İzaha Lüzum Yok

Günlerden bir gün Atatürk, memleketi dolaşmaya çıkmıştı. Cumhurbaşkanının ancak bir iki dakika durarak yoluna devam edeceği ufak bir kaza merkezinde, kaymakam, emniyet amiri, memurlar ve kaza ileri gelenleri toplanmışlar, Atatürk’e tâzimlerini arz edeceklerdi. Cumhurbaşkanını görmeye gelen halk ise geride toplanmıştı. 

Atatürk’e dert yanmak için bir iki kadeh atmak suretiyle cesaretlenmiş iki köylü ise, polis tarafından kenara atılmıştı. Fakat tesadüfe bakın ki, Atatürk’ün vagonu tam bu iki köylünün önünde durdu. Atatürk vagonunun açık penceresinde duruyordu. 

-Nasılsınız bakalım? 

-Halimiz perişan paşam! 

Atatürk şaşırdı: 

-Canım siz köylü değil misiniz? Haliniz nasıl perişan olur? 

Kaymakam ve diğer memurlar hemen seğirtmişler ve Cumhurbaşkanının rahatsız edimesinden dolayı özür dilemeye başlamışlardı. Atatürk, bir bakışla hepsini susturdu ve köylülerle konuşmaya devam edeceğini ima etti. 

Köylüler dert yanmaya başladılar: 

-Paşam köyümüz sıtmadan mahvoluyor. 

-Peki, size doktor uğramaz mı, sıtma mücadelesi gelmez mi? 

-Paşam, bize ancak tahsildarla jandarma gelir. Sıtma mücadelesi diye birşey duyduk ama, bizim köyde öyle bir şey yok… 

-Kendiniz bir doktor getiremez misiniz? 

-Paşam, parayı nereden bulalım, köyde sağlamdan çok hasta var. 

-Canım köylü değil misiniz, çiftliğiniz, davarınız yok mu? 

-Paşam, sen çiftlikten ne anlarsın ki? 

Atatürk güldü: 

-Canım ben de çiftçiyim. Hem de numune çiftliğim bile var. 

-Bizim köyde çiftliğimiz, miftliğimiz yok. Biz fakir rençberleriz. Üstelik bizimle alay edersin Paşam. Bize deva bul, köyümüz mahvoluyor.  

Atatürk, arkada bekleyen yavere döndü ve kulağına bir şeyler fısıldadı. Yaver köy için bir çek doldurdu. Kaymakam yaklaştı: 

-Paşam, müsaade buyurursanız izah edeyim… 

Atatürk, kaymakamın lafını kesti: 

-Hiçbir izaha lüzum yok. Vekalet emrine alındınız! 

Bu esnada yaver çeki doldurmuştu. Atatürk köylülere uzattı: 

-Köyünüz için ilk yardım bu paradır. Köyünüze doktor ve ilaç getireceğim ve mesulleri cezalandıracağım, merak etmeyin. 

Köylüler Atatürk’ün elini öperken biri dayanamadı: 

-Paşam, memurların çoğu hırsız, dedi. 

-Hırsız olduklarını ben de biliyorum. Fakat bu memleketi hırsızlarla da olsa bile kalkındıracağım. Haydi hoşça kalın. 

-Güle güle Paşam, yolun açık olsun. 


Prof. Herbert MELZIG 

(Kemal Arıburnu-Atatürk’ten Anılar S: 275)