’in dokunulmazlığının kaldırılmasını Meclis’ten istemişti. Atatürk de bir suikast düzenlendiğine iyice inanmıştı. Meclis’te hükümet bilgi vermiş mebuslar konuşmuş Ali Saip Bey müdafaasını yapmıştı. Sonuçta dokunulmazlığın kaldırılmasına karar verildi. Mahkeme Ali Saip Bey’i, çiftliğinde çalışan ve şüpheli görülen bazı adamları tutukladı. Atatürk mahkemenin gidişini günü gününe izliyordu.

Bir gün Çankaya Köşkü’ne gittiğimde onu mahkemede alınan ifadeleri ve yeni bilgileri inceler buldum. Alınan bilgilerden suikast teşebbüsünün gerçek olabileceği anlaşılıyordu. “Suriye tarafındakiler böyle bir hazırlık yapabilirler, ancak Ali Saip Bey mebustur, çiftlik sahibidir, sizden daima iyi muamele görmüştür, neden böyle bir işe teşebbüs etsin” dedim. “Tertipçilerin hazırlık için Ali Saip Bey’in çiftliğini seçtikleri kesindir. Ali Saip Bey’in bundan haberdar olmamasına imkan yoktur. Anlaşılıyor ki, Cumhuriyet’ten sonra kendisine ümit ettiği bir mevkii vermediğimizden, bana kızgın ve hatta düşmandır, sizlere de kırgındır” diye cevaplandırdı. Mahkemenin Ali Saip Bey için bir mahkumiyet kararı vereceğini tahmin ediyordu. Ancak mahkeme heyeti Ali Saip Bey’i beraat ettirdi. Atatürk karardan sonra bu konu üzerinde hiç durmadı, “Mademki mahkeme beraat kararı vermiştir, karar doğrudur. Mahkeme kararlarına karşı her zaman saygılı olmalıyız, adliye gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz” diyordu. Bir süre sonra Ali Saip Bey’i köşkte kabul etti ve kendisine yakınlık gösterdi.

Kaynak:Atatürk’ten Anılar, Kazım Özalp – Teoman Özalp, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mart 1998 ISBN: 975-458-042-2